En güzel kadınlar…

- Vildan Dirik
277 görüntüleme

Adettendir, her  yıl sonunda biten yılın muhasebesi yapılır, yeni yıla yeni dileklerle, yeni umutlarla ve yeni kararlarla girme hazırlığı yapılır. Yeni yıla yeni bir insan olarak başlayabilme, yapılan yanlışlardan dönme, sigarayı bırakma, kendine ve sevdiklerine daha fazla zaman ayırma, zayıflama ve sağlıklı yaşama, derslerine daha çok çalışma vb… Uzatabileceğimiz bu liste ile insanlar kendilerini motive ederler. Bu kararlar yeni yılın ilk günlerinden itibaren çoğunlukla unutulur ve günlerin akışı içinde eski rutine dönülür. “Çok az insan aldığı kararları yaşama geçirmede başarılıdır” dersek abartılı olmaz. Birkaç günlüğüne de olsa insanın kendisini yenileme isteği ve umutları, sonrasında tekrardan rutine dönülse de bir heyecan ve motivasyon yaratır ve nihayet yeni yıla bu umut ve hayallerle gireriz. Bir kaç gün, birkaç hafta sonra anlaşılır ki değişmemiştir hiçbir şey, ne kendimiz ne de dünya. Değişen sadece artan bir sayıdır ve arttıkça yılları gösteren sayılar azalmaz, düzelmez hiçbir şey. Yine de umut ederiz ve “olmasın artık yaşantımızda acılar, ölmesin açlıktan ve yoksulluktan çocuklar” deriz. Bitsin savaşlar, dökülmesin kanlar, ağlamasın analar, son bulsun kadına yönelik şiddet ve zulüm derken, eşitlik, özgürlük ve adalet dileriz yeni yıldan.

Bizler, Kadın Özgürlük Mücadelesi ile yürüyen kadınlar biliriz ki, eğer bir şeyler değişecekse, bir şeylerin değişmesini istiyorsak bu sayıların artmasıyla değil, bu mücadele etrafında çoğalarak, kenetlenerek ve mücadeleyi yükselterek olacaktır. Bu konuda edindiğimiz kazanımlar, bir yıla  girerken tuttuğumuz dilekler yüzünden değil, gökyüzüne yolladığımız direniş yıldızları ve onların yoldaşları olarak bu mücadeleyi inançla yürüten fedakar kadınlarımızın mücadeleleri sayesindedir.

