İnkarı yendik sıra komploda!

- Ronahi SERHAD
12 görüntüleme
Özgürlük mücadelemiz tarihinde Ekim ayı özel bir anlama sahiptir. Kadın hareketimizin öncü kişiliklerinin, komuta ve militanlarının ağırlıkta şehit düştüğü ay olması itibarıyla şehitler ayı olarak tarihimizde özel bir yer edinmiştir. Aynı zamanda uluslararası hegemonik devletlerin startını verdiği 9 Ekim Komplosu ve bu komploya karşı direnişin, mücadelenin zirveleştiği aydır. Bu vesileyle komplocuları bir kez daha kınarken, Ekim şehitlerimizi, komploya karşı bedenlerini ateşe veren, komploya karşı mücadelede şehit düşen tüm yoldaşlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.

Komplonun şimdiye kadar amacına ulaşmasını engelleyen Önder Apo ve direniş çizgisinde büyüyüp gelişen kadın hareketinin Berîtan (Gülnaz Karataş) komutasında 1993’te ordulaşma ve 1998’de Zilan (Zeynep Kınacı) şahsında partileşme gerçeğidir. Bu özle şekillenen Kürt Özgürlük Hareketi mücadelesidir. Binlerce militan katılımıyla öz savunma örgütlenmesine kavuşan, öncü partisine sahip bir kadın hareketi gerçek anlamda toplumsal bir hareket ve güç olarak yenilmezdir. Kürt Kadın Hareketinin devamlılığı, mücadeleyi yükselterek her döneme cevap olması, yüzlerce kadın yoldaşımızın şahadetiyle, verdiği bedel ile gerçekleşmiştir.

Mevcudun radikal eleştirisi

Bu başarı düzeyine gelmek hiç kolay olmadı. Önder Apo’nun sınırsız emeği, öncü kadın militan kişiliğin yaratılmasını bir ülkenin kurtuluşundan daha stratejik ele alarak hassasiyetle üzerinde durup geliştirmesiyle başarıldı. Kadını iradeye ve öz güce kavuşturması devrimin kendisidir. Mücadeleye katılan her bir kadın yoldaşımız, devrimin ateşiyle büyülenmiş, çelikleşmiş ve adeta tarihi yeniden yaratmanın yoluna girmiştir. Kendileri de tarih yaratan, zamanın anlamını oluşturan değerler birikimi olarak toplumsal değerleri, kültürü yeniden oluşturmuşlardır. Yeniden kadınlaşmak, yeniden kültür oluşturmak, kadın özgürlük bilinciyle yeniden Kürtleşmek, Kürtler açısından sömürgeciliği yıkmak ve yeniden doğmak anlamına gelir. Dünya insanlığı açısından ise sosyalizmin umudunu büyüterek mücadele yolunu göstermektir. Yeniden kadınlaşmak ve Kürtleşmek kuşkusuz mevcudun radikal eleştirisi olarak zihniyet devrimi, askeri-siyasi eylem ve toplumsal mücadeleyi içerir. Partileşmiş kadın gerçeği, sömürgeleştirilmiş kadın ve toplum açısından egemenliğin, erkek dünyasına ve ona ait değerlerin, rollerin, alışkanlıkların her şeyin yerle bir edilmesidir. Hareketimiz içersinde gerçekleşen kadın olayı, kendi başına fiziksel olarak salt devrime katılmak ve devrimin başarısı için mücadele imkanlarına sahip olmak değildir. Alışageldik kadınlık-erkeklik rolünü, geriliği, gericiliği, geleneklerin köreltici, tutsak edici tüm özelliklerini de yıkmaktır. Erkek tarafından ev içi kölelik olarak esaret altına alınmış ve buna da toplumsal gelenek dedikleri kalıplaşmış yaşam tarzını değiştirmek ancak militanlaşmış kadın gerçeğine ulaşmakla mümkün olmuştur. Kadın Hareketi ve militanlığı, ev köleliğine, kadının erkeğin kulu olmasına, toplumun kadınlık rolüne örgütlü bir isyanla değişimi dayatmadır. Dayatmadır derken elbette zoraki bir uygulamadan bahsetmiyoruz. Kavradıkça sorgulayan, sorguladıkça öğrenme isteği artan, öğrendikçe bilinç oluşturan, bilinçlendikçe derinleşen, derinleştikçe yeni kadın kimliğini oluşturan ve böylelikle kimlikleşen oluşum sürecinden bahsediyoruz. Kendini adeta küllerinden yeniden yaratmaktır. Bu nedenle kadınlar için partiye/mücadele saflarına katılım kendini yeniden yaratmaya başlangıçtır. Esas zor ve sancılı süreç kendini yeniden oluşturmadır.

