Kadına karşı biyo-iktidar

- Çarçel ENGİZEK
456 görüntüleme

Kadının işsizlikle terbiye edilme hali günümüzle sınırlı bir durum olmayıp, sınıflı toplumun çıkışı ve kadının toplumsallıkta sınırlı bir alana kapatılmasıyla başlamıştır.

Zamanla gelişen sınırlı üretim ilişkisi kadında ekonomiye yabancılaşmayı getirmiştir. İlk toplumlarda kadınların işbölümü üzerinden katılımı doğal gelişmişti. Dahası kadınlar yaşamın tüm alanlarında toplum ve topluluklarda ekonomi ilişkisiyle doğal otorite durumunda yer almaktaydı. Günümüzde ise; kadınlar ya erkeklerin yedeğinde ya da metalaşma durumunda.  Bu da kadında ciddi bir güvensizlik yaratmıştır. Kendi dinamiği üzerinden üretime katılmaktan ziyade bir biçimiyle erkek denetiminde üretime katılmaktadır. Açlık ve işsizlikle terbiye edilmesi onda sınırlı bir katılımı getirmiştir. Toplumda kadını ıslah etmek, en çok da ekonomi alanından dışlanmasıyla başlamıştır.

Pasivize edilmek istenen kadın, tarih içinde direnişlerle bu tüketici, sömürücü dayatmaya karşı durmuştur. Toplumsal komünal ekonomiyi, geçimlik ekonomiyi, analık emeğini sürekli bir biçimde direnişiyle devam ettirmiştir. Bugün toplumumuzun dinamik, demokratik ve özgürlükçü değerleri bu ilişkiler etrafında, demokratik paylaşımcı üretim ortaklaşması üzerinden yürümektedir. Ancak şunu göz ardı etmek yanlış olacaktır. Sistem olarak gelişen kapitalist ilişkiler bütünü kadını var olduğu üretici ve yaratıcı yapısıyla kabul etmemektedir. Dünya gen

elinde demokratik topluluklar ve demokratik toplum inşa mücadelelerinin dışında yaşanan durum biraz da budur. Kapitalist dayatmacı, içselleştirici köleliğe karşı kadın ciddi bir ideolojik mücadele vermektedir.

İçselleştirilmiş sömürü biçimi

Günümüzde kadına dayatılan sömürü ağı biyo-iktidar denilen dayatılmış, içselleştirilmiş sömürü biçimidir. Toplumu bir bütünen bu ağla sarmıştır. Bugün teknolojinin topluma karşı bu kadar kullanılması, tüm bireylerin birey olmaktan çıkarılması ciddi bir sorundur. Makineleşmiş toplum, toplumlar tarafından reflekssiz kabul edilmektedir. Mega kent

lerde marjinalleşme durumu daha yoğun yaşanmaktadır. Tüm toplumun sinirlerini alan bu sistem, kadını daha da kullanılır bir araç haline getirmek için çok büyük bir çaba içerisindedir. Biyo-iktidar kavramı en başta kadın, ana emeği karşısında gelişen faşizmdir. Biyo-iktidar kavramını ilk olarak kullanan Fransız filozof Michel Foucault’tur.  Bu terimi kapitalist modernitenin çürütücü yanını yalın ve açık ortaya koymak için belirtmiştir. Kapitalist modernitenin yarattığı insan tipi ciddi bir canavar durumuna gelmiştir. Bu sistemin var oluşu çok eskilere dayanmasına rağmen, en belirgin ve en tehlikeli boyutu günümüzde yaşanmaktadır.

Kadın emeğine yönelim 

Biyo-iktidar yöntemiyle toplumda kadının da tüm enerjisini çok yönlü sömürüye açması en büyük tehlikeyi teşkil etmekte. Daha önceki toplumlarda kadının yaşamda kapitalist ve sömürgeci zihniyetin dışında kalması toplumlarda daimi bir güvence olarak görülürdü. Toplumda sömürülmemiş ya da buna karşı direnç oluşturan kadın emeği ve üretimine karşı ciddi bir yönelim söz konusudur. Buna karşı erkeğin emeğinin dışında kadın emeğininin düşünsel ve fiziksel kullanımının sömürülmesi biyo-iktidarla meşrulaştırılmak istenmektedir.

İktidar teknolojisi de diyebileceğimiz biyo-iktidar toplumların yararlandığı, yaşamı kolaylaştırıcı bir teknoloji olmaktan daha çok toplumu denetleyen, her hareketini ve davranışını izleyen bir metoda dönüşmüştür. Siyasette, işte, evde, sokakta, pazarda, okulda, yaşamın her alanında kadın denetim altındadır. Sömürgeci sistem meşru itaat sistemini daha da geliştirmek için kadını pazara sürmüştür. Bu pazar teknik üzerinden, tüm toplumun her anını denetim altına aldığı gibi, bir özgürlük alanı gibi sunulmakta. Biyo-iktidar sistemi batı toplumlarında esnek, çeşitlilik, gelişmişlik (bu durum görecelidir) bireylerin istediği gibi ‘özgür yaşayabileceği’ gibi algılar üzerinden geliştirilmektedir. Biyo-iktidar ulus-devletlerin ve modern kapitalizmin ortaya çıkışında ve kendini sürdürebilirliğinde belirleyici bir etkendir. Batı toplumlarında kapitalist sömürünün en yanıltıcı yöntemlerinden biridir biyo-iktidar.

Kadının toplumsal ekonomisi

Kadın üzerindeki kontrolü de disiplin toplumunu ve iş-çalışma üzerinden düzenleyici kontrolleri sağlayarak yapmaktadır. Bunu da kadına iş alanları açma adına hayata geçirmektedir. Toplumun temel güvencesi olan kolektif dayanışma, paylaşım gibi toplumsal dayanakları bitirmekle güvenceye alır kendini. Tüm bu yönelime karşı kadın toplumsal ekonomisini geliştirmekle işe başlamalıdır. Bulunduğu tüm alanlarda aktif ve özgürlükçü değerlerini yaşamsal kıldığı kadar çalışma alanlarını da özgürleştirici alanlara çevirmeli. İdeolojik bir yönelim olan biyo-iktidara karşı demokratik ahlaki kültür ekonomisini ortaya koymak zorundadır.

Kadınlar, toplumun üretimi kendisinin yapacağı ve söz sahibi olacağı alanlarda temel güvence olarak yaşamda alternatif sistemini yaratmakla egemen erkek sömürüsünü aşacaktır.