Harçık vadisinde ilk adımlar

- Eylem XELIKAN
221 görüntüleme

Aylardan Ekim’di, yani Gazel ayı. Hasat zamanında ayak bastım Harçık vadisine. Yerlerden hiç toz çıkmıyor. Suyun sesi çok gürültülü geliyor. Uzaktan insana ürkütücü bir duygu hissettiriyor. Çok hızlı geçmeliydik suyu ve caddeyi. Arkadaşlar var gücüyle hızlı adımlarla ilerliyorlaphoca_thumb_l_gerilayenjin24rdı. Geçiş kanunu biraz böyle buralarda. Çünkü her an düşman yola pusu atabilir veya yolları tutabilir. Alnımızda boncuk boncuk terler akıyordu. Su korkumu yansıtmamaya çalışıyorum ama nafile, arkadaşlar nefes ve kalp atışlarımdan hemen anlıyor. Su belimize kadar geliyordu. Akışı, yorulmuşçasına dinginleşmişti. Neyse ki suyu ve yolu arızasız geçmiştik. Karşıda Hevi, Jinda  ve Kurtuluş arkadaşlar bizi sabırsızlıkla bekliyorlardı. Arkadaşlar hızlı bir şekilde hareket etmemizi ve oradan uzaklaşmamızı söylediler. Ayakkabılarımdan vıcık vıcık sesler çıkıyordu, arkasına dönüp bakan arkadaşlara; “Harçık suyu da benimle gelmiş” diyorum. Gülüşüyor herkes.

Karşı yamacı yavaş yavaş çıkana kadar elbiselerimiz neredeyse kuruyor. Çık çık bitmez dediğim tepe arkadaşların sıcak sohbetleri ve şakalaşmalarıyla hemencecik bitiyor. Karşımıza çıkan suyu buz gibi olan ince bir derecikten bolcana su içiyoruz. Kurye arkadaşlar karnınız şişecek ve yürüyemeyeceksiniz diye çok su içmememiz konusunda uyarıyor bizi. Hevi arkadaş yolda zorlanıyor, bazen de düşüyordu ama hiç aldırış etmeden yürümeye devam ediyordu. Nihayet gecenin ilerleyen bir saatinde patikadan yürümeden noktaya vardık. Uzun süre yıldızları izledikten sonra uyuya kaldım.

Her an operasyon olabilirdi

Sabah henüz hava aydınlanmadan hemen kalkıp çantalarımızı, eşyalarımızı hızla topladık. Raxtımızı kuşandık. Çünkü her an operasyon olabilirdi. Düşman mevsim değişikliğini fırsat bilip hemen araziye gücünü yerleştiriyor. Sabri ve Zozan arkadaşla merhabalaşıp uzun uzun sohbet ettik. Çok neşeli ve canlı olan Sabri arkadaş etraftaki herkese takılıp şakalaşıyor. Kurtuluş arkadaş muhabereden öte, her çalışmaya koşuşturuyor, adeta joker gibi bir rol oynuyordu. Keşfe gidiyor, noktadaki tüm ihtiyaçları gideriyor, gelen geçenlerle ilgileniyor, gün boyu muhabere yapıyor, karınca misali çalışıyor desem yerinde olur.

Serinliği ile üşüten bir sonbahar sabahı yine keşfe giden Kurtuluş arkadaş hemen karşımızdaki tepede düşmanın olduğunu söyledi. Dürbünüyle bakan Sabri arkadaş düşmanın hareket tarzını anlamaya çalışıyor. Düşmanın hareket tarzı sabit değildi, aşağılara pusu atmaya gelecekti. O yüzden tedbir her yönlü alınmalıydı. En çok da darbe vurmak için tartışma yürütüldü. Sabri arkadaşın en büyük kaygısı; o gece Baran arkadaş gelecekti ve operasyondan haberi yoktu. Dolayısıyla düşmanla iç içe girme tehlikesi vardı ve bu durum onda endişe yaratıyordu. Ne yapıp edip Baran arkadaşa haber verilmeliydi. Sabri arkadaşın bütün çabası ve telaşı Baran’a ulaşmaktı, ona bir şey olmasından çok kaygılanıyordu. Sabri arkadaş kızınca kimse ona yanaşamıyordu.

