İddiamız paradigmayı sistemleştirmektir!

- D. DÎLOK
71 görüntüleme
Kadın özgürlük takvimi açısından 2020 yılını birçok açıdan ele alarak değerlendirmek mümkün. Yaşanan olaylar, saldırılar, eylemler, direnişler, katliamlar, şiddet, kitlesel özgürleşme adımları, gerilikler, kutsallaşmalar ve kadınca olan daha birçok şey 2020 yılı boyunca gerçekleşti. Tüm bunlar önemlidir ve ayrı ayrı değerlendirmeleri gerektirmektedir. Ancak 2020 yılının en elzem değerlendirilmesi yılın zihniyet haritasına bakmak olacaktır.

Bu yıl insanlık zihninde neler değişti? Neler kazanıldı, neler kaybedildi? Yılı değerlendirme anlamında değinilecek birçok olay, durum ve gelişme var. Ancak bu yılın toplamında ortaya çıkan bir sonuç var: Bu dünya insanlığı, kadınlara olan kötü yanlış bakışlarını ve yaklaşımlarını düzeltmedikçe hiçbir sorun çözülmeyecek, hiçbir kötülük bitmeyecek ve hiçbir insan özgür olamayacak.

2020 yılı boyunca kadın bilinçlendi, etkinlikler geliştirdi, eylemler yaptı ve her adım biraz daha kadını özgürleştirdi. Bunun karşısında erkekler sessizdi, çaresizdi. Sessizdiler çünkü karşı koyacak güçleri yoktu. Çaresizdiler çünkü özgür değillerdi. Ancak erkek sistemi bu durum karşısında sessiz kalmadı, tam tersine daha da vahşet uygulayarak özgür kadın sesini yok etmek istedi. En büyük kabusu kadınların bilinçlenmesi ve özgürleşmesi olan erkek egemenlikli sistem, yıl boyunca kadınları sindirmek, kadın yoluyla erkeği bastırıp iradesizleştirmek ve kadınların seslerini bastırmak için hep erkeğin geriliklerine oynadı ve kadını hedef gösterdi, erkek sesini yükseltti, kadınlar nerdeyse duyulmaz oldular. Erkek modelleri de değişti, daha da çirkinleşti. Bir yanda kadın düşmanı diyebileceğimiz iktidarlar ve onların temsilcileri, bir yandan iktidar olamayanların kadın düşmanlığından kurtulamayan yanları ve toplamında kadına yönelik saldırılar ve kadınlığın katledilmesi, 2020 yılında en çok karşımıza çıkan durumlar oldu.

İktidar kadın mücadelesinden korkmakta

2020 yılı yapılan saldırılarla, katliamlarla ve uygulanan vahşetle büyük kötülükleri not düştü ancak direniş tarihimize yazacağımız güzel sonuçlar da ortaya çıktı. 2020’nin en güzel yanı, genç kadınların kadın özgürlük mücadelesine daha aktif katılmaları, bu mücadeleyi sahiplenmeleridir. Bu, kadın özgürlük mücadelesine yeni bir dinamizm kazandırdığı kadar kadın kurtuluş ideolojisine de yeni bir kimlik kazandıracaktır.

Dört parça Kürdistan’da kadınlar hakim sistemin her türlü baskılarına karşı çıktı, her türlü dayatmasını boşa çıkardı ve her türlü saldırısını direnişleriyle boşa çıkardı. Bilinçlendi, direndi, direnişiyle yeniden bilinçlendi ve özgürleşme adımında hamlesel ilerlemeler kaydetti. Tüm bunlarla birlikte tüm dünyada olduğu gibi Türkiye ve Kuzey Kürdistan’da da faşist, ırkçı, cinsiyetçi politikalara karşı yürütülen mücadele büyük bir ısrar ve inatla sürdü. AKP-MHP faşist rejiminin tüm uygulamaları erkek eksenlidir ve tecavüzcülüğü teşvik ve tahrik etmektedir. Çünkü egemenliğin özünde başkasının haklarına tecavüz etme vardır. Bu durum, iktidarın kendi kirlerini tüm topluma bulaştırması vesilesiyle kendini meşrulaştırması anlamına gelmektedir.

Türkiye’de devrime, özgürlük mücadelesine, direnişe en yatkın kesim Kürtler, kadınlar, aleviler, ezilen sınıflardır. Toplamda iktidarların direkt karşıtı olanlar, devrimi gerçekleştirecek olan kesimlerdir. Nitekim yaşanan her tür insanlık dışılığa, hukuksuzluğa, soykırım-kadınkırımı saldırılarına karşı direnen, en hızlı refleks veren kadınlardır. Yine Kürtler sistemin hiçbir dayatmasını kabul etmemektedir. Kendini alternatif görmek isteyen, böyle yaratmak isteyen her oluşumun ilk durağının Kürdistan olması bunu gösterir. Her şeye rağmen Kürdistan, tüm iktidar karşıtlarının kabesi konumundadır.

