Dağlı kadınlardan özsavunmaya çağrı var

- Laleş Rênas
18 görüntüleme
Haziran ayından bu yana Medya Savunma Alanlarına bağlı Heftanîn sıcak savaş alanına dönüşmüş durumda. Kürdistan gerillaları ile Türk işgalcileri arasında yoğun çatışmalar yaşanmakta. Kadın gerillaların öncülük ettiği direnişte nice destansı kahramanlık hikayeleri tarih sayfalarına geçti.

Beritan’ın Ekim 1992’de kayalık ve uçurumları aşarak açtığı yol Heftanin’e kadar uzandı. Silah kuşanmış savaşçıların hasret biriktirdiği, umudu büyüttüğü, kahkahalarını göğe bıraktığı, inançla secdeye durdukları bir yol bu.

Bu yolun sonu yok, ufuk alabildiğine ırak ve geniş. Yolun göçebe yolcuları ise varılacak yere gitmeye yeminli. Güneşin tanıklığında yaptılar özgürlük sözleşmelerini. Ne ilk ne de son yolculardı.

Bir ceng meydanının adı şimdi Heftanîn. Kürdistan’ın dört bir yanından siper yoldaşlarının toplaştığı, zalime inancın ve cesaretin herşeye kadirliğini göstermeye geldiler. Kadın savaşçıların daha çoktu dövüşme gerekçeleri. Ruhuyla beraber dünyayı karartmaya yeminli, kendini tanrılar katında ötekileri ise tebalar olarak gören egemen erkekten hesap sorma vaktiydi. Zalimliğin zorbalığa dönüştüğü her yerde savaştılar özgürlük savaşçıları. Toprağa düşerken bile yaşam enerjisi saçtılar evrene, ışık oldular güneş yüzü görmeyen ücra kuytuluklara. Acılara son vermek adına  tüm teçhizatlarını kuşanıp düştüler yollara.

Tarihleşen anlar

Savaşla kazanılan yaşamın örüldüğü birçok diyar oldu. Şengal, Zagros, Botan, Mexmûr, Garzan, Hewlêr, Karadeniz, Kobanê ve Amanos… ve şimdi de Heftanîn. Her anı bir destan gibi duruyor önümüzde. Yaşanılan her an, her hikaye Heftanîn’de tarihleşiyor. Yıllarca nesillere aktarılması gereken anılar, direnişler, eylemler gerçekleşti. Düşmanı karşılayan her alan kendi direnişini yazmaya hazırdı. Xantûr’da, Qesrok’ta, Pirbulada, Şeşdarê’de, Kartal Tepesi’nde, Dupişt’de… Heftanîn’in her alanı bir direniş kalesi.

İşgal ve direniş mevsimleri ardında bırakıyor. Sorulması gereken öncelikli sorular var. Birincisi işgal ile neyin amaçlandığı? Gerilla, bu denli üst teknolojinin kullanıldığı saldırılara karşı nasıl direniyor? Bu direnişi mümkün kılan sır nedir? İşgalciler neden kadınların olduğu bölgelere daha fazla saldırıyor? Tüm bu soruların yanıtları direnişin ilk gününde netleşti aslında.

Gerilla direnişi 16 Haziran 2020’de değil aslında 23 Ağustos 2019’da başladı. Şehit Adar alanını,  Şeşdarê’yi, Xantûr’u Şehit Berivan alanını bir gece içerisinde vuran uçakların sayısı hala belli değil. Bir tek taşlar bilir, bir tek gerilla bilir, bir tek toprak bilir. Kobraların desteği ile dört kez Şehit Adar Tepesi’ne, iki gece üst üste Xantur’a indirme yapmak istediler. Bozguna uğrayıp geri çekilmek zorunda kaldılar. Üst teknolojiye rağmen gerilla, yeni tarz ve taktik savaşı ile geçit vermedi işgalcilere. İHA ve SİHA’sız kafalarını bile kaldıramadılar. Yağmur damlasına şükredip tetiğe basan parmaklar, “vur zalimin alnından” deyip üzerine yürüdü işgalcilerin. Böylelikle Cenga Heftanîn’in şiarı belli oldu; “Ev der Heftanîn’e!”

Ve Sparta savaş tarzı devreye girdi. HPG ve YJA Star savaş tarihlerinde ilk kez beş koldan  ölüm kobralarını kuşatmaya almıştı. Biçare orduya karşı sadece bir takımlık kadın gücü  savaşıyordu. Beritan’ın uçurum çığlığı yeniden göğe yükseliyordu Heftanîn semalarında.

Bir kadın ilerliyor kara ruhların üzerine

Takvimler 11 Temmuz’u gösterdiğinde Heftanîn’in Kartal Tepesin’de bir yiğit çok önemli bir sırrı fısıldıyordu tarihin kulağına. Yüreğine ferman vermiş, göğsünün tam üzerine kızıl rozetini takmıştı. Savaşan o değildi. Savaşacak olan yüzyılın derin öfkesiydi. Silahının kabzasını yokladı ve üzerine yürüdü işgalci ordunun. Evet heyecanlıydı, ama kararsızlığın, korkunun toz zerreciği bile yoktu içinde. Yoğunca öfke biriktirmişti. Çok gerekçesi vardı vuruşmak için. Cenk meydanında lanet ile kutsallık çarpışıyordu. Bir kadın, hakikatin alnını yere değdirmeme uğruna korkusuzca ilerliyordu kara ruhların üzerine. Yaşamın varedeni, koruyanı ve kollayanı bir tanrıça silüetinde Zerya Mahir’di yola ayak izlerini bırakan. Onurun gururuna, kendini yeniden yaratarak varmanın en güzel ifadesine kavuştu O. Şeşdarê alanında bir mevzide, iki silahın namlusunu hiç soğutmadan tek başına işgalci orduya karşı çarpıştı. Toprağa düşmeden evvel onlarca kara ruhlunun hakkından gelmişti. Şeşdarê alanını düşmanlarına dar ettiler kadın savaşçılar. Büyük komutan Zelal Mardin’den ismini alan Zelal Sidem komutasındaki savaşçılar zılgıtları ve cesaretleri ile karşılamışlardı neyarlarını. Cenga Heftanîn’de YJA Star gerillaları kadın mücadelesini yeni bir evreye taşıyor.