Vuruş menzili

Neyse ki o gergin an bitti ve bir şekilde Baran arkadaşla bağlantı kurulup yol hattını değiştirmesi söylendi. Bu durum hepimizde bir rahatlama yarattı. Gecenin ilerleyen saatlerinde noktamızı değiştirdik. Herkes yükünü yaptı ve zifiri karanlıkta yola koyulduk. Yanımızda iki yeni savaşçı da vardı. Daha dağ koşullarına alışmadıkları için zorlanıyorlar. Bazen onları arkamızda ararken bir bakıyoruz ki yerdeler. Şinda ve Çem ikisi de çok güzel, her haliyle çok doğal arkadaşlar. Palu şalı en çok da Şinda arkadaşta komik duruyordu. Şinda arkadaş bu duruma aldırış etmiyor, çünkü onun için sivil elbiselerden kurtulmak özgürlüktü. Eski noktamızdan uzaklaşıp yeni bir yere geldik. Herkes perişan olmuştu. Noktada bir damla su yoktu ve yakınlarda çeşme olup olmadığını bile kimse bilmiyordu. Ben Kurtuluş ve Berwar arkadaş bidonlarımızı aldık ve su aramaya başladık. Saatler sabaha doğru ilerliyordu ve halen suyu bulamadık. Oturup ara verdik. Kurtuluş sessiz olmamızı istedi, bir dakika boyunca kimse konuşmadı. Yakınlarda su sesi geliyordu. Hemen bidonlarımızı aldığımız gibi suya doğru koştuk ve sevinçten slogan atmaya başladık. Yiyecek erzağımız hiç kalmamıştı gün boyu sadece küp şeker ve su ile idare ettik. O gün boyunca  düşmanı takip ettik düşman yavaş yavaş eski noktamıza doğru geliyordu. Hemen denetime aldık ve hareketini iyice takip ettik fırsat ayaklarımıza gelmişti. Herkes heyecanlanmıştı çünkü vuruş menziline girmişti.

Eylem zamanı

Düşman bizim eski noktaya gidip rahat rahat kurulmuştu. Hiç saldırı pozisyonunu beklemiyorlardı. Düşmanın bu arazileri sahipsiz sanan tavırlarına karşı öfkemiz artıyordu. Noktamızda bir şey bırakmamıştık ama tahrik etmek için var olan kullanılmayan eşyaların hepsini yaktılar.

Sabri ve Zozan arkadaş hiç zaman kaybetmeden hemen arkadaşları toplayıp planlama yaptılar. Bütün arkadaşlar eyleme gitmek için kendini önerdi. En çok ısrarcı olan Nadir, Kurtuluş ve Hevi arkadaşlardı. Alana yeni giden ben bile olmazsa olmazı dayatıyorum. Tüm arkadaşların intikam gerekçesi çok fazla. Daha o günlerde Tekoşin  ve Seyit arkadaş çatışmada şehadete ulaşmıştı. Mutlaka bu arkadaşların intikamı alınmalıydı. Kimsenin içine sinmemişti bu zamansız gidişler. Onlar herkesin gönlünde açan güneşti, onlar dersim gerillasının umudu ve öncülerimizdi.

Nihayet grup netleşti ve Sabri arkadaş grubu çağırdı. Nadir, Kurtuluş ve Hevi arkadaş sızmalı bir şekilde karanlıkla beraber düşmanın üzerine sızarak yavaş yavaş saldırıya geçeceklerdi. Raxtlarını kuşandılar bombalarını ve silahlarını kontrol edip hazır vaziyete geçtiler. Tek tek vedalaştık. Gidemeyenler üzüldü. Eyleme giden grup çok heyecanlıydı. Karanlıkla beraber yoğun silah sesleri geldi. Bomba seslerinin gelmesiyle heyecan doruğa ulaştı. Eyleme gidiş yolu hep inişti ama dönüşü uzun bir çıkıştı. O yüzden epey beklemiştik. Meraktaydık. Nihayet kan ter içinde nefes nefese kalmış bir şekilde arkadaşları gördük. Her üçü de noktaya geldi. Tırnakları bile kanamamıştı. Eylem başarılıydı. Ertesi gün düşman istediği sonucu alamayarak geri çekilmişti.

Farklı tarihlerde şehadete ulaşan Şehit Nadir, Şehit Kurtuluş ve Şehit Hevi’nin anısına…