Kopun şu rezil erkekten

- KAKTÜS
11 görüntüleme
Kadın kıyımı haberleriyle yatıp kalktığımız şu rezil günlerde bazı konular kafamı çok kurcalıyor. Açıkçası doğruluklarından çok emin olamadığım şeyler var. Düşüncelerimi nasıl paylaşsam ya da paylaşmasam mı bilemedim? Amaannn, içimde kalıp karnımı şişireceğine, size de anlatayım hep birlikte şişek!?

Yanlış anlamayın, ruhsal bütünlük açısından hani, yoksa tek başıma da şişebilirim. Ama bu toplumsallık açısından yakışık almaz. Düşünsenize, paylaşılamayan düşüncenin hazımsızlığından şişen insanın gerginliği kaldırılabilir mi? Tabi ki hayır. Gamsız olayım diyeceğim ama o da yok. Zaten gamsız olanı da sevmem. Dolayısıyla başa saracak olursak ya da başka bir deyişle sadede gelirsek; uzun bir süredir kadın hareketlerinin, kurumlarının yapmış olduğu açıklamalara bakıyorum. Bir şey beni hayrete düşürüyor; o da kadınların devletten sığınma evi talep etmesi. Hatta bas bas bağırarak istiyor. Neden? Sığınma evi çok mu güzel? Eğitim merkezleri mi? Yeni bir zanaat mı öğretiyor? Kadına kendini korumanın yollarını mı gösteriyor? Yani nedir sığınma evi için içerisine girdiğimiz bu “muhtaçlık” hali? “Sığıntı” olmak nasıl bir duygu? Şiddet gördüğün bir “yuvadan”, “sığıntı” olduğun “yalnızlıklar yuvasına” geçiş çok mu rahat? Cidden merak ediyorum, öyle dalga geçmek, alay etmek için değil. Öyle bakmayın canlar, olay çok ciddi. Ben de bir yere kadar sığınma evlerinin önemine dikkat çekiyorum. Ama neden hep kadın kaçıyor? “Sığıntı” olmak kadının kaderi mi? Bizim kadına kaçmaktan başka gösterecek bir yolumuz, bir sığınma evinin adresini vermekten başka çaremiz yok mu? Geliyorum gidiyorum hep bunu düşünüyorum. Hayrete düşüyorum yani. Biz neden “sığınma evi” talep ediyoruz? Bir fikri olan var mı? Sığınma evinde kalan kadınlarla konuştunuz mu hiç? Bazıları anlatırken imam evindeymiş gibi anlatıyor. İmam evinde kalsa havalandırmaya çıkardı, maltada gezinirdi, o bile yok.

