Dengbêjliği yeni nesillere aktarmak istiyorum

- Newaya Jin
238 görüntüleme

Kültürel soykırım kıskacını güçlü sesleri ile yıkmaya çalışan dengbêj kadınlar, seslerini dağlara bırakırcasına mücadele etmeye devam ediyorlar. “Kürtlerin yaşadığı tüm bu acıların kalbinde kadınlar yer alıyor” diyen dengbxalide-demirkapu-2êj Xalide Demirkapu, sesi ile Kürt kültürünün direnişini yükseltiyor.

“Guhdarên ezîz dengê radyoya Erivanê, klamê cimeta Kurdan” (Değerli dinleyiciler Erivan’ın sesi radyosundan Kürt toplumunun şarkıları) sözlerinin duyulduğu köylerde, sadece bir radyonun bulunduğu evlerde büyük heyecan uyandırırdı dengbêjlerin sesleri. Kürtlerin tarihini tahrip ederek belleklerini silme, göçe zorlayarak asimilasyona tabi tutma gibi saldırılarla birlikte yürütülen politikalardan bir diğeri de Kürtlerin kültürel soykırıma uğratılmasıdır. Kökeni çok eskiye dayanan bu politikalara karşı kadim dengbêjlik geleneğini bir mücadele aracına dönüştüren Kürt dengbêjler, tarihi, dili, kültürü bu yolla günümüze kadar taşımışlardır. Bu sesi kaldığı yerden yakalayıp günümüzde de devam ettirmek isteyen kadın dengbêjlerden Xalide Demirkapı, Med Kültür Merkezi’nde kurulan “Mala Dengbêjan” projesinde yer almasını ve dengbêj kadınları anlattı.

‘Halay, ritim, ses…’

Ailesindeki dengbêj kadınların serüvenlerini ve seslendirdiği birçok parçayı ailesindeki kadınlardan öğrendiğini anlatan Xalide, “Yazın yaylalarda düğün mevsimiydi. Belleğimi oluşturan şu üç kelime; halay, ritim, ses… Çoban billurunun dışında başka bir enstrümantal yoktu. Halayın folklorik ezgilerinin ve ‘geleri’ dediğimiz o hafızanın içinde yoğrulmuş olmak, çocukluğumdan ilham almak en büyük zenginliğim. Babaanneme ‘gula govendê’ deniliyordu. Bu yüzden sesi ve oyunlarıyla düğünlerin gözdesiydi. Ama babaannem, halayda yanına dengi birini almak yerine benim ellerimi tutuyordu. Ve ezgide nakarat dönerken ‘İşte, burada şu sözleri söyleyeceksin’ diye fısıldıyordu. Ellerini sıkı sıkıya tuttuğum babaannemin adımlarına çocuk adımlarımı uydurmaya çalışırken o ince çocuk sesimle şarkılar söylüyordum” şeklinde dile getiriyor, dengbêjlikle büyüdüğü yılları.

‘Sesimizi, dağa bırakıyorduk…’

manset“Bu kadınlar ve ezgileriyle büyüdüm” diyen Xalide, kadınların Teşî eğirirken ya da Beri’ye (süt sağmaya gitmek) giderken şarkı söylediklerini dile getiriyor. Xalide, ailesindeki kadınları kendi deyimiyle, “Sesini dağa bırakan kadınlar” olarak tanımlıyor. Xalide, dağda yankılanan sesin o hikâyesini şu şekilde anlatıyor: “Beri’ye çıktıklarında başlıyorlarmış şarkılarını söylemeye. O sırada yoldan geçen atlılar, şarkı söyleyen kadınların sesini duyunca atlarından inip dinliyormuş.”
Xalide, seslendirdiği, “Werî Yeman”, “De lê lê Mihubê” gibi birçok eseri sesi çok güzel olan teyzesinden derlediğini söylüyor.

