Katilsiniz!

- KAKTÜS
13 görüntüleme
Arkadaş bu nasıl bir “kader”, kim yazmış bu “alın yazıları”nı? Böyle şeylerin Allah’tan geldiği fikrini kim oluşturmuş, çağırın gelsin, onu İştar’ın rahmetine sunacağım. Dünyada, “Böyle gelmiş böyle gidecek” arabesk felsefesi ile “Heraklitos’un, “Aynı nehirde iki defa yıkanılmaz” (değişim/hareket) diyalektiği arasında bir medcezir yaşıyoruz. Bu ne ya?!? Dünyada hiçbir canlı, evlilik vaadiyle kadınlar kadar kandırılmamıştır. “Evlendiğinde rahata kavuşursun.

Kendi evini kendin kurarsın. Kocan olur, çocukların olur. İstediğin zaman istediğin yere gider, istediğin gibi yer-içer, giyinirsin. Kocan seni istediğin yere götürür. Çok mutlu olursun, çoook!..” Tabi kız, kocanın ne olduğunu daha bilmiyor, evlenince bilahare öğrenecek. Sırayla tabi, bu işler sırayla…

Bu sözlere “baba evinde” köşeye sıkışmış, daraltılmış, tüm sosyal hakları elinden alınmış 12-13 yaşlarındaki hangi kız çocuğu kanmaz ki!? Ya da Allahınıza söyleyin hele, hepiniz böyle kandırılmadınız mı? Evleneceksin denildiği zaman evlendirildiğiniz kocanın yüzü mü gözünüzün önüne geliyordu, yoksa sokaklarda, dağ-bayırda koşarken mi kendinizi hayal ediyordunuz? De haydi siz söyleyin; “Kurtuldum kız bu evin zulmünden” mi dediniz yoksa!?! Ruhunuz bir parça serbestlik için neler vermez değil mi? Bakmayın öyle, cidden bakış açısı, ruh bu. Serde isyan var, ama isyanı örgütlemek bir sorun. Toplumumuz çok kurnaz bu konuda, kızı devrime kaptırmamak için neler yapıyorlar neler… (Bunu ayrıca bir ara yazacağım. Bekleyin…)

Toplumsal kördüğüm

Evlilik, geleneksel toplumda kadını kandırmaya müsait en büyük kapan. Bir farenin kapana yakalanması gibi kadın da evliliğe adım adım sürüklenir… Sanki hayatın tek anlamı evlenmek, çocuk doğurmak, yemek yapmak, kocaya her türlü hizmette bulunmak… Sonra… Sonrası yok. Hizmet üzerine kurulu, “fedakarlık” üzerine kurulu, cafcaflı sözlerle, allı-pullu cennetimsi dizelerle oluşturulmuş bir cehennem…

Bacım; evleniyorsun, olmuyor. Boşanıyorsun yine olmuyor. “Evlenmek istemiyorum” diyorsun, çekip vuruyorlar. “Boşanmak istiyorum” diyorsun, yine vuruyorlar. Bu nasıl bir düğümdür arkadaş, bir türlü çözülmüyor. Evlenmiyor, vuruluyorsun. Evleniyorsun, vuruluyorsun, boşanmak istiyorsun yine vuruluyorsun. Kaçıyorsun, vuruluyorsun… Ne istiyorsunuz? Bu nasıl bir haleti ruhiyedir ki bir türlü çözemedik. Bir de “Kadın çok karışık bir varlıktır.” demezler mi? Allahıma ağzının üstüne iki tane indireceğim dişleri dökülecek…

Kurnaza bak, “Kadın karışık bir varlıktır” deyip işin içinden sıyrılacağını sanıyor. Sen böyle konuşurken kadın sana cevap vermiyorsa eğer bil ki, yüceliğinden cevap vermiyordur. Senin kadını küçümsemek için “karışık varlık” sözüne karşılık cevap vermek seninle aynı seviyeye düşmektir. Çünkü senin bu sözünün, kadının doğasını, ruhunu, fikrini anlamak için çok çabalıyor da ama anlayamıyormuş gibi bir durumla alakası yok. Erkek daha en baştan kadını anlama, hissetme noktasında “karışıktır” diyerek kadının reddine gidiyor. Sonra, “Ama erkek öyle mi? Biz erkekler çok basit yaratıklarız” diyorlar. Yaratık olma kısmını bilemeyeceğim ama o kadar basit olsaydınız, bu kadar kadın sizin oyununuza nasıl gelirdi, hele bir anlatın!?! De tipe bak! Anlatacak yüz olsa anlatacak ha, yüzsüz!

