Gülen bir çift göz

- Melsa MUŞ
257 görüntüleme

Yüksek bir dağın zirvesinde oturmuş, sıra dağların göğün mavisine uzanan, yer ile gök arasında köprü oluşturan doğa güzelliğini seyrediyorum. Dağların geçit vermez asi uçurumlu kayalıklarına takılıyor gözlerim. Acaba biraz daha yükseğe çıksam yer ile gök arasında bir merdiven oluşturabilir miyim? diye düşünüyorum.

Uçurumlarda dolaşan gözlerim dağ ceylanlarına kayıyor. Uzun uzadıya boynuzları ile sürü halinde uçurumlardan dikkatli ve atik bir şekilde  geçiyorlar. Dağların cazibesi, insanı gerçek ile hayal arasında mest ediyor. Bu güzellik insanda özgür bir ruhun, bağımsız bir karakterin gelişmesine yol açıyor.

Vadilerin derinliğinden yankılanan bir ses beni hayal dünyasından geri çağırıyor. Öyle yumuşak ve dokunaklı bir ses ki bu, durağan olan her şeyi canlandırır gibi. Dağın zirvesinden kendimi aşağılara doğru bırakıyorum. Aşağıya doğru indikçe doğanın güzelliğine karışan o ses beni sonsuzlukla buluşturuyor adeta. Kendimi hayvan sürüsü ile uğraşan bir kalabalığın içersinde buluyorum. Rengarenk giyimli, ellerinde bakır satıllı kadınların kimisi kuyulardan su çekerken, kimisi ise besledikleri hayvanları sağıyor.

Suyla tanımlanmış bir yaşam

Başka bir gezegene ışınlandığımı düşünüyorum. Ama o ses hala kulağımda. Etrafıma bakıyorum. Beni dağın zirvesinden buraya kadar çağıran sesin sahibiyle buluşuyor gözlerim. Elindeki uzun değnekle bir yandan koyunların bir araya gelmesini sağlıyor, diğer yandan da yumuşak ama gür olan sesiyle kadınların süt sağma faaliyetlerine ritim kazandırıyor. sesin sahibi genç kıza doğru gidiyorum. Gözlerim gülen kapkara bir çift göze takılıyor. O an yaşam adeta genç kızın simsiyah parıldayan gözlerinden akıyor gibi. Hakikat bu genç kızın yüreğinde, bedeninde ve gözlerinde cisimleşmiş gibi. Bir süre gözlerim gözlerinde takılı kalıyor.

Hayranlık içersinde adını soruyorum güzel kızın. Lüle lüle saçları ve utangaç edasıyla adının  Berçem Fırat olduğunu söylüyor. Suyla tanımlanmış bir yaşam. Acaba neden suyla tanımlanan bir isim seçmişti diye düşünüyorum. Cevap, sudaki berraklık, arılık, huzur, akışkanlık, sadelik olmalı. Bakışları dağların dostu ceylanların gözlerinde adeta nakşedilmişti. İnşa edilmiş yalana karşı doğruyu, kötülüklere karşı iyiyi, çirkinliklere karşı güzelliği anlatırdı Berçem’in bakışları.

Doğal toplumun barınaklarında büyümüş olan Berçem, kirlenmiş uygarlığın sömürgeleştirdiği, kimliksizleştirdiği yaşam gerçeğinden uzak durmuştu. Yüreği ve beyninin kadın hakikati ile şekillenmesi, arayışının iyiye, güzele ve doğruya dair olması bu nedendendir. Yurt sevgisi ile büyüyen Berçem’in arayışları dağ yolları ile kesişmişti. Koçerlik kültürü ile büyüyen Berçem’i dağlı kadın olarak tanımlamak yerinde olur. Dağ mekanları koçerlik kültürünü en derin bir şekilde korumanın, geliştirmenin ve en özgürce yaşamanın mekanlarıdır.

Sömürgeciliğin gölgesindeki yaşama itiraz

Henüz çok küçük yaşta savaş gerçekliği ile tanışan Berçem, kendi öz değerlerini ve aidiyetini  korumanın kavgası ile büyür. Zamanın özgür ruhunu yitirmemiş, tüm dağlı kabilelerin umut kaynağı haline gelen gerillacılık Berçem’i de etkiler. Sömürgeciliğin gölgesinde bir dakika bile yaşama tahammülü kalmayan Berçem, abisi ve kuzenlerinin yolunun izini sürmeye karar verir.

2011 yılında gördüğü yeni şervan eğitiminden sonra Gare alanında askeri taburlarda bir dönem kalır. Büyük bir şevkle gerilla yaşamına sarıldığı bu iki yıllık dönemden sonra 2013 yılında Kürdistan Rojhilatı’na geçer. Ciwanro, Şaho, Kamyaran derken birçok bölgeyi gezer. Onunla yollarımız Kamyaran’da kesişti. Grup içerisinde en fazla dikkat çeken arkadaşlardan biriydi. Ondaki yaşam ve dağ sevgisi, pratikte başarı ile karşılık buluyordu. Arazinin tüm ayrıntılarına kısa sürede hakim olup, büyük bir girişkenlik ve atiklik ile pratiğe yöneldi. Kürtçe’nin Sorani lehçesini çok kısa bir sürede öğrendi, örgütleme çalışmalarında büyük rol oynadı.

Yaşama can veren akışkanlık

Hem yaşam hem de savaştaki örnek duruşu, yüzünden hiç eksilmeyen gülüşü, yaşama can veren akışkan hali ile Berçem artık aranan, sevilen ve özlenen biriydi. Berçem anlamla yaşamayı bir yaşam felsefesi haline getirmişti. Arkadaşları ile birlikte Cıwanro alanına doğru yol alırken bunun son vedası olacağını sezmiş ve hissetmişti.

Takvimler 22 Mayıs 2015’i gösterdiğinde ölüm pusuya yatmıştı. Faşist Mola rejiminin güçleri  ağır silahlarını Berçem ve dört arkadaşına (Kawenda Agiri, Axin Xunda, Bedran ve yaralı olarak kurtulan başka bir gerillaya) yöneltmişti. Ölüm makineleri çalışmaya başladığında Berçem’in gece karası gözleri bir ceylanın gözlerine takılmıştı.

22 Mayıs 2015’te Rojhilat Kürdistanı’nın Ciwanro bölgesinde yaşamını yitiren Berçem Firat’ın anısına