Jineoloji kadın devriminin koşullarını açığa çıkarıyor

- Zilan DİYAR
17 görüntüleme
Geçtiğimiz sayıdaki yazıda jineolojinin kavram olarak ortaya çıkışı ve yarattığı sonuçları değerlendirmiştik. Bu bölümde kadın biliminin Kürt kadın özgürlük mücadelesiyle bağını değerlendireceğiz.

Kürt kadın hareketi olarak kırk yılı aşan mücadelemizin diyalektiği kuramlarla önü açılan bir pratik ve pratik sonuçlardan elde edilen bir kuramlar döngüsü içinde geçti. Kürt kadınlarının özgürlük mücadelesi boyunca kazandığı her mevzi, patriyarkal sistemin yarattığı toplumsal şekillenme içerisinde yeni çatlaklara yol açtı. Rêber Apo, Kürt toplumunda ortaya çıkan bu toplumsal çelişkileri aşmak için kimi kuramlar geliştirdi. Bu kuramlar zihniyet düzeltmesinin ilk adımlarıydı. Ancak sömürgeciliğe karşı sürekli mücadele halinde olan, yani yoğun bir savaş gerçekliğiyle iç içe geçen yeni bir toplumsal kimlik kazanma çabasının bir sonucu olarak ortaya çıkan bu kavramlar, Kürt özgürlük hareketi içinde yeterli ve derinlikli tartışılamadı. Ki bugün bu kavramların miadını doldurduğunu düşünen, bu kavramları mücadelemiz ilerledikçe oluşan çok yönlü ve yeni dinamiklerine yediremeyen yaklaşımlar ortaya çıktı. Jineoloji, deyim yerindeyse zamanın akışına eşlik edemeyen, donmuş bir biçimde ele alınan bu kavramları (“erkeği öldürmek”, “sonsuz boşanma”, “kopuş teorisi” vb) mücadelenin dinamikleriyle buluşturan, güncele uyarlayan, akışkanlık kazandıran bir rol oynayabilir.

Kendini iddia, bilinç ve aşkla örgütlemek

Bu aynı zamanda sınıf, cins ve ulusal çelişkileri en derinlikli yaşayan Kürt kadınının kimlik savaşımını özgürlükle sonuçlandırmasını sağlayabilir. Devrimin süreklilik kazanması, kadın erkek ilişkilerinde öncülük düzeyinde yakalanan düzeyin toplumsallaşması da bu biçimde sağlanabilir.

Jineoloji bu yolun kat edilmesinde belirleyici bir rol oynayabilir. Çünkü Kürt kadın özgürlük hareketinin kendini örgütlediği, kurumlaştırdığı tüm alanlara sinen, buna karşılık bir iktidar kümelenmesine yol açmayan bir etki düzeyine sahiptir. Pratik olarak bu çalışmanın içinde olduğum yıllar boyunca beni en etkileyen yanı da bu olmuştur.

Jineoloji, bünyesinde hiçbir iktidarcı anlayışı barındırmayacak kadar radikal bir zihniyet dönüşümünü içeriyor. Bu durumda tam da olması gerektiği gibi kişilere göre şekillenen bir çalışma değil, kendisini çalışmanın gerektirdiği iddia, bilinç ve aşkla örgütleyen kişiliklerle yürüyebiliyor. Rêber Apo’nun ‘toplumsal çatlaklardan sızabilir ve her bünyede olabilir’ dediği iktidar da böylece yıkılıyor.

Varlık, bilinç ve formun ahengi

Bu zihniyet netliği şayet Kürt kadın özgürlük mücadelesinin oluşmuş, kimlik kazanmış tüm alanlarına sirayet ederse işte o zaman kadın devrimi olanak dahiline girer. Varlık, bilinç ve formun ahengi olarak tanımladığımız xwebûn olmak da bireyler şahsında gerçekleşebilir.

