Kadın devrimine toplumsal ahlak, aşk ve akılla yüklenmek…

- Zeynep ALTINKAYNAK
216 görüntüleme

DOVIZ-DIRENIS-KADIN21. yüzyıl; binyıllardır süregelen kadın özgürlük direnişlerinin, mücadelelerinin olgunlaştığı, çağa rengini vermeye başladığı bir yüzyıl olarak tarihe geçecek gibi görünmektedir. Yüzyılın; deneyimini geçmiş yüzyıllardan alan tüm etnik, ulusal, ekolojist, demokratik, sosyalist direnişlerinde ve mücadele hareketlerinde bunu görmek, gözlemlemek, okumak mümkündür. Her ne kadar toplumsal tarih boyunca, demokratik uygarlık güçlerinin tüm direniş öykülerinde, kadının öncü güç olduğunu tarihin satır aralarında okuyor olsak da, 21. yüzyıl, kadın özgürlük mücadeleleri açısından; yaşarken tarih yazan, tarih yazarken anı örgütleyen, anı örgütlerken geleceği tahayyül eden, geleceği tahayyül ederken bunun hafızasını yaratan bir karakteri taşımaktadır. Bu karakteri yaratan binyıllara dayanan kadın soylu direniş gerçekliği ve eril egemenlikli sistemin tüm yönelimlerine karşı cins bilinci ve özgünlüğüyle varoluş mücadelesini sürdüren kadın gerçekliğidir.

Kadının varlığını koruma ve özgürlüğünü sağlama mücadelesi bugün en saf ama en derin haliyle Kürdistan’da yaşanmaktadır. Geride bıraktığımız 3 yıl içinde Kürt kadınlarının öncülük ettiği YPJ ise bunun en somut örneğidir. Rojava’da YPJ ile büyüyen, zafere ulaşan kadın direnişi, 40 yıllık kadın özgürlük mücadelesinin olgunlaştığı ve tüm dünya kamuoyu nezdinde meşruiyet kazandığı bir direniş gerçekliğini ifade etmektedir. Sakine Cansızlarla başlayan Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesi esasta kadın özgürlükçü paradigmasal bir devrimi ilmek ilmek örerken, karşısındaki tek engel güç faşizan ulus devlet güçleri değil aynı zamanda iktidarcı, cinsiyetçi erkek gerçekliğiydi. Kadını ikinci sınıf, erkeğin ötekisi, güçsüz, zayıf gören sadece erkek-devlet değil aynı zamanda onun erkek- insanıydı. Dolayısıyla kadının özgürlük ve kurtuluş mücadelesi tek başına ulusal, sistemsel bir mücadele değil aynı zamanda köklü bir cins mücadelesiydi. Bu mücadele içinde adını anamayacağımız yüzlerce kadın zihinsel, fiziksel, askeri ve toplumsal bir mücadeleyi iç içe yürütürken, Türkiye ve dünya kadın hareketlerini de paradigmasıyla, ideolojisiyle derinden etkileyen, gizli bir hayranlık uyandıran bir noktada durmaktaydı. Rojava kadın devrimi ve YPJ’nin destansı mücadelesi hem dönemi hem de amansız koşulları itibariyle bu direnişi tüm dünyaya duyuran bir noktada durmaktaydı. Tüm Ortadoğu’nun korkulu rüyası haline gelen-getirilen, esasta uluslararası güçler ve onun Ortadoğu’daki taşeron güçleri Türkiye, Suud ve Katar tarafından kurgulanan ve Ortadoğu ve Kürdistan’ı yeniden dizaynın maşası haline getirilmek istenen DAİŞ’e karşı ayları yılları alan savaş gerçekliği ve bu savaşın zaferle sonuçlanması dünya kamuoyunda Kürt kadınlarını ve Kürt kadınlarının irade ve karalılıkla yürüttüğü özgürlük mücadelesini yeni bir merhaleye taşıdı.