Kadın uygarlığının başlatıcıları

Sınıflı uygarlığın toplumsal hafızaya kazıdığı kadınlık-erkeklik rolünü değişime-dönüşüme uğratma aynı zamanda büyük bir nefs savaşını vermeyi gerektirdi. Savaşların en büyüğü olan kişiliğini, duygularını, düşünme tarzını, yaşam tarzını, davranışlarını ve karakter denilerek kabullenilmiş kişilik özelliklerini değiştirmek büyük bir eylemin ve bitmeyen bir iç mücadelenin devinim karakteridir. Kendini yeniden yaratan kadın, toplumsal ilişkilerin de yeniden yaratılmasını koşullar. Kadın şahsında değişen toplumdur. Bin yıllardır benimsetilmiş kadınlık-erkeklik rolünü red etmek büyük bir güç ve irade ister. İşte partileşmiş kadın ve erkek militan gerçeği bu iradenin mümkün olduğunu açığa çıkarmıştır. Toplumsal hafıza olarak zihnimize kazınan kadınlık rolünün erkek-devlet-gelenek eliyle inşa edilmiş, anne karnından itibaren öğretilmiş dersler olduğu anlaşılmıştır. Öğretilen değiştikçe, binlerce yıldır sistematik bir biçimde işleyen erkek çağı ve icraatları da görünürlük kazanmıştır. Partileşmiş kadın militan öncüler, kadın eksenli yeni bir uygarlığın başlatıcılarıdır. Erkek paradigmasıyla yaratılan sınıflı uygarlık, kadın özgürlük paradigmasıyla sınıfsız uygarlığa dönüştürülebilir. Eşit ve özgürlükçü toplumsal yaşam mümkündür. Ve bu uğurda sayısız mücadele yürüten toplumsal hareketlerin hepsinin bir anlamı olmakla birlikte bunun özü kadına dayanırsa arzulanan özgür-eşit toplumsal yaşam kültürleşebilir. Eğer kadın özgürlüğüne dayanmıyorsa ve devrim kadın özgürlüğü üzerinden yükselmiyorsa ne kadar bedel verilirse verilsin yeniden hiyerarşik, iktidarcı rejimlere dönüşmeleri çok zaman almayacaktır. Kadınlar, başına gelen ve toplumsal teslimiyetle sonuçlanan ihanetle, komployla hesaplaşmanın mücadelesini yürütmekteler.

İhanet ve komployla hesaplaşma ayı

Ekim ayı ihanet ve her türden komployla hesaplaşma ayıdır. Ekim, PAJK ve PKK mücadele tarihinde kadın şehitler ayı olarak yerini almıştır. Her bir öncü kadın yoldaşımız sadece bir dönemin devrimci görevlerini yerine getirmemiş tarihsel olarak yeni gelişmelere yol açarak damgasını vurmuştur. Berîtan, Azime (Mihriban Saran), Canda Türkmen (Sanem Bertan), Gurbetelli Ersöz, Helin Çerkez (Nermin Akkuş), Ronahî (Andrea Wolf), Meryem (Hazar Çolak), Zinarîn (Selma Doğan), Rotinda (Aynur Artan), Kurdê (Selamet Menteş), Rojîn Gevda (Süreyya Aslan), Ruken Bingöl (Sevcan Algünerhan), Arîn Mîrkan ve daha nice kadın şehitlerimiz özgürlük kılavuzumuz olmuşlardır. Özgürlük abideleri olan şehitlerimizin geriye bıraktığı mirası canla-başla koruma ve anılarını her daim yaşatma sözümüz, kadın devrimini Kürdistan ve Ortadoğu’da başarmak olacaktır. Şehitlerimizin hayalleri andımız ve amacımızdır. Önder Apo, şehitlere bağlılığın gereğinin ağırlığını hep ortaya koyarak bizlere hakikat yolunu gösterdi. Beyaz kefenle bir olan kadının ve Kürdün sistematik inkarına dayalı komployu Rêber Apo’nun yürüttüğü mücadeleyle yendik. Şimdi sıra Rêber Apo’yu hedefleyerek tüm kadınlara, Kürt ve Ortadoğu halklarına yönelik sürdürülen Uluslararası Komplo stratejisini, buna dayalı siyaseti ve askeri imha saldırılarını yenmekte. Tam 22 yılı geride bırakan 9 Ekim Komplosu yeni manevralarla ve kapsamı daha da genişletilmiş imha saldırılarıyla dört parça Kürdistan’da yürütülmektedir. Öyle ki, ilk etapta sadece hareketimizi hedefleyen ve asıl özü, amacı hep gizlenen tüm Kürdistan halkına yönelik komplo artık açıktan pervasızca yürütülmektedir. Bakûr, Başûr, Rojava, Şengal-Mexmûr dahil olmak üzere nerede mücadele yürüten kadınlar, Kürtler, sosyalist ve demokratlar varsa hepsini kapsamış durumda. Çünkü ne kadının özgürlük sorunu sadece kadını ilgilendirir ne de Kürt sorunu sadece Kürtleri ilgilendirir. Her ikisinin sömürge statüsünde, inkar-imha cenderesinde tutulması nası ki günümüzde sömürgeci devletlerin sistemsel kriz halini almışsa ve toplumsal krizler biçiminde dışa vuruyorsa kadınların kurtuluşu ve Kürt halkının özgürleşmesi de Kürdistan somutunda tüm Ortadoğu’yu dolayısıyla dünya sistemini etkileyecek düzeydedir. Saldırılarda hiçbir sınır, ahlak, ilke tanınmamaktadır.  Komplocular değişmemiştir. ABD öncülüğündeki hegemonik güçler, başta faşist Türkiye rejimini ve bir araç olarak da Irak’ı, Güney Kürdistan hükümetini KDP aktörlüğünde aktif kullanmaktadır. Sahada aktif görünmese de İngilteresiz Kürt ve Ortadoğu siyasetinin belirlenmesi olanaksızdır. İngiltere’nin, Kürt imhası ve soykırımını içeren 9 Ekim Komplosunun duayeni olduğu bilinmekte.

