Güçlü kadından değil zayıf kadından korkulur

- Abdullah ÖCALAN
14 görüntüleme
Kadın yaşama karşı biraz daha anlayışlı, biraz daha vicdanlıdır. Erkekte bu  kurumuştur. Bu erkekle ne yapacaksınız? Nitekim eğer köle değilse, ailesinden şikâyetçi olmayan tek bir kadın yoktur. Bunun mücadeleyle olabileceğini düşünüyorum. Aşk teorisini boşuna söylemiyorum.

Bu sözcükleri biraz daha anlamak gerekir. Aşk teorisi savaş teorisidir. Ehmedê Xanê’nin kitabını az çok yorumlarsak, orada aşk destanı yazılıyor. Ama sonuç yanmadır. Ağzından aşk sözü çıkar, ama bu onu cayır cayır yakar. Mem, büyük bir beyin oğludur, ama çaresizlik içerisinde veremden ölüp gider. Bu yabana atılmaması gereken bir görüştür. Ne kadının ne de erkeğin sevgiyle yaşayabilecekleri güçleri yoktur. Üç yüz yıldan beri varolan da elden gitti; geriye karınca tarzı, cüceler tarzı bir yaşam kaldı. Bunlara da yaşam diyemem. Benim yaşama saygım var. Kadınlar çok büyük fedakârlık yapıyor ve inanılmaz derecede bağlılık gösteriyorlar. Benim yapabileceğim şey, gerçekçi bir tarzda kadını biraz daha güçlendirmek olacaktır. Kadını güçlendirmek derken, bir yandan ordusunu kurmaktan, bir yandan da ideolojisini geliştirmekten bahsediyorum.  Ancak bu da yetmiyor. Erkek ne olacak diyorum. Erkeği nasıl geliştirelim? Bu da ikinci bir belayı başımıza açma anlamına geliyor. Bunlar da savaştır, aşk dediğim olay da budur. Kürdü başka türlü yaratamıyoruz.

YAJK’lı kadın gerçeği

İstanbul’da bazı kadınlar eylem yaptılar. Düşman da o kadınlara saldırdı. Orada ayrıştırılması gereken nokta, özgürlüğe kalkan kadını bilmesidir. O kadınlara özel olarak saldırmasının anlamını burada yakalayacağız. Kadınların cesaretlerine bile saldırdıklarını biliyoruz. İşkence bizim için ikinci planda gelir. Aşkın kedisi zaten en büyük acı demektir. Ama bu da bizim için gereklidir. Zor da olsa bunu bulmanız gerekiyor. Benim bugün dolayısıyla özellikle acılar içerisinde kıvranan ve büyük zorluklar içerisinde bulunan kadınlarımız başta olmak üzere, tüm kadınlarımıza verebileceğim en değerli armağan, onlara bütün tarihlerinde kaybettikleri özgürlük gücünü verebilecek bir yaşamın kapısını aralamak, yani yaşam umudunu özgürce verebilmektir. Nasıl ki hayatınızı adıyor ve bir çırpıda ölmeyi göze alıyorsanız, aynı şekilde özgürlüğü mümkün kılan bir yaşam uğruna direnme gücünü de göstermelisiniz. Direnme gücü derken, bunun bir dili, bir sanat dili vardır. Bunun bir örgüt dili, çekim dili, çirkinliklerini yenme dili vardır. Kadının  güzelliğini yaratma dili vardır. Bir kadın kendini çok yönlü, güzel, örgütlü ve planlı kıldığında, onun hizaya getiremeyeceği tek bir erkek bile kalmayacaktır. Biz bunu YAJK boyutunda geliştirmek istiyoruz. İki bin beş yüz kişilik bir YAJK gücü, başta bütün PKK erkekleri olmak üzere, bütün toplumdaki erkekleri hizaya getirecektir. Buna güveniyor ve kadına inanıyorum. Kendi kadın yoldaşlarım olarak bunları geliştiriyorum. Bazı alçaklar, benim ‘harem’ kurduğumu iddia ediyorlar. Bu alçaklar çatlasın! Bizim en sevdiğimiz kadınlarımız dağlardadır ve çoğu da Zilan gibi şahadete gitmişlerdir. Bunlar bizim kadınlarımızdır, ama gerçekten yiğit kadınlardır. Biz bu kadınlarla yaşayacağız, başka hiç kimseyle yaşamayacağız. Çünkü biz bu kadınların erkeğiyiz. Ben şunu açıkça belirtmekten gurur duyuyorum: Bir kadının değil, böyle kadınların erkeği olmak bana gerçekten gurur veriyor. Kadınlarımız, kızlarımız, analarımız bizi böyle kabul ediyorlar. Bu çok değerlidir. Keşke birçok erkek böyle olabilseydi! Buna şiddetle ihtiyaç vardır. Anaların yüreğini, kızlarımızın tutkularını ve umutlarını çok iyi biliyorum.

