‘Jineoloji toplumun dertlerine deva olacak’

- Hacer ALTUNSOY
214 görüntüleme

Jineoloji son bir kaç yıldır Kürt Kadın Hareketi öncülüğünde dünya kadınlarının gündemine yerleşti. Birçok kesim bu gündemi merakla takip etti ve heyecanla karşıladı. “Jineoloji nedir, neyi öngörüyor, neleri kapsıyor, redleri ve itirazları nelerdir” soruları çerçevesinde birçok ülkede tartışmalar yürütüldü, yürütülüyor.

Kürt Kadın Hareketi’nin öncülük ettiği tartışmalar kadın biliminin ihtiyacını açığa çıkarmakla birlikte, jineolojinin halen anlama-anlaşılma süreci içerisinde olduğunu da belirtmek mümkün. Geçtiğimiz günlerde Paris’te düzenlenen Jineoloji Konferansı’nın bu sürece çok yönlü katkısı oldu. Konferans katılımcılarından Jineoloji dergisi yazı işleri müdürü Ayşe Berktay’a jineolojinin merak edilen yanlarını sorduk.3

Jineoloji kavramı bir kaç yıldır gündeme girdi. Tartışmalar, araştırmalar sürüyor, konferanslar düzenleniyor. Temel soru şu; neden kadın bilimi? Bu konuda neler söyleyebilirsiniz? 

Aslında soruyu biraz tersinden sormak lazım. Neden olmasın? Her şeyin bir bilimi var. Bir evin odalarının nasıl yapılacağına dair bilim var. Matematiğin kendi içinde bölümleri var. Sosyolojiye konu olmamış bir alan yok nerdeyse. 140 tane alt dalı var. Ve genel olarak baktığımızda insana dair ve de doğaya dair pek çok şeyin bilimi var.

Bilim dediğimiz şey nedir? Bilim; yaşamda karşılaştığımız sorunları çözmekle ilgili bir konu. Bilim sadece laf olsun diye bir takım şeyleri keşfedip, icat etmek değil. Yani yaşamda sorun olan bir şeye cevap üretiyor. Sadece cevap üretmek de değil, yaşama bir anlam veriliyor, anlamla ilgili bir konu. O zaman kadın ve kadınla ilgili konuların bunun dışında kalmış olması kabul edilebilir bir durum değil. Aslında bu erkek egemen sistemin binlerce yıldır bize dayattığı bilginin ve bilimin kadının elinden alınmış olması ile ilgili bir meseledir. Peki jineoloji sadece çalınmış şeyleri geri almak için yapılan bir şey midir? Hayır, çünkü kadının özgürlük mücadelesi diye bir mesele var. Bu toplumun, bu sistemin en temel, en köklü dertlerinden biri kadının köleleştirilmiş olması meselesidir. Kadının köleleştirilmesi, kadının toplumda varlığının hiçleştirilmesi, değersizleştirilmesi ile ilgili bir şeyden bahsediyoruz. Ve bu toplumun açmazlarının en kök nedenidir. Gidip gelip buraya dayanıyor. Çünkü bir düzeyde eşitlik sağlayabilirsiniz, yasalar çıkartabilirsiniz, bir sürü şey yapabilirsiniz, ama  kadının köleleştirilmesinin yeniden üretilmesi konusunu çözmediğiniz noktada tekrar gündeme gelir. Ve aslında temel bir çözüme ulaşmış olmazsınız, bir zihniyet değişikliği, bir sistem değişikliği sağlamış olmazsınız. Bilim toplumun yararına bir hadise olacaksa; yani ahlaklı olacaksa, estetik olacaksa, toplumun dertlerine deva olan bir çözüm geliştirecek ve bunun da topluma en yararlı, en iyi, en güzel bir şey olacaksa o zaman en temel sorun olan kadının köleleştirilmesi sorununa cevap vermek durumunda. Yol haritası çizmek durumunda. Jineoloji bunun iddiasını taşıyor.

Biz kadınların, kadın özgürlük mücadelesi var. Şimdi biz kadın özgürlük mücadelesini bilimsel bir kılavuza dayandırarak veriyoruz. Bilimsel derken alışıla gelmiş anlamıyla bir bilimden bahsetmiyorum. Yaşamın dertlerine, sorunlarına çözüm olacak, yol gösterecek. Bu yönlü kadının gizli kalmış, bu zamana kadar hiçleştirilmiş, yok sayılmış, birçok değerini, bilgisini, birikimini açığa çıkaracak. Buna dayanarak, bundan sonra yürüyeceğimiz yola dair bir hat oluşturmamız lazım. Her alanda bir politik mücadele hattı, bir eylem hattı oluşturmamıza yardımcı olacak bir yaşam ve bilim iç içeliğinden bahsediyoruz.

