İradeli bir çocuktan özgür topluma: Katılımcılık

- Vildan Dirik
466 görüntüleme

COCUKLARYaşamın her alanına katılım göstermek, her insanın doğumuyla edindiği bir haktır. İçerisinde bulunduğu dünyayı ve toplumsal yaşamı etkileme, değiştirme ve dönüştürme gücünü gösterebilme, kendisinden başlayarak, ailesi ve toplumu hakkında kararlar alma ve bu kararları yürütebilme olanağının kişiye sağlanması hem demokratik bir haktır, hem de bireysel bir özgürlük alanıdır. Bireyi, birey yapan şey bir topluma ait olması kadar, o topluma kendisini katması ve onu teorik ve pratik olarak etkilemesidir.

Aileden başlayarak bireye sunulması gereken bu olanak ya da sahip olduğu ve korunması gereken bu hak, aileden sonra eğitim kurumları, toplumsal, siyasal ve ekonomik alanların tümüne oturtulduğu takdirde gerçek bir demokratik yaşamdan söz edebiliriz.

Çocukların hakları gaspediliyor

Toplumsal yaşama etkin katılım kadar, bireyin çocukluk çağında aile içinde ve eğitim kurumlarında da kendi kararlarını alma, alınan kararlarla ilgili düşüncelerini belirtme ya da kararları kabul etmeyip, yeniden tartışma gibi hakları da oldukça önem taşımaktadır.

Anne, babaların ve öğretmenlerin çocuklar üzerinde hak iddia etme, onların hakkında kendi düşünceleri doğrultusunda kararlar almaları ve çocuğa seçme şansı tanımamaları özellikle tutucu ve baskıcı toplumların genel karakteristik özelliği olmaktadır. Anti-demokratik toplumlarda aile ve eğitim kurumlarının şekillenmesi de anti-demokratik olduğundan çocuğun en doğal hakkı olan seçme ve katılma hakkı daha başından itibaren gaspedilmektedir.

Thousands Of Syrian Refugees Seek Shelter In Makeshift Camps In JordanSon yıllarda pedagoglar ve eğitim uzmanları tarafından yoğun tartışılan “participation” yani “katılım” birçok soru işaretlerini de beraberinde getirmiştir. Özellikle bir çocuğun içinde bulunduğu sosyal ortama nereye kadar katılım gösterebileceği, hangi kararları almasına nereye kadar izin verileceği, bunun bir çocuk için tehlike oluşturmadan nasıl gerçekleştirilebileceği oldukça üzerinde durulan tartışma konularıdır. Bu konuda özellikle anne ve babaların kapıldığı endişelerden biri de “ben çocuğumun herşeyi yapmasına nasıl izin verebilirim” noktasıdır. Aynı zamanda eğitimcileri de telaşa ve tedirginliğe düşüren bu nokta aslında konuya ne denli yabancı olunduğunun ve yanlış anlaşıldığının bir göstergesidir.

Sağlam kişilikler için…

Somut bir örnekle açıklamak gerekirse yaşama katılım (participation) demek çocuğun istediği herşeye izin vermek demek olmayıp, çocuğun kendisi hakkında karar alma gücünün geliştirilmesi, bu konuda ona olanak sunulması ve seçenek tanıyarak karar vermesinin kolaylaştırılması demektir. Fikrinin alınması, çocuğun dinlenmesi ve hatalarından öğrenmesine olanak tanınması demektir. Örneğin soğuk bir kış günü, kısa kolla dışarıya çıkmak isteyen bir çocuğa zorla kazak giydirmek yerine, “bugün hangi kazağını giymek istersin” diye sorarak, yani seçenek sunarak ikna etmek daha etkili olacaktır. Evde uyulması gereken kuralları çocuklarla beraber tartışıp karara ulaşmak çocuğun hem aidiyet duygusunu, hem de kendine olan güvenini geliştirecektir.

