Kadın akademileri ve özgür bilim alanları 

- Elif KÖKSEÇEN
248 görüntüleme

1-mansetİnsanlık var olduğu ilk gününden başlayarak edindiği bilgi, beceri ve tecrübelerini biriktirerek gelişim sağladı ve edindiği birikimi paylaşım yoluyla birbirine aktararak bu günlere geldi. Tarihte ilk bilgi paylaşımı ana kadının yaşamdan öğrendiklerini çocuklarıyla paylaşmasıyla başladı, toplumsallık da bunun üzerinden gelişti. Kadın yaratıcı zihniyeti ile toplumsallığın öncülüğünü yaptı. Tüm bilimlerin temeli kadının doğal toplum aşamasında yaşamdan süzerek yarattığı zihniyetin ve bilincin üzerinden gelişti. Tarihte toplum ve kadın üzerindeki  ilk  sömürü ise eril zihniyetin, kadın zihniyetine dayatığı köreltme ile başladı.

Biz Kürt kadın hareketi olarak, şunun doğruluğuna inanıyoruz: “Toplumun özgürlüğü kadının özgürlüğü ile doğru orantılıdır.” Toplumun özgürlük eğiliminin süreklileşmesini sağlayan da kadının içinde bulunduğu statüdür. Kadının toplumsal statüsünü ezilen olmaktan çıkaracak akademik çalışmaların yürütülmesi ile birlikte toplumun tüm yaşam alanlarına dönük akademik kurumlaşmalar inşa etmek, alternatif toplumu oluşturmada büyük bir öneme sahiptir. Çünkü kapitalist modernite, kadının statüsünü, inşa ettiği her türlü kurumlaşma ile ezilen olarak tanımlamaktadır. İktidar ve hegemonyanın inşa ettiği yapılar insan üretim merkezleri olduğu gibi, hegemonya ve iktidar salgılar hale de gelmiştir.  Faucoult bunları haneler olarak tanımlar. Faucoult haneleri, tımarhane, hastane, hapishane olarak ifade ederken, Kürt Halk Önderi A. Öcalan bu hanelerin üzerine başkalarını da ekler: Okul, üniversite, cami, kışla ve en önemli hane olarak da aile. Bu haneler günümüz modernitesine en çok güç veren hanelerdir. İktidarın birikmesi için devasa projeler ile kapitalist moderniteye yeni bedenler ve ruhlar hazırlarlar.

Toplumun dirençli kılınması

Kadın özgürlük mücadelemizin deneyimlerinden çıkardığımız sonuçlardan şunu çok iyi gördük ki kadın sorununa sadece kadının yaşadığı mevcut sorunların ekseninden bakarak çözüm üretilemez. Kadın sorunu bugün kadın sığınma evlerine sığmayacak kadar büyümüştür. Günümüzde sıkça rastladığımız ve her an yaşamın bir yerinde maruz kaldığımız, taciz, tecavüz, kadın cinayetleri, aile içi şiddet v.b daha birçok örneğini sayabileceğimiz olaylar, yaşanan gerçekliğin sadece görünürdeki bir yüzü ve sonucu olmaktadır. Bu nedenle, sorunun sonuçlarıyla uğraşmak kadar sebeplerini de ortadan kaldırmak daha da önem arz etmektedir. Çünkü; mevcut durumda kadın sığınma evlerinin yaptığı, sadece yaşanan sonuçların yarattığı yaraları sarmaya çalışmaktır, oysa sorunun sebepleri ortadan kaldırılmadıkça ve köklü bir çözüme kavuşturulmadığı müddetçe bu yaralar hep olacaktır.

Kadın akademilerinin yürüteceği çalışmaların başında kapitalist modernitenin kadın ve topluma dönük saldırılarına karşı, başta kadın olmak üzere sömürüye maruz kalan toplumu dirençli kılmak gelmektedir. Eğer yaşam özgürce yaşanmıyorsa, eylemli kılınmıyorsa bilincin de pek bir anlamı yoktur. Tüm toplumun özgürlükten yoksun yaşadığı bir dünyada bilginin, bilimin ve bilincin de değeri yoktur.