Kadın hareketlerinin de benzer çalışmaları var. Jineolojiyi bu çalışmalardan ayıran ya da birleştiren noktalar nelerdir? Hangi yönüyle katkı sunacak?

 Jineoloji, pozitivizme ciddi eleştiriler getiriyor. Ne kastediyorum? İçinde yaşadığımız modernist sistemin bir sosyal bilim anlayışı var, değil mi? Bu sosyal bilim anlayışı neye dayanıyor? Mesela tarihi kendisiyle başlatıyor. Ortaya çıkan kadın hareketleri tarihi, yani devletli toplumu, sınıflı toplum öncesi tarihle ilgili bir bağ kurmadan kendi bulunduğu noktadan bizzat bu sistemin yarattığı sorunlarla boğuşuyor. Ve sadece sorunları bu düzende ele alarak boğuştuğu, mücadele ettiği için tam sistemden kopan bir çıkış bulamıyor. Evet eşitlik talepleri var, özgürlük talepleri var. Fakat kendi alternatif sistemini kurma yönünde adım atamıyor. Eleştiri getiriyor, deşifre ediyor sistemi, fakat sistemin alternatifini üretemiyor. Çünkü, sistemin kalıpları içinde ve bunun verileri içinde sıkışıp kalıyor. Argümanlar, bu sistemin kendi sınırları içinde gelişiyor. Dolayısıyla sistemi aşma noktasında bir adım atamadığını görüyoruz. Bu bir tespit. Mücadele müthiş ve yoğun. Bunca yıldır bedeller de ödemiş bir mücadele. Ama “sıkışmışlık” tespitini yapmak yerindedir. Sonuç olarak; zihniyet dönüşümünü toplumsal örgütlülüğe kavuşturma ve bunun sistemini oluşturmada tıkanıklık var. İşte kadın biliminin, yani jineolojinin bu sistemi yaratma gibi bir iddiası var.

Jineolojiyi diğer bilimlerden ayıran en önemli fark yöntem farkıdır diyebilir miyiz?

Evet, yöntem farkı jineolojinin en etkin yanıdır. Özne-nesne ayrımını reddettiği bir nokta var. Kadını aktif olarak her alanda özne kılmayı amaçlıyor. Yapılan her türlü çalışmada “özne kılmak” diye bir mesele var burada.

1Bilim dalı deyince, insanların kafasında oturmuş bir bilim algısı var. Bilimin de çok dalı var. Bilimin hangi alanlarına müdahale edebilir? Ve nasıl etki yapabilir?

Bütün alanlarına müdahale edebilir. Çünkü jineolojinin bilimlerin çok bölünmüşlüğüne, parça parça olmuş haline eleştirisi var. O kadar çok uzmanlık alanı var ki, o kadar çok küçük küçük parçalara ayrılmış ve kopuk kopuk halde ki… Böyle bakmıyor jineoloji. Bilimi birbiriyle ilişkili ve bütünsel bir şekilde ele alıyor. Ve bu çok parçalılığa, çok bölünmüşlüğe eleştirisi var. Bir yandan buna eleştirisi var, bir yandan bilimi sadece laboratuvar deneyleriyle ele alan halden kurtarmak istiyor. Bugün bilimin toplumun yararına sunulması bir tarafa bırakıldığı için en gelişmiş silahları üretme noktasına varılabiliyor. İtiraz noktalarımızdan biri de budur.

Felsefe ve bilimi ayrı yerlere koymamak lazım. Oysa ‘soyut’ dedikleri felsefeyi ayrı bir yere koyup, ‘pozitif bilim’ dedikleri şeyi ayrı bir yere koyuyorlar. Bilimi bir yere koyup, felsefeyi alt bir yere koyan yaklaşım var mesela. Bunu reddediyor jineoloji. Yani hayattaki o bütünselliği parçalamadan, bölmeden ele alıyor. Çünkü her şey parçalanmış vaziyette. Kadın da erkek de parçalanmış vaziyette. Özne ile nesne parçalanmış vaziyette. Maddi ve manevi olan parçalanmış vaziyette. Felsefe ile bilim parçalanmış vaziyette. Bu çok parçalılığı aşmak diye bir mesele var jineolojinin önünde. Çünkü yaşamı bütünselliği içinde anlamlandırmak gerekiyor. Jineolojinin savunduğu şey budur.

Jineolojinin kadın eksenli şekillenmesi erkeği nasıl etkileyecek?

