Kıblesi Vicdan Olanlar

- Rojda YILDIRIM
286 görüntüleme

İster iblis ister karanlık diyelim, içimizde bir yerlerde sustu(k)ruldukça bir şeyler ölüyor, öldürülüyor.

Toplum kendini aynada görünce dehşet içinde gözlerini kendinden kaçırarak boşluğundan kaçıyor.

Öylesine güvensiz ve çaresiz, öğrenilmiş-öğretilmiş.

Toplumcu güzellemeler yapılacak zamanları geçtik kanımca.

Kıblesi vicdan olanların yüzü suyu hürmetine dönüyor dünya.

Hem başka türlü nasıl izah edilir yüz yıllara yayılmış kötülük paydaşlığı.

Tecavüzün ataerkilliğin erekli, gerekli silahı olduğu.

Soykırım dönemlerinde en merhametlisinin 14’ün de genç kadını “karısı” yaptığı gerçeği…

Komşudan, kardeşten katil, tecavüzcü olur mu?

Olur! öyle diyor toplumsal bilinçaltı bu topraklarda.

Sahi ne oldu Pozantı cezaevinde tecavüze uğrayan çocuklara, tahliye olabildiler mi kabus gecelerden?

Sesimiz gür çıksaydı o vakit “o çocuk benim kardeşim” diyebilseydik.

Söz duygudan, siyaset sözden kopmasaydı, Miray bebeğin yanağının çukurunda arafta kalmayacaktı beyaz manşetli “insanlık”.

Şimdilerde Batman deyince kadın intiharları değil tecavüz çeteleri geliyor akla, 14’ün de çocukları koca koca adamlara peşkeş çeken!

Daha Batman’ın dumanı tütmeden Silopi’de kol geziyor tecavüz kıtası, 11’in de kız çocuğuna polis tacizi!

Ve bir kez daha Amerika’yı keşfediyor “duyar kasanlar”.

Siirt, Amed, Mardin… Kürdistan işgal altında. Paralı tecavüz kıtaları devlet güvenceli.

Sinir uçlarıyla oynanıyor Kürdün ve başka işaret fişeği beklemeye gerek yok.

Öz savunma şimdi her dönemden daha yakıcı ve acil herkesin talebi olmalı. Tecavüze karşı öz savunma zamanı. Aksisi çağın ruhsal cüzzamıdır.