‘Babam arşivini bana bıraktı’

Babasının çok iyi kaval çaldığını ve dengbêj olduğunu söyleyen Xalide, “Dört parça Kürdistan’ı dolaşıp dengbêjlerin seslerini kasete kaydediyordu. Babam bu arşivini bana bıraktı. Teknik olarak müzikle tanışmam 95’te oldu. Dengbêjlik, sadece sesin kullanıldığı ağıtsal biçim ile yaşanmışlıkları anlatan kişilere denir. ‘Deng’ ses demek, ‘bêj’ ise söyleyendir. Dengbêjlikte, ses ahengi, nüans, gırtlak motifi çok farklıdır ve zengindir. Dengbêjlerin ise şöyle bir özelliği vardır: gördükleri olayları kadrajdan bakan bir göz misali kaydedip sözlere dökmek ve halka ulaştırmak. Yüzyıllar boyu dengbejlik geleneği sayesinde, Kürt tarihi ve kültürü hakkında sözlü aktarım yapılmıştır. Bu kadim geleneğin sürdürücüsü olabilmek büyük bir tasavvur istiyor” şeklinde ifade ediyor.

‘Viyan Peyman bende derin izler bıraktı’

Dengbêj olmaya karar verme sürecinde kendisini etkileyen iki olayı Xalide, şu şekilde anlatıyor: “Abdullah Öcalan’ın dengbêjlik geleneği ile ilgili çözümlemeleri var. Derwêş’e Evdi ve Edule üzerine çözümlemesi beni çok etkilemişti. Bir diğer etkilenmem de, Viyan Peyman’ın şahadetinden sonra yaşandı. İkisi de derin izler bıraktı. Viyan, Kobanê’de o yıkım ve talanın ortasında oturmuş, yaşananlar üzerine ‘klam’ söylüyordu. Halkın yaratmış olduğu değerlere yaraşır bir sanat anlayışıyla, dengbêjlik geleneğini yeni nesillere aktarmak ve bu nesli de teşvik etmek için elimden gelen bütün çabayı sarf edeceğim.”

‘Tarihin dengbêj kadınları büyük bedeller ödedi’

xalide-demirkapu“Kürt kadınları, “lorandin” dediğimiz ninnilerle büyütürken çocuklarını ya da ağıt yakarken aslında hep sözler ve sesler üretmişlerdir” diyen Xalide, dengbêjliğin Kürt kadınlarındaki yerinin önemine değiniyor. Xalide, dengbêjliğin kadınların hayatındaki yerine ilişkin şunları söylüyor: “Kürtlerin yaşadığı tüm bu acıların kalbinde kadınlar yer alıyor. Ama feodal düzen, kadının geri plana itilmesi bu alandaki üreticiliklerinin de görmezden gelinmesine neden oluyor. Tuxase Xemo, Fatma İsa, Meryem Xan, Eyşe Şan gibi kadın dengbêjler o dönemde büyük bedeller ödeyerek çalışmalarını yürütmüşler.”

‘Kültürel soykırıma karşı…’

2012 yılından beri evinde dengbêjlik kursu verdiğini ifade eden Xalide, ilk öğrencisinin bir Fransız olduğunu daha sonra ise Brezilya’dan, İtalya’dan gelip dengbêjlik kursu aldıklarını dile getiriyor. “Bir ses nasıl üretilir, nasıl dengbêj olunur?” sorularından yola çıkarak gırtlak üzerine dersler verdiğini belirten Xalide, “Fransız kadın sanatçı Eléonore Fourniau, benim öğrencim. Çok ilgi gösteriyorlar dengbêjliğe. Yakın zamanda Med Kültür Merkezi’nde ‘Mala dengbêjan’ açıldı. Çok önemli bir çalışmadır bu. Çünkü dengbêjlik ve divan kültürü yok olma tehdidi altında. Amacımız, yeni nesillerin ilgisini dengbêjliğin üzerine çekmek, bu kültürü canlı tutmak ve yaşatmaktır. Popüler kültüre ve kültürel soykırımına karşı dengbêjliği icra etmek kültürel soykırıma karşı bir duruştur” şeklinde konuştu.
Kaynak: JINHA