Kadının gerçek gücü kadının tarihinde gizlidir

Kadın, ulus-devletin inşa ettiği hanelerde yaşayıp eğitilmektense kendi inşa edeceği özgür yaşam mekânlarını kendisi belirlerse, sistemin sınırlarını çok güçlü anlamda zorlayacaktır. Bu esaslar temelinde, kadın akademileşmelerine giderken öncelikle kadının kendi özüne, hakikatine dönmesi gerekmektedir. Kadının ge2rçek gücü kadının tarihinde gizlidir. Kadın önce tarihsel gerçekliğini doğru bilince çıkararak özgür zihniyeti geliştirebilir. Bunun bir örneği olarak, Rojava’da kurulan kadın akademilerini verebiliriz. Buralarda kadın kendi gerçek tarihiyle buluştukça daha da güçleniyor, özgüveni gelişiyor, ana tanrıça kültürüyle yeniden buluşuyor. Tabii bundan önce, Kürdistan dağlarında yıllardır özgürlük mücadelesi veren Kürt kadın gerillaların kurduğu akademilere değinmek gerekir. ´Zeynep Kınacı Özgür Kadın Akademisi´ bunlardan biri. Özgürlük mücadelesi veren kadınların dağ başlarında, bir ağacın gölgesinde, bir kayanın yamacında ya da bir suyun kenarında geliştirdikleri özgürlük diyalogları bugün Rojava Devrimi’ne yansıyor ve kadın Rojava’da  her alanda yaşamın içinde, toplumun özgürlük mücadelesine öncülük yapıyor. Rojava’da  toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda  birçok akademi inşa edilmiştir. Öz savunma akademileri, “Kadın Akademisi”, “Gençlik Akademisi”, “Ekonomi Akademisi”, “Özgür Fikir ve Düşünce Akademisi” olarak adlandırılan “Şehir Akademisi”, hukuk, sosyoloji, tarih, kültür, dil ve edebiyat akademileri, “Siyaset ve Diplomasi Akademileri” ve bunlarla sürekli ilişki halinde olan, her komünde yer alan “Eğitim Komiteleri” var. Buralarda edindiğimiz deneyimlerde şunu gördük: Bilgiden kopuşu kadına bir kader gibi benimseterek kendisini meşrulaştıran erkek egemen cinsiyetçi ideolojinin kadın ve topluma dayattıkları kader değildir ve değişebilir.

Jineoloji kadının özgür zihniyetiyle katılımı demek

Jineoloji, uygarlık tarihi boyunca kadının bilinç ve bilgiden uzak tutulmasına, pozitivist bilimciliğin bilinçli olarak kadını bilim dışı bırakmasına karşın, temel araştırma alanı kadın hakikati olan bilim esas almaktadır. Toplumsal cinsiyetçiliğin eleştirisi üzerinden başlamak kadar pozitif bilimciliğin eleştirisi üzerinden başlamak da jineolojinin temel ilkesel bir yaklaşımıdır. Sosyal bilimin tüm bilimlerin anası rolünü oynaması gerektiği temel bilim anlayışımız olduğu gibi, sosyal bilimin de toplumdaki rolü itibarıyla kadını temel bir bilim alanı olarak belirlemesi gerekiyor. Jineoloji bu anlamda sosyal bilimin temel bir alanı olmaktadır. Pozitif bilimcilik kadını yok saydığı gibi, bilim anlayışını, toplumu sisteme en derinden köle haline getirme üzerine oluşturmuştur. Jineoloji bilimin tüm alanlarına kadının özgür zihniyetiyle katılımı demektir. Jineoloji kadının kaybolan hakikatinden yola çıkmakla birlikte sosyal bilimin yeniden yapılandırılmasında temel bir yaklaşım olarak ele alınmalıdır. Kadın demek toplumsallık demektir. Jineoloji kadın bilimi olduğu gibi kadın eksenli, kadın bakışından bilim de demektir. Kadın toplumsal bütünlüğün içindeki statüsü ve anlamı açığa çıkarılmadıkça ve özgürlük eğilimi sürekli direnişli kılınmadıkça, yürütülecek tüm çalışmalar eksik kalacaktır. Toplumun özgürlüğü kadının özgürlüğü ile doğru orantılı. Kadın akademileri Kadın Kurtuluş İdeolojisi’nin yaşamsallaşmasına öncülük misyonuna sahip oldukları gibi, jineolojinin bilimsel çizgisi ile cinsiyetçi paradigmanın aşılarak toplumsal zihniyetin özgürlük esaslarında yeniden inşasında da öncülük yapacaklardır. Eğer toplum tüm bileşenleri, kurumlaşmaları, kültürel yapısı ve toplumsal hafızasıyla, eşitlikçi, demokratik ve özgürce inşa edilecekse, siyaset, ekonomi, estetik, etik, ekoloji, tarih, edebiyat, sanat, kültür alanlarında kadının aydınlanma kurumlaşmalarına gitmek gerekmektedir.