Kürt kadınları, direnişin özgürlük mücadelesinin en dinamik, en keskin en anlamlı ve en inatçı kesimleridir. Bundan dolayı tek adam rejiminin yıkılışını hızlandıran Kürt kadınlarıdır. İktidar bu gerçeği bildiğinden Kürt kadınlarından korkmaktadır. Ve bu korkusunu da erkek egemenlikli faşist sistemin en faşisti tarafından itiraf edilmiştir. Soykırım ve işkence işlerinin bakanı bizzat PKK’nin bir kadın partisi olduğunu söylemiştir. Bu durum DAIŞ’ın yaşadığı korkuyu çağrıştırmaktadır.

PKK kadın partisidir ve kadın partisi olmak, PKK’liler açısından bir gurur ve onur kaynağıdır. Bu kimlik, Kürt toplumunda büyük devrimler yaratmıştır.

Kürt kadını özgürlük bilincini toplumsallaştırdı

PKK’nin kadın partisi olması kadar PAJK öncülüğünün tüm Kürdistan’da kavranması ve yaşamsallaşması, toplumun faşist erkek egemenliğine karşı direnebilmesinin ideolojik temelini oluşturmaktadır. Özgür demokratik bir inşanın zeminlerini oluşturma mücadelesinde önemli bir aşamaya gelen kadın partileşmesi PAJK, kadın kurtuluş ideolojisinin derinleştirilmesi, tüm toplumsal, siyasal, düşünsel alanlara uygulanmasının perspektifini oluşturmuştur.

PAJK çatısı altında bilinçlenen, özgürlük bilincini toplumsallaştıran Kürdistan kadını, bölge ve dünya kadınlarıyla buluşarak bu bilinçlenmeyi evrenselleştirmektedir. Bir yandan özgür eş yaşam anlayışı tüm iktidarcı ilişkilerin toplumu zehirlemesine karşı panzehir olmakta, bir yandan ise eşbaşkanlık sistemi, tekçi faşist erkek sistemlerine karşı duruş ve özgür alternatif olmakta, büyük parçalanmışlık yaşatılan toplumda bir denge yaratmaktadır. Öte yandan da kadın bilimi olan jineoloji ile hakim erkek zihniyetinin yaratımı olan tüm bilimciliklere, bilimcilikten kendini arındıramayan tüm öğreti dallarına karşı özgür düşünmeyi toplumsallaştırmaktadır. Tüm bunlar, kadın kurtuluş ideolojisiyle sürekliliğini sağlayan ve bundan dolayı da kadın partisi olarak kimliğini somutlaştıran PKK’nin evrenselleşmesinin de göstergeleridir.

2020 yılı; jineoloji sahasındaki çalışmaların bir yandan teorik derinlik kazanarak sürmesi, bir yandan tüm dünya özgürlükçü kadınlarına ulaşarak onların görüşlerini jineoloji dergisi etrafında toplaması, toplum ve kadın biliminin genç kuşaklarda anlaşılır kılınması ve tüm toplumun köleliğin baskılarından-kalıplarından kurtarılarak yaygınlaşması anlamında büyük kazanımların yılı olmuştur.

Kadın gerçeğinin akışkan, doğurgan, üretken ve yaşam kurucu yanı PKK’de örgütlü, planlı, bilinçli bir toplumsal irade haline gelmiştir. Bundan dolayı bütünlüğün içinde yaşanan mücadeleler, savaş, düşünsel devinim, çatışmalar, tartışmalar, eğitimler, zorluklar, kendini yenilemenin ve özgür kişiliğe-özgür toplumsallığa ulaştırmanın tüm devinimleri bu akışkanlığı, bu doğurganlığı, bu üretkenliği ve yaşam kuruculuğu anlatır. 2020 yılı bu akışkanlığın, kendini yenileyerek adeta her gün kendini küllerinden doğurtarak var etmenin örnekleriyle başarılı bir kadın direniş yılı olarak tarihe yazılacaktır.

Yanlış genetik kodlamadan kurtulmak?

2020 yılının tarihsel anlamı, KJK’nin başlattığı “Kadın kırımına karşı özgür kadın ve toplumu savunma zamanı” hamlesiyle olgunlaşmış ve zafer aşamasına geçmiştir. Bu hamlenin özü kadının kendini savunmasına odaklanmaktadır. Toplumun, kadınların savunmaya ihtiyacı var. Çünkü iktidarlar, faşist sistemler, erkek egemenlikli sistemler her an kadına saldırarak kendilerini var etmektedirler. Kendini savunan kadın, kendi kimliğinde toplanan özgürlük anlamını, toplumsal tarihi de koruyabilir.