Özgür kadını geliştirmek bir ibadettir

Büyük bir yürek hareketi derken, kesinlikle bunu anlamanız gerekir. Erkeklerimizin de bunu biraz anlamaları gerekir.  Kadına biraz anlam vermeleri, hatta kadını geliştirmeleri ve bunu küçümsememeleri gerekir. “Yüzde yüz malımdır, istersem döverim, istersem söverim” demek doğru değildir. Senin yapacağın en iyi şey, onu ne kadar geliştirebildiğindir. Ben her zaman şunu söylüyorum: Benim işim “karı” geliştirmek değil, özgür kadın geliştirmektir. Özgür kadını geliştirmek bir ibadettir. Bizim bütün kadınlarımız, görüldüğü gibi en amansız savaşçı kadınlardır. Yani bu anlamda kadınlarımız kendisine erkek elinin bile değmesini kabul etmiyor. Yani erkek zorbaysa, çirkinse ve özgürlüğe açık değilse, kadınlar bu erkeği kabul etmezler. PKK’deki ahlâk gerçekliği budur. Bu, yeni yaşama, kabul edilebilir, eşitlik ve özgürlüğe dayalı yeni aile kurumuna, ilişki tarzına ve ortak bir dünya anlayışına götürür. Yalnızca aile kurumu da demeyeceğim, yeniden bir toplumsal kuruluşa götürür. Bu çok gereklidir ve yaşam projesi de budur.

Kadın güçlenmeden yaşam kurtulamaz

Bir erkek, “Kadın yüzde yüz benim olsun, ona vurayım, ona söveyim” derse, bu bana göre en büyük ahlâksızlıktır. Bu, insan haklarına da büyük bir saldırıdır. Kadın bu kadar senin oluyor da, sen neden o kadar onun olmuyorsun? Dilini kesmişsen, iradesini kırmışsan, ekonomik olarak sana bağlıysa, burada bir zorbalık ve basbayağı diktatörlük vardır. Çok zorba, çok eşitsiz, çok saygısız bir erkeği ben ne yapacağım? Bu erkeği kabul etmeyin diyorum. Kadın güçlenmeden yaşam kurtulamaz. Ben de dahil, erkek gerçekliğimizi açık ortaya koyun. Sandığınız gibi değiliz, eşit ve özgür kimliğe henüz biz de ulaşmış değiliz. Bu neyle mümkün olabilir? Tartışma olmalı, sonuna kadar dilinizi kullanmalı, iradenizi pekiştirmeli ve ideolojinizi oluşturmalısınız. Bu hakkınızdır. Bazıları kadının güçlenmesinden korkuyorlar. Oysa güçlü kadından korkulmaz, tersine zayıf kadından korkulur. Ancak hasta ve içi boş kadınlar en tehlikeli kadınlar olabilirler. Böyle kadınlığa da şiddetle savaş açmak gerekir. Öyle kadınlar düzenin objektif ajanlığını temsil ediyorlar. Tabii ki kadınlar uyanıp örgütlenmez ve mücadele etmezlerse, bu büyük bir tehlike olur. Bütün kadınlarımızın belli bir iradeye, belli bir mücadele seçeneğine ihtiyaçları vardır. Aksi halde düşmandan daha tehlikeli olurlar.