Tarih, toplumsal hafıza olarak direniş kaynağıdır

Kadının tarihsel ve toplumsal zemindeki yeri günyüzüne çıkarılmamıştır. Toplumsal cinsiyetçilik kadını tarihsiz bırakmıştır. Tarih, toplumsal hafıza olarak direniş ve güç kaynağıdır. Toplumu ve kadını tarihinden koparma teslim almanın ilk şartıdır. Kadın kendi tarihi unutturularak toplumsal cinsiyetçiliğe mahkûm edilmiştir. Erkeğin kendisini ezel ve ebed bir efendi olarak tanımlamasının önüne geçecek tarihsel dayanakları oluşturmak kadın tarih akademilerinin çalışma zeminidir. Tarihi gerçekler açığa çıkarıldıkça iktidarın güncel dayanakları da ortadan kaldırılacaktır.3

Kapitalist modernite siyaseti iktidar endeksli olarak yürütüyor. Politika-iktidar-yönetim olguları iç içe geçirilerek bir kavram kargaşası geliştirmektedir; toplumun öz iradesi olan politika toplumdan soyutlanmıştır, yönetim iktidarla özdeş kılınarak toplum iktidara bağımlı kılınmıştır. Toplumun politikayla bağı bırakılmamıştır. Politika, sadece devlet, parti ya da devlete ait kurumlaşmaların yürüteceği söylemsel bir araç olarak ele alınmıştır. Kapitalist modernitenin iktidar endeksli siyasetinde kadının yeri ise yoktur. Erkek egemen zihniyet iktidarını kadınla paylaşmaz. Kadın politikadan soyutlanarak toplumsal iradeden soyutlanır. Kadına iktidar alanında yer verilse de bu kendi gerçekliğinden kopmuş, erkeğe benzeşmiş kadındır. Oysa politika toplumun günlük yaşamını geliştirdiği, kararlarını aldığı, özgür irade alanı olmalıdır; ahlakla kopmaz bağlar içinde olan, söylem ve eylemin bir olduğu bir düzlem içinde olmalıdır. Eril zihniyetin toplum ve kadına dayattığı kirli siyasetten toplumu arındırmak, demokratik siyaset anlayışını geliştirmek, kadının toplumsal irade gücü olarak siyasette yer almasını sağlamak için kadının demokratik siyaset zihniyetini geliştirmek, kadın siyaset akademilerinin başlıca çalışmalarından biridir.

Kültürün yok oluşu toplumsal direnişi kırar

Kadın özgürlük akademileri, sadece kadının toplumla olan ilişkilerine değil, aynı zamanda toplum-doğa ilişkilerine dönük de perspektif oluşturuyor. Kadın-doğa, toplum-doğa ilişkileri kadın özgürlük akademilerinde ele alınan konulardandır. Kapitalist modernite, ekonomiyi kadın dışında hegemonik güçlere teslim etmiş ve sistemi ayakta tutan en büyük güç olarak merkezi sömürü gücü haline getirmiştir.

Kültür bir toplumun karakterini belirleyen tarihsel ve toplumsal, maddi ve manevi değerler birikimidir. Bugün sistem topluma karşı en büyük savaşı kültür kırım olarak dayatmaktadır. Kültürlerin yok oluşu toplumsal direniş odaklarının kırılmasıdır. Kadın ise toplumsal değerlerin ilk yaratıcısı olarak ilk kültürleşmenin kurucusudur. Bugün de topluma kültürel alanda açılan savaşa karşı en güçlü direniş kadın tarafından geliştirilmelidir.

Estetik; birinci doğa, yani bizi çevreleyen fiziki doğa ile ikinci doğanın, yani insanın  uyumlu birlikteliğidir. Yaşamı, etikten beslenerek yorumlayıp, ona göre estetize etmektir.  Bu nedenle, kadın özgürlük akademileri kapsamında estetik enstitülerini de inşa etmek kadın hakikatinin toplumsal dokuya yayılmasını sağlayacaktır.

Kadın akademileri, demokratik modernitenin temel dinamiklerinden olan kadının tarihsel özünden alacağı güçle kadının özgür zihniyetini yeniden canlandırmanın mekânlarıdır.  Kadın kendi doğası olan özgür ruhundan ve direniş gücünden süzdüğü yaşam felsefesiyle özgür topluma öncülük ediyor. Özgür toplumun zihniyetinin kurumlaşması olan akademiler, Kadın Kurtuluş ideolojisi’nin yaşamsallaştığı ve jineolojinin kadın bilimi olarak topluma öncülük ettiği kurumlaşmalar olacaklardır.

*Paris Jineoloji Konferansı