Hala tek “hücre”lisiniz!

- KAKTÜS
19 görüntüleme
Eskiden akrabamız, yakınımız ya da tanıdığımız erkekler tarafından dövülür ve öldürülürdük. Şimdi ise tanıdığımız, tanımadığımız, akrabamız olsun ya da olmasın, yakın veya uzak tüm erkekler tarafından hem dövülüyor, hem öldürülüyoruz. Böyle söyleyince sanki akraba ve tanıdık erkeklerin bizi öldürme hakkı var da, tanımadığımız ve akrabamız olmayanlar bizi öldüremezmiş gibi bir sonuç  çıkıyor. Wıışşş, gün yüzü görmeyesiniz!

Ananız kaba etinizi morartsın inşallah! Yüzsüzlük işte böyle bir şey. Yoksa edebsizlik mi deseydim?! Ah sizi gidi ana tanrıçanın adap ve edebinden yoksun mahlukatlar sizi… Sizi kültürsüzler, sizi kendi bilincinde olmayan amipler sizi… Gerçi böyle konuşunca kendilerine övgüde bulunduğumuzu sananlar çıkabilir. Tıpkı suratına tükürünce yağmur yağdı sananlar gibi arsızlığın dibine vurma ihtimali çok yüksek. Bir de bu amiplerin “aşkı” var; “ya benimsin ya kara toprağın!” “Döverim!” “Söverim!” “Öldürürüm!” “Benim olmazsan, aha toprak!..” Bacılar, ‘amip’ deyip geçmeyin. Amipler tek hücreli de olsa öyle sıradan varlıklar değiller. Böyle her söylenene inanmayın. Çok enteresan varlıklardır amipler. Mesela şekil değiştirme özelliklerine sahipler. ‘Yalancı ayak’ denilen uzantıları var bunların. O uzantılarıyla şekil değiştirirler ve avını bu ayaklarıyla avlarlar. Yani avının etrafını, yalancı ayaklarıyla çevreleyerek kendi içerisinde kalmasını sağlarlar. Sonra salgıladığı enzimler yoluyla avını parçalarlar. Aynı yöntemle de avından geriye kalanı atarlar. Tabii bir şey kalmışsa?!? 

Mutluluk adına başlar her şey 

En önemlisi de ne biliyor musunuz? Amipler çoğunlukla tatlı suda ve su birikintilerinde bulunurlar. Şimdi ne demek istediğimi anlıyor musunuz? Tatlılık, sevimlilik ve mutluluk adına başlar her şey. Tıpkı amiplerin tatlı suda hayat bulmaları gibi. Sonra aşka geliriz, ardından da gaza. Bir bakmışız herkesin aktığı nehirde yol alıyoruz. Evlilik hayalleri, çeyiz, ev, gelinlik ve düğün… Bu aşamaya gelmeden binbir sövgü ve dayak yiyen de var, tüm bunları yaptıktan sonra aynı şeye maruz kalan da. Ama bir umut deyip, amipi değiştirebileceğimizi hayal ederiz; “Onları biz adam edeceğiz.” “Erkek evlenmeden ekmeğini eline almaz, adam olmaz” deyip, onun adam yani insan olabileceğini düşleriz. “Bir iki tokattan, sövgüden ne çıkar” deyip, geleceği düşünerek af ederiz. Ya da gerçekten severiz ve bazılarının uydurması olan, “Erkek sever de döver de!” “Sevmeyen erkek hiç ‘karısını’ döver mi?” deyip dayak yemenin teorisini yaparız. Tabi dayak yemenin teorisini yaparsak içimizde en çok sevilen kadın mezardaki kadın olur. “Çok seviliyordu rahmetli! Kocası onu kayınbabası, kayın biraderleriyle birlikte önce ince ince bıçakladı. Öyle oldu ki, çiziksiz bir yeri kalmadı. Sonra da arabayla defalarca bedeninin üzerinde geçtiler. Öyle sevildi öyle sevildi ki bedeni asfaltla bir oldu. Akıl almaz bir sevgiydi onunkisi… ” Bu dayak atmaya/yemeğe dair teoriler o kadar gelişkin ki, içlerinde en gıcık olduğum, “Erkek kıskanıyorsa seviyor demektir” sözü. Star aşkına, kıskançlığın sevgiyle ne alakası var. Adam kadını içeriye hapsetmiş, merdivenin başına inmesine izin vermiyor. Kişiyi özgürlüğünden alıkoyup, hapsediyor. Korkunç bir zülüm uyguluyor. Bazıları da çıkmış, “Kızzz, kıskançlıktan yaptı” diyor. Geleceğim şimdi oraya, kişi hak ve özgürlüklerden nasıl alıkonulur öğreteceğim ama neyse, kadınlık bizde kalsın yine. Şerefsiz sürüngenler… 