Erkek, bütün bilim alanlarını kendine göre şekillendirmiş zaten. Kadını dışlamış, kadının bilgisini çalmış, bu alanda kadının varlığına son vermiş, kadının bilimin temelindeki rolünü reddetmiş. Yani kadını yok etmiş. Mevcut bilim alanı erkek alanı olarak şekillenmiş. Biliyorsunuz, çok uzun yıllar “bilim adamları” deniliyordu, şimdi yeni yeni “bilim insanları” deniliyor. Dile kadar yerleşmiş bu zihniyet. Şimdi bizim buradaki derdimiz kadının varlığını ortaya koyarak, kadın biliminden doğru bilim disiplinlerine bakmaktır. Ama birikimi de reddetmeden, yani akademideki çalışmayı yok saymadan, “hiçbir şey yaratılmamış” mantığıyla bakmadan… Bunları bir birikim olarak kabul edip, bunların üstüne kadın bilimini katmak diye bir meselemiz var. Tüm eksik yanlarına rağmen mevcut birikimi inkar etmek zaten olamaz.

Biraz da erkeğin kendini var ettiği alanlara müdahale ederek, kadının varlığını yerleştirmek denilebilir mi?

Kadının varlığını koymak ama bu dönüştürücü bir varlık oluyor. Kadının varlığını oraya koyduğunuz zaman bütünleştirici ve dönüştürücü olacak. Çünkü bilimin bu hali, iktidara hizmet eden, iktidarı için bir araca dönüşmüş vaziyette. Şimdi biz bilimi toplumsallaştırmaktan bahsediyoruz. Buraya kadın bilimi, jineoloji doğrultusunda bir müdahale yaptığımız zaman, bilimi toplumsallaşmaya hizmet eden bir şey yapmış olacağız. Sadece kadının hizmetinde değil, toplumun hizmetinde bir bilim olacak. Bizler şu an bilimin toplumun hizmetinde olmamasının sebebini, kadının bu alandan dışlanmış olmasına bağlıyoruz.2

Jineoloji dergisine gelmek istiyorum. Jineoloji dergisinin yazı işleri müdürüsünüz. Derginiz için ne tür tepkiler alıyorsunuz? Ne tür talepler var?

Derginin ikinci sayısı çıktı. Çok ilgili ve olumlu tepkiler alıyoruz. İlk sayıda “sosyal bilimlerin krizi” konusuna yer verdik. İkinci sayımız “kadın hakikati” konuludur. Üçüncü sayımızın konusunu da belirledik. O da “kadın devrimi” konulu olacak. Tabii bunlar çok çeşitli başlıklarla ele alınıyor.

Jineoloji ile ilgili atölye çalışmaları yaparken, dergi ile ilgili de tartışmalar yürüyor.  Farklı farklı şehirlerde jineoloji atölyeleri oluyor. Bu atölyelerde bir yandan “Jineolojiye Giriş” kitabı ele alınıyor, bir yandan da Jineoloji dergisi ile ilgili okumalar yapılıyor.

Dergimize ilişkin mektuplar da alıyoruz. Heyecanlı mektuplar alıyoruz. Örneğin; Samsun’dan, Mersin’den, Nevşehir’den… Bir kadın çıkıp bir mektup yazıyor, diyor ki: “derginiz elime geçti. Ne yapabilirim, kime ulaşabilirim, nasıl çalışabilirim.”

“Ben derginizi okudum. Çok heyecanlandım. Ben de böyle bir yazı yazdım. Lütfen bana yazımla ilgili eleştirilerinizi iletin ki kendimi geliştireyim” diye yazmıştı bir başkası. Böyle heyecan veren şeyler oluyor.

Dergimizin danışma kurulunda geniş çevrelerden arkadaşlar var. Feminist çevrelerden arkadaşlar var. Amerika’dan kadın çalışmaları yapanlar var. Latin Amerika’dan, Fransa’dan var. Avrupa’nın çeşitli yerlerinden yine katılanlar var. Hem makale istiyoruz onlardan, hem de danışma kurulumuzda yer alıyorlar. Güzel, heyecan verici tepkiler alıyoruz. Henüz negatif bir tepki almadık.

Jineoloji tartışmalarını yürütürken, atölyelerde “temel çelişki cins çelişkisi değil de sınıf çelişkisidir” diye bir tartışma çıkabiliyor zaman zaman. Bunun üzerine tartışılıyor. Ama zaten amacımız bitmiş ve tartışmaya kapalı bir şey yapmak değil ki. Jineoloji dergisi bir tartışma platformudur. Dergimizde jineolojinin konuları ele alışına itiraz eden, yöntemini eleştiren bir yazı da çıkabilir. Dergiyi aynı zamanda bir tartışma platformu olarak ele alan bir esneklikte yaklaşıyoruz. Heyecanlıyız kısacası.

Çok teşekkür ediyorum.