Kadının baharlaşmasına bin selam

- Abdullah ÖCALAN
16 görüntüleme

Seninle yaşamak için
Aramızda Adem’le Havva’dan beri
Ekilen karaçalıların sökülmesi,
Yükseltilen duvarların kaldırılması gerekir.
Bunun için;
İlk sınıf, ilk hakim,
Yalancı ve zalim erkekliğin yenilmesi
ve uygarlığın çaldığı ateşin alınması gerekir.
Bunun için;
Tüm Prometeus’lara bedel bir kavgayı göze aldım.
Dünyayı karşımda buldum.
Ve Promete’nin memleketinde haince esir düşürüldüm.
Ey kutsal ana
Ve sevda kadını.

Gerçeğin, adaletin ve sevginin arayışçılarına;

Her biriniz kendinizi bir dergah kılabilir, bir ana kaynak haline getirebilirsiniz. Kadının tarihi araştırılırken, bu tarih üç döneme ayrılmalıdır.

Birinci dönem; “ilkel kömünal” çağdır: Buna kadının çağı da diyebiliriz. Mitolojik olarak tanrıçalar çağıdır. Milattan önce 10000-4000 yıllarına denk gelen bu döneme neolitik çağ da denilir. Kadının hakim olduğu bir çağdır. Kadın ekseni etrafında gelişir; tarımın geliştirildiği, hayvanın evcilleştirildiği, insanın özüne yakın olduğu bir dönemi ifade ediyor.

İkinci dönem; MÖ. 4000-2000 yılları arasına denk gelir. Büyük bir boğuşmanın yaşandığı bu dönem, ataerkil aileye geçiş dönemidir. Mitolojide tanrıça İnanna ve tanrı Enki simgelerinde, Sümer mitolojisinde karşılığını bulur. Bu dönemi derinliğine çözmek için, mitolojiyi ve Sümer devletinin yapısını iyi incelemelisiniz. Kadının köleleşmesi büyük bir boğuşma altında gerçekleşti. Kurnaz tanrı Enki, Babil Yaratılış Destanını, diğer mitolojileri, Hint ve Avrupa mitolojilerini de bu temelde derinliğine anlamalısınız.

Üçüncü dönem son aşamadır; MÖ. 2000 yıllarından başlayarak günümüze kadar gelir. Erkek egemenliği ekseninde gelişen, ekonomik, kültürel, siyasal tüm alanlarda erkeğin büyük zorba gücünün yarattığı 4000 yıllık bir dönemdir. Alt ve üst tüm toplumsal yapıları kendisine göre düzenleyen bu büyük sömürü, Babil egemenliğinden başlayarak, Asur’la pekişerek günümüze kadar geliyor. Bu dönemi derinliğine çözümlemek için, MÖ. 2000 yıllarından, Babil ve Asur’dan alıp günümüze kadar gelişimini incelemek gerekir. Üç tek tanrılı dini, dört kutsal kitabı ve bunlarla bağlantılı olan kitapları inceleyebilirsiniz. Tanrı kavramının ortaya çıkışını ve tanrıça kavramının ortadan kalkışını, Yunan teolojisini, Hint mitolojisini ve Kitab-ı Mukkades-i incelemeli, aralarında bağ kurmalısınız.

Kendini yeniden yaratmak

Bu Mezopotamya kökenli bir gelişmedir. Tanrıça İştar; Sümerler’de İnanna, Mısır’da İssis, Yunanlar’da Afrodit olarak karşımıza çıkar. Tanrıça İştar’ın erkek karşılığı Dumuzi/Tammuz’dur. Mısır’da İsis ve Osiris, Yunan’da Afrodit-Adonis olur. Bunlardan alıp Avrupa mitolojisini, -ki bireysel bir mitolojidir- mitolojiden dine ve bilimsel kitaplara geçebilirsiniz. Kronolojisi böyle olabilir.

Siyaset ve sömürüye dayalı sistemleri, kadının

 köleleşme sürecini inceleyerek derinleşmenizi, kendinizi adeta yeniden yaratmanızı diliyorum. Yalnızlık güç ve kudret kaynağına dönüştürülmelidir.

Uygarlığın karanlık çağlarında kadın derin bir yokluğu yaşamıştır. Aslında ben bu uygarlığı karanlık, buzlu, karlı bir çağ olarak görüyorum. Fakat 2000’li yılların başından itibaren kadın baharlaşması başlamıştır. Uygarlık tarihi boyunca kadın cinsine yönelik yalancılığa ve zorbalığa dayalı egemenliğe, sert kışına ve sert karına karşı karı ve buzu delen kardelenler gibi kadın özgürleşmeleri gerçekleşmektedir. Bunu kadın baharlaşması, kadın baharına doğru, sert kışa ve kara karşı çiçeklenme, kadının özgürlük hareketinin çiçeklenmesi olarak görüyorum. Ben kadınla yüreğim ve aklımla ilişkilendim.

2000’li yıllarda kadının baharlaşma ve özgürlük çiçekleşmesine bin selam diyorum. Kimliğim budur, formasyonum budur, kadına bakışım budur.

Kadın özgürlüğünün yılmaz savunucusuyum

Kadın özgürlüğü üzerine büyük düşünme ve kişilikte derinleşme çabamı sürdürüyorum. Kadınlara öz tutku ile bağlılığımı sunuyorum. Uygarlık tarihinden daha eski, şiddetli veya şiddetsiz bütün baskıyı çözümledim.

Kadın zaferin gerçek teminatıdır.

Ben kadınları erkeğin malı olarak görmüyorum. Kadınların karılaştırılmalarına karşıyım. Bunlar savunmamda var. PKK’de bu konuda korkunç bir savaş yürütüldü. Ben kadınların özgürlüğüne, onuruna inanıyorum, bunun yılmaz savunucusuyum.

Kadın, ideolojik olarak ne zaman tutsak alındı, tanrıça kültürü bu topraklarda başlamıştı. Enki diye bir tanrı vardı, Enki-İştar olayında, orada çok büyük mitolojik bir çekişme vardır. Demokratik Konfederalizme getireceğim. 5-6 bin yıllık bir kadın kültürü var. Erkek büyük bir savaş açıyor. Ana-toplum kültürü, hiyerarşi karşısında köklü bir yenilgiye uğruyor. Bu günümüze kadar geliyor. Orada kadının yarattığı bir kültür var. O kültüre karşı bir savaş açıyor erkek. O savaşta ana toplum kültürü, hiyerarşinin ortaya çıkmasıyla korkunç bir yenilgiye uğruyor. ‘Tarih Sümer’de Başlar’ kitabında anlatılmıştır. MÖ. 4000-5000 yıllarında oluyor bu olaylar. İdeolojik çekişme var. Mitolojik olarak anlatılıyor. Zeus-Hera’ya, Mısır’a kadar gider. Ondan sonra tek tanrılı dinler kadının köleliğini korkunç düzeyde geliştiriyor.

Bir tanrıçalar çağı vardı. Ama günümüzün tanrısının bütün özellikleri erkeksidir. Ben kadının köleleştirilmesine karşı çıkıyorum.

Bu temelde bütün kadınların 8 Mart’ını kutluyor, sevgilerimi sunuyorum.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın 2000 sonrası değerlendirmelerinden derlendi.