Devrimci erkeğin toplumsal handikabı

- KAKTÜS
25 görüntüleme

İster bir statüko sahibi olsun ister olmasın, hiç fark etmez; bir erkek iyi-kötü amacına ulaştığında bir başka olur. Üstüne bir beğenmişlik, bir kibirlilik elbisesi oturur, tanıyamazsın. Aynı şey damarına bastığında da olur. İçindeki acayip varlık birden hortlar ve kendi kendine, “Ben bunu tanımıyorum” dersin. İşte o an aldandığını, aldatıldığını düşünürsün. Fakat ortada bir aldanmışlık ve aldatılmışlık yoktur, sadece farkındalık olgusu vardır. İşin aslının yeni yeni farkına varmışsındır. Bu yüzden üzgünsündür, hayal kırıklığı yaşıyorsundur, hepsi bu…

Tabi bu söylediğim devrimci erkek tiplemeleri için de geçerli. Hatta, belki de tüm erkek tiplemeleri içinde devrimci erkek tiplemesi çözümlenmeye en fazla muhtaç olan tiptir. Çünkü O kendini çok gelişmiş sanır. “En iyi, en ideal tip” kendisidir. Bir devrimci olarak toplumdaki erkekten iki, bilemediniz üç adım öndedir. Devrimci erkek sıradan değildir. Bir kere Das Kapital’i okumuştur. Tepesi attı mı, kapitalizmin tüm “hünerleri”ni üzerinizde dener. Çünkü bazıları öyle kinci, öyle kindar, öyle intikamcıdır ki, önünde diz çöküp yalvarsanız, “bana mısın” demez. İçindeki o kendini bilmez, sefil güdünün peşinden gider ve “Rabbena, hep bana” der. Anlayacağınız bildiğinden şaşmaz. Hatta bindiği daldan inmez. İçi ferahlayıncaya kadar sizi cezalandırır. Cezalandırma metodu anlamsızlaşınca bırakır. Aslında cezalandırdığı kişi kendisidir. O kadar zekasına rağmen bunu anlayamaması da onun fakirliği.

Cinsiyetçilik sınıflı toplumun ilk nüvesidir

Devrimci erkek her konuda ilericidir, açık fikirlidir. Yeniye açıktır. O devrim ve sosyalizm için yaşar. Onun işi, devrimle kapitalist sistemi yıkmak ve yerine sosyalizmi getirmektir. Tüm ideali eşit, özgür ve bağımsız bir yaşamdır. Korkusuzca savaşır, mücadele eder, gerekirse bu uğurda ölür. Zaten bu yüzden toplumdaki erkeklerden iki ya da üç adım öndedir. Lakin kadın konusunda devrimci erkekler içerisinde “en benim” diyen erkek bile toplumdaki herhangi bir erkekten daha ilerici değildir. Bunu fark ettiğimde yüzümün aldığı şekli anlatamam. Ruhu umutsuzluk kapladı. “Şimdi biz birlikte nasıl yaşayacağız?” derken buldum kendimi.

Peki neden? Çünkü devrimci erkek, kapitalizmin dört temel ayaklarından biri olan cinsiyetçiliği gerçek anlamıyla çözümlemiş değil. Oysa cinsiyetçilik sınıflı toplumun ilk nüvesidir. Yani bizim devrimci erkek nedenle değil, sonuçla uğraştığı için, ‘içinde yatan cinsiyetçiliği’ böyle sık aralıklarla açığa vuruyor. Bazılarında ara bile yok. Tabi ben şimdi böyle söylüyorum ya, kesin tepeleri atmıştır. Bunu kendilerine hakaret saymışlardır. Kusura bakın ya da bakmayın, aynen de böylesiniz. Cinsiyetçiliğin alası var sizde. Kadın boyutuyla neden hep sonuçlarla hareket ettiğinizi düşündünüz mü? Her konuda inceden inceye eleyip, ipi iğnenin deliğinden geçiren siz, nasıl olur da sonuçlarla uğraştığınızı anlamazsınız?!? Ooo, lütfen, lütfen… öyle kurnaz, öyle işin ehli olan siz, saf ayağına yatmayınız. “Kadının beynini anlamak zordur, ne düşündüğünü asla bilemezsin” diyorsunuz ya, asıl tersi doğrudur. Hiçbir kadın, erkeğin gerçek anlamda ne düşündüğünü bilemez.