Savaşa girsek bu kadar kaybımız olmaz

Çok açık söylüyorum, genel anlamda erkeğin düz, basit ve sade olduğu fikrine hiç ama hiç katılmıyorum. Erkeğin basit, sade ve anlaşılır olduğunu söylemek, öyle düşünmek işin kolayına kaçmaktır. Onun ne düşündüğünü bilseydik, bize kurulan tuzakları bilirdik. Ahhh İştar adına, bu kadar saf olamazsınız?!? Offf, cinlerim geldi. Ecinnilere karışacağım böyle giderse.

Of anam of… Utanmazlığın böylesi görülmemiş. “Erkek basitmiş, kolaymış, düzmüş…” Düzlüğü bir yere kadar kabul edilebilir, ama basit ve kolay demek, kadınları yanıltmak maksadından başka bir şey değil. Sizi üçkağıtçılar! Bir de tilkilere kurnaz derler. 40 tilkinin kurnazlığını bir araya getirseler bir erkeğin kafasında tasarladığı kurnazlığın yarısı etmez.

Tepem atmış cidden. Nefes alamıyorum. Günde kaç kadın devletin, erkeğin şiddetinden kaçamadığı için ölüyor? Savaşa girsek bu kadar kaybımız olmaz.

Lafa bak sen, “Erkekler basit yaratıklarmış, detaylı düşünemezlermiş!” (?) Kim demiş? Hayatımda erkekler kadar detaylı düşünüp, hedefli ve planlı iş yapan kimseyi görmedim. En hedefsiz gözüktükleri anda bile kafalarında bir amaç vardır. Erkek öyle basit bir canlı değildir. “Basit” ve “detaycı olmadığı” konusunda kesinlikle erkeklere haksızlık yapıldığını düşünüyorum. Kadınlara oranla bazı şeylerde fazlasıyla hassaslar. En ince ayrıntısına kadar detaycıdırlar, takıntılıdırlar. Sevmedikleri halde bir kadını ömür boyu kendilerine mahkum edebilirler ya da sırf gün yüzü görmesin diye hayatlarını zindana çevirebilirler.

Sıfırın altında eksi…

Hele bazılarında sık sık açığa çıkan aşağılık kompleksinden hiç bahsetmiyorum. Aşağılık kompleksi yaşayan bir erkek varsa veyahut öyle birini fark etmişseniz hemen yanından ayrılın. Oldukça ölümcüldürler. Zehirli bir dilleri ve sizi öğütebilecek bakışlara sahiptirler. Hangi ara onun çekim merkezine kapıldığınızı anlamanız mümkün değil. Bu tipler aynı zamanda kendini “Bulunmaz hind kumaşı” gibi de görürler. Birbirine zıt duygulara aynı anda sahiptirler. Ve sizi öyle bir hale getirirler ki, eşşekten düşmüşe dönersiniz. Demem o ki, kadınlar ve erkekler hakkında söylenmiş bazı sözler öyle basit ve masum değildir. Ne erkek basit, düz bir varlık, ne kadın karmaşık ve anlaşılmaz bir yapıya sahip. Böyle söylemek aslında sorunu çözmek istememek demektir. Yani sorunu çözmeye yanaşmamak anlamına gelir. Bir kadını, sırf kendisiyle evlenmiyor ya da kendisinden boşanmak istiyor diye rahatlıkla öldüren bir erkek sıra, kafa yorarak sorunu çözmeye geldi mi sıfırın altında eksi 1400’lerde. Kadına karşı ateşli silah kullanmada, bıçak veyahut şiddet uygulamada birebir. Döverek, boğarak öldürmekte üstüne yok. Ama kadını anlamak için iğnenin ucu kadar çaba sarf edip, beynini kullanmıyor. Düşünün kadını anlamaya aşağılık kompleksi izin vermiyor. Çabasızlığını bile kadının “karmaşıklığı” ile açıklıyor. Sırf kafayı yormamak için tüküreceksin suratına, “yağmur yağdı” diyecek.

Ama ‘erkeklik olgusuna’ iki laf et, bırak silahla öldürmeyi, seni kelimelerle bile öldürebilir. Hırs, ihtiras, yalan, nefret, intikam su olup, sana doğru akar. “Katilsiniz” deyince de “hani, kimi öldürmüşüz” diyorlar. Yuh yani, yuh!..