Böyle bir zihniyet düzeltmesine ihtiyaç var. Yanılgıya düşmememiz gereken nokta şu; jineoloji Kürt kadın hareketinin bir ihtiyacın gereği olarak oluşan ve pratikte halen geçerliliği olan araçlarını (kadın ordulaşması, partileşmesi, konfederal sistemi, kurumlaşmalar, akademiler vb) yeniden ele almıyor, düzenlemiyor. Bu alanlardaki tıkanma noktalarını özne-nesne ayrımı yapmadan, yerelcilik-evrensellik karşıtlığı oluşturmadan analiz ederek daha işlevsel kılıyor. Tüm toplumsal sorunları geçmiş-bugün ve gelecek ekseninde etik ve estetiğin diliyle çözebilecek bir yöntem zenginliği öngörüyor.

Mucizevi bir rol biçmek yanılgılı olur

Jineolojiye mucizevi bir rol biçmek ya da hiçleştirmek gibi uç iki yanılgıya da düşmemek gerekir. Kendisini kadın biliminin gerektirdiği zihniyete ulaşma gereğinden azade gören, pozitivist bakış açısının etkisiyle bilim vasfını dikkate almadan salt bir çalışma alanı olarak gören, hiyerarşik düşünüp kadın konfederal sistemi içinde nasıl konumlandıracağına yoğunlaşan yaklaşımlar jineolojinin taşıdığı dönüşüm potansiyelinin önünü alır.

Ya da tersinden jineolojiyi kırk yıllık birikimin bir sonucu olarak görmeyip geçmişteki yaratımlarla bağını kuramayan, önceki deneyimlerin tamamını geçersiz ve işlevsiz görüp tek doğru adımın bu olduğunu sanan yani hareketin diyalektiğinden kopuk ele alan yaklaşımlar da yol açtığı jinerjiyi görünmez kılar.

Bu anlamıyla jineoloji geçmişteki deneyimlerimizin kadın kimliğine sunduğu katkılar, günümüze ulaşma biçimi ve gelecekte nasıl uygulanacağına dair geniş bir perspektif içeriyor. Özsavunma deneyiminde kazanılan geniş tecrübenin yine kadın erkek ilişkilerinin felsefik açıdan sorgulanmasının yol açtığı bir form olan özgür eş yaşam ilişkilerinin toplumun

tamamına nüfuz edebilmesi için gereken zihniyet çalışmasını yürütüyor. Erkeği öldürmek kuramının ne türden tartışmalar ve araçlarla toplumda uygulama zemini bulabileceğini araştırıyor.

Yaşamın hakikatine ermek

En önemlisi de jineoloji kırk yıldır her anına derin acılar, bilgelikler, bedeller ve irade savaşımını sığdırdığımız bu yaşamı tanımlama gücünü kazandırıyor. Geçmişte yeterince anlam veremediğimiz, bilince çıkaramadığımız bize derin bir acı verdiğinden üzerine basıp geçtiğimiz her yaşanmışlık jineoloji sayesinde bir hakikate dönüşüyor. Her Kürt kadınının sadece Türk sömürgeciliğini değil, erkek egemenliğini ve toplumsal gerilikleri sorgulayışının bugün ulaştığımız bilinci ören birer ilmek olduğunu biliyoruz. Daha anlatılmayan, tarihin sayfalarına kaydı düşmeyen nice yaşantı, acı, öfke, umut ve özlem olduğunu biliyoruz. Bu kavgada soluduğumuz her anın içinde saklı mucizevi sevincin, coşkunun kaynağını borçlu olduğumuz kadınların fısıltılarını hiç susturulmayan bir haykırışa dönüştürmeyi öğreniyoruz. Bir asır da sürse özgürlüğün doyumsuz tadının bunca acıya, kayba ve yıla değdiğini hissediyoruz. Ne duygularımızın derinliği bilincimizi köreltecek, ne de bilincimizdeki berraklık duygularımızı köreltecek. Yaşamın hakikatine ermenin duygu ve düşüncenin buluştuğu o ince çizgide mümkün olduğunu biliyoruz.

Yaşamın ve anlamın bilimi bize bunları öğretti. Geçmişte ve bugünde yaşadığımız her anın, gelecekte yaşayacağımız olasılıkların tümünü karşılayacak düşünce gücünü jineoloji sayesinde kazandık.

İşte bu yüzden Kürt kadınların irade ve varlık savaşımını hak ettiği özgürlükle taçlandıracak tek adım jineolojidir…