Zelal Sidem; Cenga Heftanîn hamlesinde, en başından beri büyük rol oynayan, ceng meydanında işgalcilerle çatışan gerillalardan biriydi. Gerilla Ararat Serhed; daha önce birçok gerilla alanında kalıp onlarca işgalciyle göz göze gelmişti. Yedi renge büründü Ararat. Sonbaharın kızıllığına, baharın yeşiline, kışın beyazlığına ve yazın sarılığına dolandı da boğdu düşmanı örükleriyle.

Direnişin adı Esmer, Berivan, Doğa, Warşin oldu

25 Haziran’da Şeşdarê alanının Tünel mıntıkasında ise bu kez gerilla Esmer yol arkadaşı Berivan ile ilerledi işgalcilerin üzerine. İşgalciler kendilerini koca bir taburun geri püskürttüğü sandılar. Doğa Zilan; Kürdistan’ın, Kürtler’in ilk hava kuvvetleri şehidi olarak Beritan’ın uçuruma bıraktığı çığlığı yere düşürtmedi.

Heftanîn’de bir gedik açmaya çalışan kadın düşmanları 8 Ağustos’da bu kez yönünü Pirbula’ya verdi. Amaç, Banike yol hattının kontrolünü ele geçirip tüm alanı işgal etmekti. Zamanı geldiğini anlamıştı Warşin. Bir ışık gibi belirmişti Pirbula’da. Kendini yoldaşlarına siper edip saatlerce bir başına savaşmıştı. “Buraya giriş olur ama çıkış olmaz” diyerek çarpışmıştı. Savaştıkça güzelleşmiş, güzelleştikçe savaşmaya devam etmişti. Direnişten, çarpışmaktan vazgeçmenin diğer anlamını iyi bilenlerdendi O. 40 yıllık direniş tarihi içersinde Kürt kadınına her türlü kötülüğü reva görmüştü bu işgalci. Tek silahı kendini savunmaktı. Savunmasızlık kölelik ve ölümdü.

Heftanîn savaşı boyunca en çok da kadın gerillaların bulunduğu mevzileri hedef aldı işgalci. En çok o alanları bombaladı, öfkeyle saldırdı. Çünkü kadın gerillalar savaşa başka bir renk vermişti. Katledilen, direnen, zulme maruz bırakılan tüm kadınların onurları adına savaşıyorlardı onlar. Bu savaş sırf Kürdistan gerillası ile Türk askeri arasında verilen bir savaş değil. Kadın tecavüzcülerinden, katillerinden, doğa katliamcılarından, yaşam kırımcılarından hesabın sorulduğu bir savaş aynı zamanda. Heftanîn’e saldıranlar, kadınlara her alanda yaşamı dar edenlerdir. Fatma’yı, Rabia’yı, Nermin’i, Nadira’yı, Merve’yi, Gülnur’u, Zeynep’i, Sevtap’ı, Gülistan’ı, İpek’in ölümüne sebebiyet verenlerdir. Öfke deşarjı için sistematik olarak kadınlara ölesiye şiddet uygulayanlardır. İşte tam da bu sebeplerden ötürü kadın gerillaların onlara yanıtı bütün kadınlar adınadır ve görkemlidir.

Siz de direnin

Direniş sathı boyunca kahramanlık hikayeleri yazanlar yukarıda ismini zikrettiklerimiz ile sınırlı değil. Listeyi uzatmak mümkün. Eriş, Akif, Mazlum, Ferman, Memyan, Devrim, Kendal, Viyan, Goran, Mizgin, Zana, Xabur, Reşat, Zeynep ve Agit, insanlık değerlerini koruma adına yola reva olan onlarca yolcudan sadece birkaçı. İzci de demek mümkün onlara. Teslim olup köle gibi yaşamaktansa direnerek sonsuzluğa yürüyen kahramanların ayak izlerini takip eden izciler. Onuru kara çalmayan tarihin belki de artık az rastladığı şövalyeler. Dijital teknolojiye sıkıştırılmış yaşamları küçük kutulardan azad etmeye gönül koymuş silahşörler. Hepimiz adına savaşıyorlar. Yüzlerce gündür, aylardır çarpışıyorlar. Ve şimdi zemheriye yüz tutmuş mevsimin dondurucu soğuğunda siperleri sağlam tutmaya hazırlanıyorlar.

Özgürlüğün bedeli, gerekliliği bilinci ile yapıyolar bunu. Doğru sevmenin, doğru yaşamanın kuralıydı bu.

Zamanın ötesine taşınan bir kahramanlık destanı şimdi Heftanîn. Ve zamanın ötesindekiler birşeyler fısıldıyor bizlere; özgürlüğünüz için siz de direnin!