İnkara karşı mücadele onurlu bir tutumdur

Türk devletinin tarihsel Kürt kırımı üzerinden kendisini var etme geleneği, zihniyeti ve faşist rejimi bilinmektedir. Bu kafatasçı devlet geleneğinin açıktan çocuk-kadın-yaşlı hiçbir fark gözetmeksizin hedef almasının önünü açan elbette ki bu hegemon güçlerdir. Birleşmiş Milletler bu komployu uluslararası sisteme göre yürütmektedir. NATO güçleri, faşist Türk devletine her türlü askeri politika ve teçhizatı sağlamaktadır. Ortadoğu’da faşist Türk devletinin soykırım-imha saldırılarının bu denli önünün açılması, söz konusu küresel güçlerin Önder Apo ve hareketimiz şahsında Kürt sorununa yaklaşımıyla ilgilidir. Uluslararası Komplo neden Önderliğimizi hedefledi?  Rêber Apo, PKK’yi kurarak “Kürdistan sömürgedir, özgürleşmelidir” tezini Parti programı olarak yazıp savunduğu ve bunun mücadelesini yürüttüğü için hedeflendi. Otonom Kürt Kadın Hareketini kurarak özgürleşmiş kadınla özgür toplumun yaratılması için emek verdi. İnkar edilen, bir ölüden farksız olan Kürdü, yeniden dirilterek tarih sahnesine çıkardığı için, insanlık camiasına kabulünü sağladığı için hedeflendi. İnkara karşı mücadele yürütmek onurlu her insanın tutumudur.  İnkara-imhaya karşı varlık savaşı güçlendikçe ve PKK, hegemonik güçlerin kullanacağı bir siyasi güç olmayı reddedince hedeflendi ve ’93’ten itibaren terör listesine alındı. Önderliğimiz ve hareketimiz haklı bir meşru savunma savaşını, halk savaşını yürütmektedir. Bunun uluslararası hukukta karşılığı var. Kürdün adı bile yoktu ki kendi kaderini tayin etsin. Kaderi tayin etmek için öncelikle varlığın olmalı. Olmayan bir şeyin kaderinden, geleceğinden söz edilemez. Önderliğimiz, işbirlikçi çizgiyi reddettiğinden, özgür bağımsız iradi duruşun sahibi olduğundan dolayı intikam alınmakta. Mücadelemizin gelişim düzeyiyle bağlantılı olarak artık açıktan Kürdün inkarı imkansız olduğundan komplo gelinen aşamada, her Kürdistan parçasında açığa çıkmış çözüm projesine ve bunu sahiplenen halkın iradesine, siyasi temsilcilerine, kurumlaşma düzeyine, meşruluğuna ve kazanımlarına yöneltilmiştir. Komplocular siyasetlerinde ortaklar.

Özgürlüğümüzü, mücadele başarısı belirleyecek

Uluslararası devletler topluluğuna yön veren komplocu siyasetleridir. Buna rağmen Kürt halkının, mücadeleci kesimlerin uluslararası güçlerden adil yaklaşmalarını beklemeleri hayalcilik olur. O halde özgürlüğümüzü ve güvenliğimizi, Kürt kadınlarının, halkının, Kürdistan gençliğinin mücadele başarısı belirleyecektir. İnkarı yendik, komployu da yeneceğimizden, ihanetin hesapsız kalmayacağından kimsenin kuşkusu olmasın. Komploya karşı sözleşmemiz kadınlar ve gençler öncülüğünde halkımızla birlikte özgürlüğümüz için her yerde mücadele etmek, gerçek bir halk savaşını vererek kazanmaktır! Bazên Zagrosê Devrimci Hamlesi  ile  “Cenga Xabur Devrimci Hamlesi’ni sürdüren gerilla yoldaşlarımızı selamlıyorum. Kadınlar ve tüm halkımız bulunduğu her yerde gerillanın direnişini sahiplenerek komployu yenilgiye uğratma mücadelesine aktif katılmalıdır.