Sığınma evinden kadına hayır gelmez

Demem o ki canlar, “sığınma evi” talebimizde bir sorun yok mu? Bu fikirdeki bozukluğu bir ben mi görüyorum. Çok ciddiyim, “sığınma”, “sığıntı”, “sığınma talebi” gibi kavramları duyduğumda tarif edemediğim bir hisse kapılıyorum. Böyle derinden gelen, yaralayıcı bir his… Bu sizi de rahatsız etmiyor mu? Bunu, bir de devletten bekliyoruz. Hani bizi “kocamızla” “barışmaya” zorlayan, hani “ne edeceksin sığınma evinde tek başına diyen” devlet var ya, aha ondan sığınma evi talep etmek akilane bir şey mi? Her ağzını açan “devlet sığınma evlerini çoğaltsın” istiyor. Sanki sığınma evleri çoğalınca kadınların dertleri kalmayacak, can güvenliği sorun olmayacak. Yok böyle bir şey. Düşündükçe ipe asılı bedenler ve ruhlar canlanıyor gözümde. Hayatı dondurmak gibi bir şey yani. Şimdi canlar, sevgili kızkardeşler, ben şahsen “sığınma evi” talebine karşıyım. Kadınların evlilik hayatlarında zaten bir hapisanesi var. Kafes desen kafes, işkence desen her türlüsü var.  Böyle bir durumda kadını o kafesten öbürüne sürüklemek akıl kârı değil. “İmam evinden aş, ölünün gözünden yaş çıkmaz” derler. Yani sığınma evleri kadınların yaralarını saramaz. Belki üzerine yağmur yağmasını engelleyebilir, ama üşüyen içini ısıtamaz. Demem o ki, sığınma evinden kadına hayır gelmez. Bir de neden kaçıp sığınacak yer arıyor ki? Neden o hödük yaptığından utanıp sığınacak yer aramazken kadın arıyor? Terbiyesiz olan o. Toplum neden ona yaşam şansı veriyor da kadına vermiyor? Terbiyesiz, ahlaksız, çocuğa el atan erkeğe destek olan toplum mu olur? Hani ahlak, hani toplumsal, insani değerler? Kadına, çocuğuna el atmış, neden alıp ayağının altında ezmiyorsun? Toplum dediğin böyle çukur adamları içinde barındırmaz. Tutup öyle bir hale getirir ki, değil gidecek sığınma evi, girecek delik bulmasına izin vermez. Şimdi bu foseptik atıkları toplum içine çıkamaz hale niye getiremiyoruz? Soruyorum yani. Erkeğin uyguladığı şiddetti, şunu bunu geçtim, tecavüz ettiği kadın neden saklanıyor da o adi toplum içinde rahat geziyor? Var mı bir açıklaması? Toplum bu kadar rezil mi? Kime, nasıl sahip çıkacağını bilmiyor mu? Kör mü? Kadını sığınma evine mecbur eden toplum mu olurmuş? Toplum dediğin, ahlaksız, şiddetçi, tecavüzcü erkeği yerden yere vurandır. Çocuk tecavüzcüsünü tutup meydana dikip tükürüğe boğandır. Ümüğünden tutup sıkandır. Toplum dediğin ahlaksız, terbiyesiz, insanlıktan nasibini almamış olana yaşam hakkı tanımayandır. Toplum budur. Toplum yaşanmışlıklara, gerçeklere gözünü yuman sürü değildir.

Özgürlük alanları oluşturalım

Gel gelelim olayımıza; sığınma evi nedir ya? Baba evinde sığıntı, koca evinde sığıntı, kaçtığı yerde sığıntı… Hep bir sığıntı hali. Beyin bir türlü özgürleşemiyor ki, kadın sağlıklı düşünsün. Bacım sığınma evlerine gitmeyin. Size köleliği dayatacak, hapsedecek hiçbir yere gitmeyin. İçinizdeki hapishaneleri çoğaltacak yerlerden uzak durun. Şimdi diyeceksiniz söylemesi kolay, ne yapalım? İşte mesele bu. Ne yapmalıyım? Özgürlük alanları oluşturalım. Devletten sığınma evi isteyeceğimize, toprak isteyelim. Yeni yerleşim alanları oluşturalım. Bizi toprakla, bizi emekle bizi yeni bir yaşamla buluşturacak özgürlük alanları oluşturalım. Bir kopalım yani şu erkek dünyasından. Sadece ruhsal değil, fiziki olarak da kopalım. Özgürlük alanlarımız olsun. Arazi mi bulamadık, yönümüzü dağlara verelim, ama yeter ki özgürlük alanlarımız olsun. Kopun size ve çocuğuna tecavüz eden şu rezil erkekten. Boşanın tüm geleneksel özelliklerinizden. Salın saçlarınızı, rüzgar düşüncelerinizden geçsin. Bırakın beyniniz biraz  özgür düşünsün. Sığınma evi nedir allah aşkına! Bu nasıl bir zulümdür kendimize reva gördüğümüz? Koca denilen adi, aşağılık herifin zülüm evinden çıkıp, devlet denilen organize suçlunun zülüm evine girmek… Aklınız alıyor mu bacılar? İnanın düşününce bir kez daha hayretlere düşüyorum. Olmuyor yani. Eğer bir yere sığınacaksak o da Star’ın rahmetidir. Sığınacağımız tek yer orası. Öbürü kesinlikle özgürlük alanları olmalı. Kopmalı bu ilişkiler. Artık bu erkeklerle, erkeklikle yaşanamaz yani. Biz onlarla tanışmadan önce gayet iyi yaşıyorduk. Onlar yokmuş gibi yapacağız. Ama önce özgürlük alanlarımızı yaratacağız. Tüm mesele bu. Benim şişkinliğim indi, darısı sizin başınıza. De hayde Star’ın rahmeti üzerinize olsun, hepinizi cesur yüreğinizden öperim…