YPJ - ARABA - KAHKAHACesur kadınların yarattığı sinerji

Tek örgütlendirilme motivesi bu dünyada ganimet ve kadın, ahirette cennet ve huri olan taşeron bir gücün, kadın eliyle yenilgiye uğratılması Türkiye ve dünya kadınları açısından en temel cesaret kaynağı olmuş, muazzam bir sinerji yaratmıştır. Arin Mirkanlarla kendini bomba haline getirip düşmanının kalbinde, beyninde patlatan ve zaferin önünü açan nice kadın şehitler YPJ’nin esas başarı kaynağıdır. Dünya, Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesi şahsında başka bir direniş, başka bir iradeyle tanıştı. Bu direniş 92’de Beritan’dan 96’da Zilan’dan çok şey öğrenmişti. En zor anlarda kendini direnişin ve hakikatin kendisi haline getirerek devrimin önünü açma, dünyanın çok alışık olduğu bir adanmışlık tarzı değildir. Bu adanmışlık Rojava’da YPJ şahsında tüm dünyanın algılarını değiştirdi.  YPJ’nin ve Rojava kadın devriminin tek başarısı gösterdiği amansız askeri başarılardan gelmez kuşkusuz. Esas belirleyen ideolojik parametreleridir. Demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü bir YPJ gerçekliği hem DAİŞ gibi demokratik uygarlık güçlerinin sönümlendirilmesi ve dizaynı üzerinden örgütlendirilmiş en eril bir güce, hem de yüzyıllardır Ortadoğu’ya kaba pozitivist bir bakış açısıyla kurtuluş ve çözüm reçeteleri sunan oryantalist bakış açısına ideolojik bir karşı koyuş, zihinsel bir darbedir.

Toplumsal bilime yeni bir ufuk…

Bilimin, aydınlanmanın, felsefenin, sanatın yönü, ekseni kapitalist modernitenin zirveleşmesiyle beraber Batı Avrupa’ya kaymıştı. Batı Avrupa akılcılığı Doğu’yu kendi düşünce tarzıyla sürekli dizayn etmeye çalışan, aklı kendisine has sanıp sürekli düşünsel bir yönetmeyi esas alırken Kürt Özgürlük Hareketi Önderliği şahsında bu algıyı yerle bir etmiş bilimin, felsefenin ve aydınlanmanın yönünü yine ait olduğu topraklara çevirmiştir. Aynı temel nokta Kadın Özgürlük Mücadelemiz açısından da fazlasıyla geçerlidir. Feminizmin yer yer pozitivizmin kıskacından kurtulamayan bakış açısına karşı Jineoloji ile yeni bir alternatif yaratmış ve sadece kadınlara değil, tüm toplumsal bilime yeni bir ufuk kazandırmıştır.

YPJ şahsında somutlaşan noktalara bir daha bakalım: tüm eril egemenlikli bilim tarihine alternatif bilimsel bir bakış açısı, doğa katliamına karşı ekolojist bir paradigma, eril egemenlikli hiyerarşik düzene karşı radikal demokrasi, cinsiyetçiliğe karşı kadın özgürlüğü ve tüm bu düşüncelerin zırhıyla kuşanmış öz savunma ve devamında gelen askeri başarılar.

Öz savunma tek başına fiziki bir direnişi barındırmayıp esas anlamına zihinsel mücadeleyle kavuşur. Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesi bunu tüm dünyaya ispatlamış durumdadır. Öz savunma eril egemenlikli düşüncenin ve onun fiziki izdüşümünün kadın şahsında tüm toplum üzerinde yarattığı tahribatın ortadan kaldırılmasının da tek panzehiridir.

KADINLAR-YASAK-SOKAK-DIRENIS-SILOPIÖz savunma toplumsal ahlakın yaşam biçimidir

Öz savunma uzun yıllardır resmi uygarlık çizgisi dışında seyredenlerin kendini varetme koşulu haline dönüşmüştür. Tarihsel deneyim ve birikerek büyüyen mücadele bugün meyvelerini vermeye başlamıştır. Öz savunmasını doğru sağlayan toplumlarda ve coğrafyalarda kadına yönelik şiddetten tutalım, toplumsal sorunların, bunalımların çözümü toplumsal dinamiklerin refleksleriyle sağlanır. Kadın katliamlarını, kadına yönelik şiddeti de kapsayan toplumsal sorunların çözümü ancak toplumsal ahlakla mümkün olabilir. Öz savunma toplumsal ahlakın yaşam biçimidir. Toplumsal sorunları ahlakın karşısında boy vermiş hukukla çözmeye kalkmak çözümsüzlüğün diğer bir adıdır. Siyasal iktidarların insafına bırakılmış hukuk toplumsal sorunları çözemez, günümüzde kadın katliamlarının zirve yapması bunun en büyük örneğidir. Hukuk gibi ahlakın dıştalanmasına dayalı bir yapı bu noktada çözüm olamaz. Devletin karakteri erkek olduğuna göre hukukun karakteri de erkektir. Dolayısıyla erkek hukuk erkek karakterini ‘cezalandıran’ değil olsa olsa tolere eden bir noktada durabilir. Rojava’da tüm zor koşullara rağmen kadına yönelik şiddetin ve kadın katliamlarının azalmasının en temel sebebini öz savunmayla okumak mümkündür.

