Doğum kontrolünü savunan bir kadın

- Fidan YILDIRIM
227 görüntüleme

MANSETÖzgür düşünceli, anarşist ve feminist Nelly Roussel, Yeni Malthuscu düşüncenin bir savunucusu olarak Avrupa kapitalist sistemi içinde kadınların annelik de dahil çeşitli haklarının savunuculuğunu yapmış; özellikle de kadınların doğum kontrol hakkını savunmuştur. Avrupa’da doğum kontrolünün ilk feminist sözcüsü olarak hem statükoyu korumak isteyen erkeklerle ve hem de onu değiştirmek isteyen kadınlarla mücadele vermek durumunda kalmıştır. Ancak mücadelesi bu çerçeveyle sınırlı kalmamış; kadınların entelektüel, ekonomik, yasal, sosyal, politik, dinsel ve cinsel gelişimi için mücadele vermiştir. Feminizmi, “cinslerin doğal eşdeğerliliğinin ve sosyal eşitliğinin doktrini” olarak tanımlıyordu.

5 Ocak 1878’de burjuva bir ailenin çocuğu olarak Paris’te doğan Nelly Roussel, Avrupa’da doğum kontrolünün ilk feminist sözcüsüdür. Yeni Malthusculuğu savunmaktaydı. İngiliz ekonomist Thomas Malthus (1766-1834), “nüfusun halkın kullandığı geçim araçlarından daha hızlı geliştiğini ve kapitalizm koşullarında işçi sınıfının yoksulluğunun, işçilerin kapitalist sömürüsü nedeniyle değil, nüfusun hızlı çoğalması sebebiyle meydana geldiğini” savunmaktaydı. Marks ve Lenin tarafından Malthusculuk kapitalizmin sömürücü karakterini ve onun yoksulluktaki rolünü gizlemeye hizmet eden gerici bir düşünce olarak değerlendirilmiştir.

‘Anneliğe özgürlük’

NELLY ROUSSEL 21870’lerde, “toprağın azalan verimliliği gibi, ‘mutlak fazla nüfus’ teorileriyle de emekçi halkın yoksullaştığı” düşüncesini savunarak yeniden ortaya çıkan bu eğilim “Yeni-Malthusculuk” olarak tanımlanmıştır. Yeni-Malthusculuk, doğum kontrolünü, savaşları ve salgın hastalıkları nüfusu dengede tutarak kapitalizmi destekleme ve kitlelerin sefaletini yatıştırma araçları olarak kabul etmekteydi. Paul Robin’in öncülük ettiği Yeni Malthuscu hareketin savunucuları doğum kontrolünün doğal felaketlerin, yoksulluğun, nüfusun suni çoğalmasının yol açtığı acıları önlemenin çaresi olduğunu savunuyorlardı. Nelly Roussel, savunduğu bu eğilim çerçevesinde doğum kontrolü, annelik, kapitalist sistemde kadının yeri ve evde kadının hakları konularında konferanslar, gazete yazıları ve tiyatro yoluyla mesajlarını geniş çevrelere iletti. 9 Nisan 1904’de yaptığı bir konuşmada “annelikte özgürlük, anneliğe özgürlük, anneliğin özgürlüğü” için savaştığını ifade ediyordu. Güzelliği, zekası ve espritüelliği ile girdiği ortamları etkiliyordu. Uluslararası tansiyonun yükseldiği ve 1. Dünya Savaşı’nın patlak verdiği, doğum oranının düşüp de bir nüfus krizinin yaşandığı koşullarda bile mücadelesini vermekten geri durmadı. Savundukları destekleniyordu ama mesajlarına dönük politik direnç Fransız halkında cinsiyet konusunda tutucu yargıları da ortaya çıkarıyordu. Nelly Roussel, bir politik aktivistti.

Doğum kontrolü savunucusu

Roussel, çalışmalarının düzenlenmesiyle yakından ilgilenen Henri Godet isimli bir heykeltraş ile 1898 yılında evlendi. Yeni Malthusculuğu benimsemesinde özgür düşünceli eşinin de etkisi vard40676-14ı. Kendi annelik deneyimi de anneliğin yol açtığı fiziksel acılar üzerinde durması ve doğum kontrolünü savunmasında rol oynamıştı. Her ne kadar yaptığı konuşmaların çoğunda çocuk sahibi olma konusundaki isteksizliğini ve çocuk yapmaya karşı katı kurallar konulmasını savunuyorduysa da Nelly Roussel, biri kız olmak üzere üç çocuk doğurmuştu. İlk çocuğu olan kızının ardından dünyaya getirdiği ikinci çocuğu bir erkek çocuğuydu ve doğumundan kısa bir süre sonra ölmesi Nelly Roussel’i derin bir depresyona sürüklemişti. Üçüncü çocuğuna hamile olduğunu anladığında, doğum sancısını hafifletecek bir doktor aradı. Doğumda anestezinin tavsiye edilmediği bir zamanda Lucas isimli bir doktor onunla birlikte çalışmayı kabul etti. Roussel doğumdan önce ve doğum sırasında, Dr. Lucas’ın yöntemlerinin birçok kadın ve çocuğun ölümüne yol açtığını bilmiyordu. Bununla birlikte Nelly  Roussel ve bebeği hayatta kaldılar ve Roussel bilim ve toplumun acısız bir doğumu mümkün kılabileceğine, kadını istenmeyen gebeliklerden kurtarabileceğine ve anneliği kadın için kolaylaştırabileceğine bir kez daha inandı.

Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllarda, 18 Aralık 1922’de Nelly Roussel tüberküloza yakalanarak yaşamını kaybetti. Yaşamını kadınların kendi bedenleri ve cinselliği üzerinde kendi kontrollerini kurmalarını sağlamaya adamıştı. Birinci dalga feminizmin bir savunucusu olan Roussel’in kadın hakları konusundaki radikal duruşunun anlaşılması için daha yetmiş beş yıl geçmesi gerekti. Mücadelesi boyunca hem kişisel ve hem de kamusal konularda konuşmalar yaptı. Ayrıca, Yeni Malthusculuğun ahlaki olup olmadığı üzerine, özgürlükler üzerine, savaş ve barış üzerine, savaş ve umut üzerine vb. çeşitli konularda deneme ve kitaplar yazdı. Yazıları Fransa’da Marguerite Durand Kütüphanesi’nde korunmaktadır.