Kobanê’de yaşanan efsane…

- Tekoşin Ozan
236 görüntüleme

Şengal’in acısını hala yaşıyorken ve Êzîdî halkının dramı hala bütün ağırlığıyla üzerimizdeyken, Kobanê’de IŞİD saldırılarına karşı YPG ve YPJ güçlerinin halkla birlikte geliştirdikleri direniş, yüreğimizin Kobanê’de atmasını sağladı. Kobanê’den gelen küçük bir haber bazen bizi ağlatıyor, bazen de hayatımızın en mutlu anlarından birini dönüşüyor. Şengal’de yaşanan soykırımın tekrarlanma tehlikesi Bakur, Başur, Rojhilat ve Avrupa’daki bütün Kürtleri ayağa kaldırdı. Kürtler için efsaneler, büyük kahramanlıklar, trajedi baskısı altında yaşama ve tarihi bir aşamanın yine soykırımla sonlanması tehlikesini ifade eden Kobanê’nin durumu, geleceğini belirleme anlamına da geliyor. Bu nedenle Kobanê ile Suruç arasında halk tarafından kaldırılan sınırlar, sadece fiziki sınırlar değildi, hem olumlu hem de olumsuz olabilecek her konuda sınırları aşan gerçeklikler yaşandı-yaşanıyor. Halkın IŞİD gibi vahşi bir örgütün saldırdığı savaş alanına koşar adım gitmesi ve çemberde kalmasına rağmen Kobanê’yi terk etmeyerek korku çeperlerini parçalaması, YPJ ve YPG güçlerinin onlarca gün uyumadan savaşabilmesi, “hiç umut yok” denilen zamanda bile arkasındaki kapıya yönelmeden düşmanı püskürtmesi, yaralanmasına rağmen yarasını sarıp direnişe devam etmesi ve düşmanını şaşkına çevirerek içlerine dalan genç kızların fedai eylemleri, günümüzün aşınan insanlık değerleri karşısında mucizevi olaylar. Kapitalizmin para ve maddi yaşam değerleri etrafında şekillenen yaşam sınırlarını paramparça eden erdemlerdir. İnsan olmakta ısrarın odağı oldu Kobanê kahramanları. Farklı siyasal dengelerin bozulmasıyla birlikte dünya gündemini belirleyen ve Kürt halkının haklı mücadelesini uluslararası alanda meşrulaştıran da bu direnişin büyüklüğü oldu.

Suudi Arabistan, Katar ve Türkiye’nin silahlarıyla donanan IŞİD, aynı zamanda Musul’daki Irak ordusuna ait ağır silahların büyük çoğunluğunu da Rojava’ya getirerek çok kapsamlı bir saldırı imkanına kavuşmuştu. Buna karşılık YPG ve YPJ güçlerinin ferdi silahlarla bu kadar uzun bir süre direniyor olması tarihin aydınlık sayfalarına bir efsane olarak geçti. Tank, top ve füzelere karşı Kobanê’yi savunan kahraman kadın ve erkekler “düştü düşecek” denilen zamanda bile inancını yitirmeyerek ölümüne savunmayı esas aldı. Bununla birlikte kenti terk etmeyen siviller de özgürlük mücadelesinin direniş kültürünün bir sembolü durumunda. Savaş gerçeği hakkında biraz bilgisi olan herkesi bir kenara bırakın, mantığını kullanan herkes şunu anlayabilir ki; yaşanan savaş, eşi görülmemiş, imkansızı başarma savaşıdır. Nitekim bu savaşı en yakından takip eden ABD genelkurmay başkanı bile; “korkarım ki, Kobanê düşecek” diyordu. Kimse inanmadı genç kızların ve erkeklerin özgürlük inancı, kararlılığı ve insan olmakta ısrar etme iradesinin, savaş tanklarından daha güçlü olduğuna. Özgür insan iradesinin nelere muktedir olduğuna şahit oldu insanlık.

Tek başına Arin Mirxan’ın direnişi bile insanlığın geleceğini aydınlatacak niteliktedir. Kadınlara tecavüz eden, pazarlarda satan, kadınlar tarafından öldürülmeyi bile cennete gidememe gerekçesi yapan çağdışı ve kadın düşmanı çetelere karşı Arin Mirxan, ön cephede savaştı. Arin Mirxan mücadele hayatı boyunca içinde bulunduğu bütün zor koşullarda yüzünden gülüşü eksik olmayan, çok zeki ve aktif bir devrimci kadın. Aynı mevzide savaştığı yanındaki arkadaşlarının şehit düşmesi üzerine bir saat kadar tek başına çatışmış. Daha sonra arkadaşlarının cephanesini de alarak IŞİD çetelerinin arasına dalmış. Neye uğradığını anlayamayan çetelerin bir kaç mevzisini tek başına düşürüp sonra da bombasının pimini çekmiş. Yaşamı, arkadaşlarını, çocukları aşk düzeyinde seven bir kadının düşmana karşı öfkesi ve cesareti IŞİD’in direnen Kürt kadınlarından korkmasının sembolü oldu. Özgürlük mücadelesinin en kritik dönemlerinde, sürecin gidişatını özgürlükten yana belirleyen kadın önderler tanrıça olarak tanımlanmıştır. Arin Mirxan da bütün mücadele şehitleri adına Kobanê direnişinin tanrıça duruşunu geliştiren kadınlar kervanına katıldı.

Saldırıların yoğunlaştığı süreçte ellerini ovuşturup, soykırımdan sonraki duruma hazırlananlar da vardı. Erdoğan “Kobanê düştü düşecek” derken, sadece sınırında istemediği bir gücün denetiminde olan komşu bir kentin düşmesine değil, Kürtlerin bütün Kürdistan topraklarında statüsüz kalmaya mecbur kalacağına ve her yerde kendi belirlediği sınırlara çekileceğine inanarak içten içe sevindi. Kadınların tecavüze uğrayacağını, çocukların karnının deşileceğini ve erkeklerin kafasının kesilerek öldürüleceğini bilerek sevindi Erdoğan. Türk devletinde Kürtlere karşı bu duygular yaşanırken, Türk tanklarına taş atılmasını “canavarlık” olarak tanımladı Erdoğan. Devletiyle barışmanın önündeki temel engelin bu devletin şoven-faşist zihniyeti olduğunu herhalde bütün dünya en iyi bu Kobanê direnişi sürecinde gördü. Kürtler bir kez daha T.C. devletinin Kürtlere hala ve hatta Erdoğan döneminde çok daha sinsi biçimde görüşme maskesini takmış düşman gözüyle baktığını, üstelik vahşi bir halk soykırımının gerçekleşmesi için var gücüyle çabalayarak yaptığını  gördü, yaşadı. İleride süreç nasıl gelişirse gelişsin, Erdoğan devletine bu düşmanca yaklaşımın getirileri olacaktır…. Kürtler bunu bir daha hiç unutmayacaktır… Erdoğan’ın “Kürtler IŞİD’in eline geçecek” diye zil takıp oynadığını, bıyık altından sırıttığını unutan her Kürt, kendi gerçeği karşısında lanetlenecektir.

Kobanê, çağımızın çelişkilerinin düğüm noktası haline gelmişken, Erdoğan devleti adım adım tükürdüğünü yalamaya mahkumdur. Konjonktür Kürt halkının özgürlük mücadelesinden yanadır. Kobanê direnen Kürtlerin özgürlük sembolü olmuştur.