Toplumu koruyabilmek için kendini koruyabilmek gerekir. Peki kendini koruyabilmek için ne gerekir? “Dünyayı kadınlar değiştirecek” diyoruz ancak bu nasıl olacak? Dünyanın değiştirdiği kadınlarla bu mümkün mü? Dünya kadınları değiştirdiğinden kadınların dünyayı değiştirmesi için öncelikle kendilerini değiştirmesi gerekecek. Kadının kendini değiştirmesi zordur ancak kadın olabilmek için bu şarttır. Kendini değiştirmek, kadına biçilen erkek egemenlikli tanımların kendisine ait olmadığını ortaya koyup bu tanımları reddetmek ve kendine ait bir kimliğin arayışıyla başlar. Bu kolay bir iş değildir. Önder Apo 2019 yılında gerçekleşen bir görüşmede 15 bin yıllık mutlak kadın köleliğinin toplumsal genetiğe işlendiğini belirtti. Şüphesiz bu keskin bir belirlemeydi. 15 bin yıllık mutlak kadın köleliği toplumsal genetiğe işlemişse bu yanlış genetik kodlamadan kendimizi nasıl kurtaracağız? 15 bin yıllık genetik kodlamanın verdiği mutlak kadın köleliğini kadın ve erkek zihninden kurtarabilmek için ne yapmak gerekir?

Öncelikli olarak idrak gücünü geliştirmek gerekir. kendini bilme, kendi varlığını idrak etme konusunda atılacak adımlar, içinde bulunulan durumun vehametini anlamak açısından iyi bir veri sunacaktır. Kendini bilmek ve kendi varlığını idrak etmek, evreni tanımlayabilmek ve kendisinin evrendeki yerini tanımlayabilmek başlangıç açısından şarttır. Bunu yapamayan hiçbir kadının kendini özgürleştirmesi beklenemez. Ve kendini özgürleştiremeyen kadının kendini kurtarması, dünyayı kurtarması da uzak bir hayal olmaktan öte gidemez.

Kadın özgürlükçü paradigmayı sistemleştirmek

Bunu başarabilen kadının kendisinden sonra bakacağı yer toplumdur, ekonomidir, doğadır, siyasettir. Toplumu ilgilendiren her şey kadının yönünü çevirmesi gereken yerdir ve kadın bunu yapabildiği, baktığı yere anlam verebildiği, baktığı yerde yaşanan sorunları görebildiği kadar mücadele edebilir. Ve kadının sorunları görüp çözebilmesi onun özgürlüğünün ölçüsüdür. Toplumsal, ekolojik, ekonomik sorunların her biri kadın açısından devrim konusudur, mücadele gerekçesidir ve kadın bunları başarabildiği oranda 15 bin yıllık mutlak kölelikten, köleliğin genetik kodlarından kurtulabilir. Bunu yapabildiğimiz oranda barış ve özgürlüğün iddialı inşacıları olabilir, bu tarihsel görevleri üstlenebilir ve tarihi inşa edebiliriz.

2020 yılı, kadın özgürlük mücadelesinin vazgeçilmezliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Kadın özgürlüğü olmadan yaşama, insana, evrene ve topluma dair hiçbir şey anlam kazanamaz, hiçbir yaşam emaresi kendisi olamaz, yani özgür olamaz. Kadın özgürlüğünün başat önemi 2020 yılında gerçekleşen erkek egemen sistem saldırılarıyla ve kadın özgürlük mücadelesiyle bir kez daha kanıtlanmıştır. Bundan dolayı 2020’de kazanılan mevzilerle, yine bu yılın yarattığı tecrübe, deneyim ve çıkarılan sonuçlarla 2021’e büyük bir özgürlük inancı ve iddiasıyla yürüdüğümüz açıktır. Bu iddiamız özgürleşme arzumuzla, özgür yaşama olan inancımızla, bize özgürlüğü öğreten Önderliğimizin fiziki özgürlüğünü sağlama hamlesine katılım kararımızla birleşerek 2021 yılını kadın özgürlüğünün zafer yılı haline getirecektir. 2021’de, hem 2020’nin kazanılan deneyimlerin uygulanacağı hem de 2020’de eksik kalanların tamamlanacağı şimdiden görülmektedir. Bundan dolayıdır ki 2021 yılı şimdiden bir kadın özgürlük yılı olacağının işaretlerini vermektedir. Bizim 2021 yılı iddiamız tüm egemen erkeklikleri öldürmek, kadın özgürlüğünü zafere ulaştırmak, kadınların, çocukların ve tüm ezilenlerin yaşam güvencesi olan demokratik ekolojik kadın özgürlükçü paradigmayı sistemleştirmektir. Bize bu iddiamızı gerçekleştirme gücü veren, Beritan, Zilan, Delal, Azê, Leyla ve ismini sayamayacağımız binlerce kadın özgürlük savaşçısının yarım kalan hayallerini tamamlama, Önder Apo’nun yarım kalan projesini tamamlama ve kendimiz olma kararlılığımızdır.