Umut etmek, hayaller ve ideallere sahip olmak, yenilenme isteği insana özgüdür ancak umutlarını, hayallerini ve ideallerini gerçekleştirmek için mücadele etmek, yaşamından ve zamanından ödün vermek ve  idealleri uğruna dünyayı değiştirecek güçte ve moralde olmak herkesin harcı değildir. Bu noktada tekrardan söylemek gerekir ki bizler tüm dünya kadın mücadeleleri içinde özgürlük arayışçıları ve idealleri uğruna ölümü göze alan kadın tanrıçaları ve onların her kesimden yoldaşları olarak onurlu ve kendine özgün öncülük rolleriyle yerimizi almış bulunmaktayız. Bu duruş bizlere her ne kadar gurur, onur ve inanç bağlamında güç veriyorsa, bir o kadar da kadın düşmanı erkek egemen sistemler ve onların yürütücülerinin yüreğine korku salmaktadır ve buna da şaşılmamalıdır. Binlerce yıllık kadın köleliğinin kaderini değiştirmeye ve erkek mantığının iktidarını sarsmaya and içmiş ve bunun dünyaya örnek mücadelesini yürüten, öncülüğünü yapan Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesi elbette bunun karşısında olanların yüreğine ve beynine şok etkisi yapacaktır. Alışılmışın dışında bir mücadele kararlılığı ve inancı karşısında kadın düşmanı sistem en vahşi yöntemlerle saldırılarını arttırarak kadınları her türlü şekilde yeniden baskı altına almak ve öğütmek için yöntemler geliştirecektir. Kadın Özgürlük Mücadelesi’nin Ortadoğu’daki derin etkileri; faşist AKP yönetimi, ona bağlı çeteler  ve işbirliği içindeki diğer güçlerin kadın cinayetlerini, tecavüzleri  ve kadına yönelik anti demokratik yasaların ışık hızıyla geçmesi ile karşılık bulmuştur. Kürt halkının gelişen ve büyüyen mücadelesi karşısında toplumun her kesimine tekçiliği dayatan faşizm, yükselen kadın mücadelesi ve örgütlülüğünü de bu şekilde bastırmayı hedeflemektedir. Hiçbir muhalif ses ve duruşa tahammül etmeyen AKP devleti, Rojava kadın zaferi karşısında da çılgına dönerek deyim yerindeyse erkeğe ve erkek sisteme baş kaldıran her kadının katline onay vermiştir. “Ağaç yaş iken eğilir, yılanın başını küçükken ezeceksin” sözlerinden yola çıkarak çocukların evlendirilmesine fetva vermiş, eşinden ayrılan kadınların katlini caiz görmüş, sokakta spor yapan, gece yalnız evine giden, otobüste şortla oturan kadınlara saldıranları göstermelik mahkemelerden sonra serbest bırakıp, kadınlara “ayağınızı denk alın” demeye getirmiştir. Canlı yakaladığı gerilla kadınları katlettikten sonra bedenini çıplak teşhir etmeye çalışarak, bedenlerine kurşun yağdırıp uçurumlardan aşağı atarak kendine göre intikam almaktadır. Êzîdî kadınlarının köle olarak satılmalarını organize ederek, bir toplumu en duyarlı yerinden vurmayı planlamış ve feodalitenin göbeğinde iktidarını sağlamlaştırmak istemiştir. Tüm bunlara karşı yükselen ve gelişen Kürt halk mücadelesi ve özgür kadın örgütlülüğü umudu yok etmeye çalışanların karşısında bir direniş kalesi inşa ederek, sadece Kürt kadınlarına değil, dünya kadınlarına öncülük rolünü üstlenmiştir.

Bu yıla damgasını vuran ve dünya gündemine oturan slogan; “Dünyanın en güzel kadınları dünyanın en çirkin erkeklerini yendi” olmuştur. En güzel kadınlar direnişçi, fedakar, cesur ve yiğit, özgürlükçü, adil ve eşitlikçi ama en önemlisi idealleri ve hayalleri olan ve de bunların gerçekleşmesi için mücadele eden kadınlardı. Bu yıla damgasını vuran somut gerçeklik ise Rojava özelinde DAİŞ vahşilerinin korkulu rüyasi YPJ savaşçıları ve sarayın politikalarına ve onun koruyucu gücü olan T.C polisine yiğitçe direnen HDP’li kadın siyasetçilerimiz olmuştur. Ama en önemlisi ise Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesi’nin tüm ezilen dünya kadınlarının umudunu yeşertmesi ve erkek egemen sisteminin bileğinin bükülebileceğini göstermesidir. Barış, özgürlük, eşitlik ve adalet sözcükleri birer dilek olmaktan çıkıp gerçekleşme yolunda  umuda  evrilmişse eğer, sayısal olarak artarak ilerleyen yıllar buna ancak şahitlik edebilirler. Bizler de Avrupa’da Kadın Özgürlük Mücadelesi ve arayışında olanlar bu temelde geçmiş yılımızın hesabını yaparak yenilenme ve yeni kararları salt almakla kalmayıp, umutlarımızı gerçekleştirmenin pratik çabası içinde de olmalıyız. Bu temelde umudumuzu yeşerten tanrıçalarımızı saygı ve minnetle anıyor, yolunuz yolumuzdur diyoruz. Işıkları yolumuzu aydınlatmaya devam edecektir.