Kültürel ekonomi

- Çarçel ENGİZEK
24 görüntüleme

Kadınlar olarak yaşamda tüm varoluşa az çok aşinalığımız vardır. Yaşamda edindiğimiz tecrübelerle birlikte toplumsal kültür ve kavramlar daha çok benliğimizde yer edinir, kendini anlamlaştırır. Anlama dönüştükçe de bilincimizde ciddi bir karşılık bulur. Yaşamsal olan her olgu, biz kadınlarda mutlaka bir karşılığı vardır. Yaratma, paylaşma, mücadele etme, toplumu inşa etme, özgürlük, aşk, sorumluluk, kimlik, doğa, aile, sıralayamayacağımız kadar çok olan toplumsal olgular, kadın benliğinde ve yaşamında karşılık bulur. Bir de tersinden ele alırsak, düşünürsek egemen erkeğin, zulmün, bireyciliğin, kar hırsının, baskılamanın, kimliksizleştirmenin, devletin, şiddetin, zulmün benliğimizde yarattıkları ve aldıkları sonuçlar vardır. Bu biçimde bizde karşı kültürü yaratır. Karşı tepkiyle de olsa bunlar da vardır yaşamımızın bir yerinde. Ancak tüm bu kavramlardan bir tanesi vardır ki, kadınlar olarak belleğimizde örtülü olarak yaşam bulan, bizi toplumsallaştıran, çevremizle birliğimizi kuran ve yaşamın tüm alanlarında varlık bulan ekonomidir…

Üretimle politika oluşturma

Kadın özgürlük mücadelemize kadar bizlerin, (pasif bırakılan) hafızamıza farklı anlamlarla yüklenen ekonomi, kadın mücadelemizle, yeni bir anlama dönüştü. Yaratmak ve paylaşmak anlamlarına dönüştü. Bugün Rojava Kürdistan’ında yaşanan budur. Yaşamın özgürlükçü yaratımı olan üretim, üretimle politika oluşturma kadınların siyasette, toplumsal yaşamda görünür olmasını getirdi. Güçlü ve tek olan değil, kolektif olan, yardımlaşan önem kazanmaya başladı.

Rojava Kürdistan’ında yaşamın birçok alanında kadınlar üretime katılmakta. Üretime kendi varlık bilinciyle, dönüştürme gücüyle renk vermektedir. Özelikle kadınların kooperatiflerdeki katılımları yeniden kültürel bir gelişmeye dönüşmekte. Komünlerden, meclislere, kurumlardan kooperatiflere dahil olan kadınlar ev ekonomisine, evin dışındaki dünyaya katılımıyla da katkı sunmaktadır. Salt yaşamın temel ihtiyacını karşılamaktan çıkıp, toplumsal, politik alanda söz sözleme, sorumluluk taşıma durumuna gelmekte. Reel olan yaşamla karşı karşıya gelmekte, söz söylemede, karar vermede kendine alan açmaktadır. Duygulanımsal emek ve reel emeğin kadınlar cephesinde kültür yarattığını görmekteyiz.

Üretimle kültürel ortaklığı yakalama

Hesekî Kantonu’nda Ebu Kebra köyünde 30 kadının ortaklaştığı tarım kooperatifini kadınların dayanışması olarak örnek gösterebiliriz. Arap ve Kürt kadınların ortaklaştığı bu alanda, üretim ve yaşam emek etrafında güçlü bir anlama dönüşüyor. Kendi üretimleri içinde ortak emeğe dayalı yaşam birlikte paylaşılmakta. Yaşamın ekonomiyle bağını somut olarak maddi pratik boyutta da ortaya koydukları kadar sosyal dayanışmada da ortaklaşmaktalar. Tarım kooperatifini geliştiren kadınlar mevsimi geldiğinde bir araya gelme, planlama ve ihtiyaçları belirleme tartışmaları yürütmekteler. Ortak emeğin ne zaman ve ne kadar ihtiyaç olduğunu belirledikten sonra da bireyin gücüne göre el birliğiyle, sosyal bir ilişki olarak hepsi öz güvenle üretimde yer almakta.

Yaşamın politik yanını ekonomiyle de ortaya koyma çabası içinde olan kadınlar, ortak dayanışmalarını üretimin dışında da göstermekteler. Dayanışma, sorunlarını tartışma ve karşılıklı yardımlaşma ruhu ekonominin kültürleştiğini göstermekte. Ekonomi kadın ve kültür ortaklığı Ebu Kebra köyü kadınlarında kendini yeniden güncellemekte.