Kıskançlığın temeli mülktür

Anlatıyorlar işte; “Zeynep iki kere evi terk etti. Her ikisinde de evli olduğu kişi olan Samet [denilen hödük] gelip özür dileyip, tekrarlanmayacağını söyleyerek Zeynep’i ikna etti ve eve geri götürdü. En son bir hafta önce Zeynep’e sistematik bir şekilde durmadan şiddet uygulamışlar. Zeynep’i ahıra kapatıp, elini kolunu bağlamışlar. Zeynep bir yolunu bulup kaçmış.” Şimdi Zeynep’i iki kez aynı eve götüren nedir? “Ya bu kez değişirse” duygusu mudur, aşk mıdır? Samet denilen zibidiye duyduğu sonsuz sevgi midir, nedir yani? Peki her ikisinde de Zeynep’e işkence yapıp uzman çavuş olan kardeşiyle birlikte tüm aileyi tehdit eden Samet sürüngenini bu noktaya getiren Zeynep’e olan sevgisinin getirdiği kıskançlık mıdır? Yani bu adi kıskançlıktan mı bunu yaptı? İster kusura bakın, ister bakmayın ama kıskançlığın temeli sevgi değildir, mülk edinmedir. Kıskançlık; “başkasının sahip olduğuna kendisinin de sahip olma gerekliliğini hissettiren bir duygudur.” Yani saplantılı bir duygudur, hastalıktır. Kontrolden çıkması halinde öldürmeye varır. Şimdi mesele ne? Mesele hakaretin, küfürün, dayağın, her çeşit şiddetin, zülüm görmenin ve ölmenin, öldürülmenin temeline  sevgi ve aşkın konulmasıdır. Erkek, tıpkı bir amipin avını yalancı ayaklarıyla çevrelemesi gibi kadını yalan ve sahte sözlerle çepeçevre sarmış ve ruhunu vantuzlamış. Erkeğin şekil değiştirme kabiliyeti ve kadına “ben de senin gibiyim, sen nasıl hissediyorsan ben de öyle hissediyorum. Duygularımız karşılıklı” diyerek akıttığı tatlı zehir ile kadını çepeçevre kuşatması öyle rastgele, iki cinsin bir araya gelmesi falan filan değildir. Bu erkeğin dünyadaki en büyük safarisidir. Bilmiyorum anlatabiliyor muyum!?!  Öyle sanıldığı gibi dünyadaki en iyi avcılar Şer û Şepal değil, erkekler ve amiplerdir. Şekil değiştirerek kadını aşk, sevgi ve evlilik kıskacına çekerek avlayan erkek dünyadaki en büyük avcıdır. Şimdi diyeceksiniz “tüm erkekleri aynı kefeye koyma.” Tamam, tüm erkekleri aynı kefeye koymuyorum. O zaman nerede bu eril zihniyete karşı sesini yükselten erkekler? Ben göremiyorum. Gelen akıl veriyor giden akıl veriyor. Sanki gövdemizin üzerinde boş bir bidonla dolaşıyoruz.  Bazılarımız da kanıyor, “Bunlar farklı. Bilinçliler, kadına destek oluyorlar. Evde yemek yapıp, çocuk bakıyorlar. Hatta ütü yapanı bile var” diyor. Aferin size! Kadını destekleme adına ütü yapıp, kendi veledinize baktığınız için. Tebrik ediyorum vallahi, iyi niyet taşlarıyla bizi cehenneme sürüklemeyi her seferinde başardığınız için. Bir aferin daha veriyorum, cennetten kovulmanın suçlu olarak biz kadınları ilan edip, tanrıyı kandırdığınız için. Tebrikler yani dayak atmanın ‘aşktan gebermek’ olduğuna kadını ikna edip, bunun teorisini tüm dünyaya yutturduğunuz için. “Amip” deyince de kızıyorlar. Neden acaba?!? Wışş, siz ölesiniz emiii! İştar’ın gazabına gelesiniz emi…