Öz savunma dönüşüm yaratır

Öz savunma aynı zamanda toplumsal bir değişim dönüşümü ve köklü bir zihniyet devrimini de hedefler. Bakurê Kürdistan’da öz yönetim direnişlerinin başladığı andan günümüze süregelen kadın direnişini de bu minvalde okumak mümkündür. Son 8 aydır özelde öz yönetim alanlarında genelde ise tüm Bakur’da yaşanan süreç kadın açısından, devlet tarafından dayatılan ‘dirensen de öleceksin direnmesen de öleceksin’ ikileminin ‘direnerek yaşayacağım, yaşatacağım’ ikilemine dönüştüğü bir gerçekliği ifade ediyor. Rojava kadın devriminden ve YPJ’nin destansı direnişinden büyük feyz alan Bakur kadın direnişi de esasta 40 yıllık kadın özgürlük mücadelesinin öncü alanlarından biridir ve bugün o da direnişin meyvelerini toplamaya başlamıştır. Sadece TC’ye karşı verilen statü ve öz yönetimin askeri alanında değil tüm direniş parametrelerinde temel güç, öncü güç konumundadır. Kendisini eril egemenlikli sistemin her türlü yönelimi karşısında zihinsel, fiziki kısacası ideolojik silahlarıyla donatmış ve toplumsal sahaya öyle inmiştir. Dolayısıyla bu renkteki bir mücadele kendisiyle beraber toplumsal sorunların çözümü konusunda bir doğrultu yakalamış, yakalatmış durumdadır.

Öz yönetimler ve devrimsel sıçrama anları

Kadın öz savunmasını sadece devlete değil onun erkek insanına karşı da gün geçtikçe güçlendiren konumdadır. Devletin ve onun güvenlik güçlerinin kadınlar karşısında bu kadar hunharca saldırı geliştirmesi, bu kadar alçalması bunun en büyük göstergesidir. Zira sadece bir halk kendi statü hakkını sağlamaya adım adım yaklaşmakla kalmıyor aynı zamanda eril egemenlikli tahtı da kadın özgürlük mücadelesi karşısında her geçen gün biraz daha sarsılıyor. Katlettiği kadınlara tecavüz etmesi, bedenlerini teşhir etmesi acizleşen, güçten düşen erkek-devletin gücünü ispatlamak için gösterdiği zavallı çırpınışlardır. Varto’da Ekin Wan’la başlatılan bu teşhir politikası, Cizre’de ve en son bugün Sur’da kendisini yine göstermiştir. Ya da öz savunma bilincinin zayıf olduğu alanlarda ANALAR-HENDEK-NUSAYBIN-2kadına yönelik şiddetin özellikle bu dönemde devlet motivasyonuyla çoğalması bir korku ve intikam politikasıdır. Son dönemlerde öz yönetim alanları dışında kalan yerlerde bu denli taciz-tecavüzün, kadın katliamlarının artışı biraz da tırmanan savaş gerçekliğinden ve devletin güdü kışkırtıcılığına soyunmasıyla yakından bağlantılıdır. Bakur’da adım adım zafere yürüyen bir kadın mücadelesine karşı din yoluyla, diyanetin her gün çıkardığı akıldan ve izandan yoksun fetvalarla topluma yeni kodlar kazandırılmaya çalışılmaktadır. Bunun karşısında herhangi bir önleyici tedbir almak şurada dursun tırmandırılması için her türlü motive, cezasızlık yöntemi uygulanmaktadır. Bu da Kürdistan’da büyüyen kadın özgürlük direnişlerinin yayılmasının önünü almak için uygulanan bir diğer yöntem olabilir. Öz yönetim alanları aslında her türlü erkek devlet algısı ve etkisinden sıyrılarak varlığını sürdürmenin alanları haline geldiğine göre erkek devletin etkilerinin de bu alanlarda gün geçtikçe azalacağını belirtmek mümkün olabilir. Elbette bu uzun soluklu bir değişim dönüşüm aşamasını kapsayacaktır ancak hızlı gelişen devrimsel süreçlerin yarattığı zihinsel devrimde bir o kadar hızlı gelişebilir.

Sonuç olarak 21. yüzyılın Kürdistan kadınları ve Kürdistan Kadın Özgürlük Mücadelesi şahsında tüm dünyanın kadın özgürlük çağı olma koşulları her zamankinden güçlüdür. Bu konuda uluslararası bir dayanışma ve kolektif bir iradenin gelişmesi her zamankinden daha fazla ihtimal ve imkan dahilindedir. Yeter ki kadınlar olarak devrimsel sıçrama anlarına toplumsal ahlak, aşk ve akılla yüklenelim.

                                                                               

*KJA Yönetim Kurulu Üyesi