Çocuklar oyun oynarken kendi aralarında bazı kurallar koyarlar. Ve gözlenmiştir ki kendi aldıkları kararlara daha sadıktırlar. Ancak bir yetişkinin gelip müdahil olması durumunda ise oyunlar genellikle keyifsiz ve hoşnutsuz olarak sona erer. Çocuklarımızın, ne giyeceği, kiminle nerede ve ne oynayacağı, neyi ne kadar yiyeceği bizler için elbette oldukça önemlidir. Ancak bundan daha önemlisi bunlarda çocuğumuzun söz ve karar sahibi olmasıdır. Seçme şansının bulunması, itiraz etme hakkının kabul görmesidir. Bu şekilde çocuklarımız daha özgür iradeli, kendine güvenli ve sağlam kişilikli insanlar olarak toplumsal yaşama katılırlar. Hakları kadar, haksızlıklar karşısında da tutum geliştirmeyi öğrenirler. Onlar üzerinde sonsuz karar sahibi olma, iradelerini kırma ve seçme şansı tanımama çocukların kişisel ve zihinsel gelişimleri üzerinde oldukça olumsuz etkiler yaratacaktır.

KURT COCUKLARISistem itaatkar bireyler yaratıyor

Sürekli boyun eğdirilen ve itaat etmesi istenen çocuklar toplumsal yaşama birer yetişkin olarak sağlıklı bir şekilde katılım gösteremedikleri gibi biat kültürü etkisiyle sürü psikolojisi ile hareket  etmeye oldukça yatkın olacaklardır. Bunun en somut örneği şu an AKP iktidarı döneminde yaşanmaktadır. Zaten hiçbir demokratik geleneği olmayan TC devletinde son 13 yıllık süreçte bu “biat” kültürünün en ağır sonuçları yaşanmaktadır. İşte bu yüzdendir ki kendi öz iradeleri ile öz yönetimlerini oluşturmaya çalışan Kürt halkı iktidara ağır bir şok hali yaşatmaktadır. Toplumsal yaşamın her alanına, her kesimi öz iradesi ile katmayı esas alan öz yönetim ilanlarına bu denli saldırmak, biat kültürünün kırılışından duyulan korku yatmaktadır. En başta çocuk ve kadınların boyun eğdirilmesini hedef edinen erkek egemen kültür ve onun yaptırım aracı olan aile ve eğitim kurumları bu sistemin temel anlayışı olan boyun eğme, itiraz etmeme ve kendisi ile ilgili kararlarda söz sahibi olmamayı sistemsel olarak bireylerin zihinsel ve düşünsel yapısına işlemişlerdir. Diğer yandan ise erkek bireylere de askerlik aracılığıyla bu boyun eğdirmeyi ve itaati kabul ettirmişlerdir.

Silhouette, group of happy children playing on meadow, sunset, sÖzgür iradeli birey ve toplum

Özcesi, toplumsal yaşama her anlamda katılım demokrasinin gereği ve hak ve özgürlükler temelinde olmazsa olmaz bir insan hakkıdır. Ne anne babaların, ne  öğretmen ve eğitimcilerin ne de politikacıların ve iktidarların bireyler ve halklar üzerinde karar alma, hakimiyet kurma ve itaate zorlama hakları yoktur. Bireyler ve toplumların kararlara katılma, düşünce ve iradelerini ortaya koyma, itiraz ve red etme, seçme ve seçilme hakları korunması gereken en temel haklar arasındadır. Aile içinde çocuğun odasını yenilerken onun fikrinin alınması ile bulunduğu yerde nasıl yönetileceğine bir halkın kendisinin karar vermesi arasında aslında çok da bir fark yoktur. Çocuğun kendi tokluk ve açlık duygusunu kendisinin hissetmesine olanak tanıyıp, aç olduğuna biz karar verir ve onu yemeğe zorlamakla, bir toplumun neye ihtiyacı olup olmadığına tepeden onu katmadan karar vermek arasında da bir fark yoktur. Özgür iradeli bireyler, özgür iradeli toplumları oluşturur, evde demokrasi, toplumda öz yönetimin çekirdeğidir. Toplumun tüm katmanlarında katılımcılık, öz ve özgür irade bizleri gerçek demokrasiye götürecek olan tek yoldur.