En gıcık olduğum şey ise şaka yoluyla dile getirilen eleştiriler. Kızsan, “şaka yaptım” diyor. Gülsen, “çok ciddiyim” diyor. Nötr kalsan, “işte böyle afallarsın” diyor. Yani bir erkek asla rengini açığa vurmaz, rüzgara göre hareket eder. Bir ortamda çok kadın oldu mu, sıkıntıdan patlasa da kaçacak delik arasa da susup, sanki çok normal bir durum varmış gibi davranır. Kapıdan başka bir erkek girse diye dua eder. Peki ya biz, hep tek başımızaydık içinizde?!?

Erkeği Öldürmek”

Devrimci erkek, tüm açık fikirliliğine rağmen tek başına bir kadın ortamına gelmez. Onun için tüm kötü şoförler kadındır. Hatta duruma göre ağzından lütufmuş gibi “kadında bir insandır” sözü çıkar. Çarpılırsınız! “Hahahahhh, bizde kadın özgürlüğünü savunuyoruz?!?” “Dünya artık kadınların.” “Vallahi biz erkekler çok eziliyoruz.” “Ezilen erkekler derneği mi kursak? Hahahahh!” Yapılacak iş ağır oldu mu, “Kadınlar bizim öncümüzdür. Verin onlar yapsın” derler. “Eee siz değil miydiniz, her şeyde eşitiz diyen. De haydi yapın. Önünüzü mü tıkadık?”

Ve işte şimdi asıl olaya geliyoruz: Devrimci erkek haşin bakışını atar ve der ki; “Kadın arkadaşlar ne derse o olur. Bize konuşmak düşmez!.. Biz kadın hareketinin işine karışmayız.” Star aşkına, böyle deyince kulağının dibine çakasım geliyor. Sus bari konuşma. Pratik belli. Gittiğiniz hangi aileyi, ne kadar değiştirdiniz? Çabuk söyle! Tabi bir şey diyemez. Devrimci erkeğimiz aile ortamına gidiyor, aynı aile reisi gibi çayının, yemeğinin önüne gelmesini bekliyor. Kabadayılar gibi oturuyor. Hatta kimisinde tespih var, onu çekmekle meşgul. Evin reisi de, “hele hanım, şunu getir, bunu getir” diyor, bizim devrimci oralı bile değil. Evin reis eşiyle tartışıyor. Laf arasında kadına dünya kadar söz sarf ediyor. Sonra da “Ya bırak onun kafası çalışmaz” diyor. Bizim devrimci durumdan hiç rahatsız olmuyor. Kadın çayı tazeliyor durmadan, kimsede bir sıkılma, bir arlanma yok. Ama sistemi değiştirmek istiyor. Öyle ki bu konuda kendisiyle tartışamazsın bile. Kadın özgürlüğü konusunda sana bir seminer verir, bin yıl yaşasan, “ne güzel seminerdi” dersin. Unutamazsın yani. Sana, “Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni” kitabı ile “Kürdistan’da Kadın ve Aile” kitabından alıntılar yapar. “Erkeği Öldürmek” kitabından dem vurup, “Tamam, bu erkeklik öldürülsün, ama bu kadınlık da öldürülsün” der. Sanki erkeğin, cinsiyetçi bakış açısı öldürülmüş de, geriye kadınınki kalmış!?! Şimdi “Eskiden” diye bir kavramla başlayacağım, diyecekler, “Sen de mi?” Evet, gerçekten eskiden bu devrimci erkek yoldaşlarımız, feodaliteden mi, saygıdan mı, utangaçlıktan mı bilmiyorum ama kadının yanında daha saygılıydılar. Oturuşlarına, sözlerine dikkat ederlerdi. Şimdi diyeceksiniz biçimseldi. Biçimsel de olsa bir terbiyeden ileri geliyordu. Lakin işin terbiyesi kaçmış. Ortama giriyorsun, ayağını toplamıyor bile. Çarpacam ağzının üstüne bir tane, “şiddet uyguluyor” diyecekler. Canım, o oturma pozisyonu da bir şiddet biçimidir, hatırlatırım. Toparlan! Sonuçlarla değil, nedenlerle ilgilen. Bu kadar devrim işinin yanında bi de senin geri-geleneksel, cinsiyetçi erkekliğinle mi uğraşsınlar? Star’a sığınırız bu davranışınızdan! Wııışşş! Ayıplardan kara ayıp!…