”Küresel taaruz”a karşı, özgür yaşamı savunmak

- Hêja ZERYA
12 görüntüleme
Yeni yayın döneminde yeniliklere, yaşam akışkanlığını, gücünü ve güzelliğini yakalayan, yaşayan ve yaşatan eylemli düşüncelere katkı sunma şansını tanıdığınız için teşekkür ederek başlamak istiyorum. Hakikatin yolu ve yolcusu olmada hem yol hem yolcu olanların anısı ve aydınlığıyla sınırsız yürüyüşlere açılma iddiası taşıyan herkese merhaba…

Özgürlüğe ve direnişe yol almanın ve yelken açmanın, “uçurumda kanatlanma”nın büyüleyici, mucizevi duygu ve düşüncelerin peşinizi bırakmaması, tüm engelleri aşarak yüreğinizle, beyninizle buluşması, tüm soykırımcı saldırıları, kurnaz tanrılar sistemini alt eden bir Truva atı rolü oynaması dileği ile… Halklar ve kadınların dostluğu ve yoldaşlığını kazanan ve yücelten yaşam çizgisine karşı, halkları, inançları, kadınları düşman gören, yaşamı zindana çevirmek isteyen ölüm çizgisini dayatan komplonun 24. yılına giriyoruz. Faşizmin karanlığı ile İslam adına yaşamı karartmak isteyenlerin kolkola yürüdüğü yollara taş koymak, insan olmada ısrarın tek yolu… AKP-Taliban-DAİŞ-KDP çizgisine karşı, demokratik ekolojik kadın özgürlükçü paradigmada ısrar zamanı…

Ölümü ve öldürmeyi kutsayan devletli sistem

Önder Abdullah Öcalan, en güçlü sistem-kişilik çözümlemelerini, Özgür İnsan Savunması’nda dile getirir. Kurnaz tanrılar sistemini sorgulayarak, yarattığı zihniyet ve kişilikten arınmanın yolunu aydınlatır. “Uçurumda kanatlanmak” olarak tanımladığı o derin hissedişin sezgi gücüyle bilgeliğin kapılarını tüm insanlığa aralar. Bu boğuşmayı, “kan ölçüleri ile entellektüelliğin çığır ölçüleri”nin yarattığı çatışma olarak değerlendirir ve modernist Batı ile geleneksel Doğu düşünce-zihniyet sınırlarını, dogmalarını aşarak kanatlanan düşünce gücüne ulaşarak atlatır. Modernitenin özgürlük arayışçılarını, savaşçılarını alt eden, kendine benzeştiren veya kullanarak sistemini güçlendiren tüm yollarını keser. Rüzgarın yönünü değiştirir ve Doğu’dan yükselen özgürlük, yaşam dalgasının tüm insanlığı kucaklamasına yol olmayı amaçlar. Çünkü; “klasik Ortadoğu İslamik çözüm”ü ile “klasik Batı’nın ulusalcı çözüm”ü, halkların ve kadınların özgür varoluşları önünde engel teşkil ettiğinden, “başarılı olma şansını çoktan yitirmişlerdir.”

‘Demokratik halk uygarlığına temel atma’

“Resmi dünya kapitalist sistemi beni kabul etmemekle tanrıları ile uyuşmadığımın farkındadır. Topyekun tavrının altında bu mantık yatar” diyen Önder Öcalan, dinciliğin, milliyetçiliğin, bilimciliğin, cinsiyetçiliğin şahlanan tanrılarından bahsetmektedir. Ölümü ve öldürmeyi kutsayan devletli sistem karşısına, yaşam, özgürlük, toplum değerleriyle çıkmanın bedelini ödediğini anlatmaktadır. Tanrılar kadınken, yaşamdan, güzellikten, özgürlükten, barıştan, paylaşımdan beslenen duygularla yaşamını ören, örgütleyen insanlığın ölümcül tanrıları yoktur. Anatanrıçalar yaşayan ve yaşatan değerlerin, kültürün temsilcisidir. Yanılmamak ve yanıltmamak için çıktığı yolda, “Kaybolan temel insani gerçekliğinin, toplumun hayati kavram tanımlamasına zemin sunabilecek özellikler taşıdığının başından beri farkındaydım” tespiti, bilgi ve sezginin sentezine dayanır. Bu, Kürt halkı ve kadınların tarih ve toplum kök bilincine sahip olma, kaybettiği yerde kazanma arayışı ve mücadelesinin, insanlığın hayati çıkışına hizmet edeceği gerçeği, inancı ve bilgisine sahip olmanın gücünü ifade eder. Bu gerçek, demokrasi ve özgürlükten yana olan sistem karşıtı güçlerin, Kürdistan özgürlük mücadelesi ve Rojava devriminin ortaya çıkardığı toplumsal ve yaşamsal değerler etrafında kenetlenmesiyle yaşam bulmaktadır.

Dünya demokratik konfederalizmi

Önderliğimiz, Özgür İnsan Savunması’nda; “Beş bin yıllık sınıflı toplum uygarlığından, onun alternatifi ‘demokratik halk uygarlığına’ temel atma”, yine “Kapitalist dünya sisteminin ‘küresel taarruzuna’ karşı, halkların da ‘küresel demokrasi’ arayışını güçlendirmek ve Kürt sorununun çözüm yollarını da yakalama” koşullarının oluştuğuna işaret eder. Bu çözüm projesi, yaşam projesi anlamına gelmekte; kaostan beslenen, ölüme ve öldürmeye, savaşa yatırım yapanların oyunlarını boşa çıkarmaktadır. Tecridin ve komplonun derinleştirilmesi; kadın katliamlarının, doğayı inciten kıyımın, halkların yerlerinden-yurtlarından edilmesiyle sonuçlanan işgal harekatlarının meşrulaştırılması için gereklidir. Aşılması da Önderliğimizin ve paradigmamızın evrensel karakterinin yaşam bulması ile mümkündür. Yerel-evrensel diyalektiğinin en yakın kurulduğu mücadele zamanlarından geçmekteyiz. Bu anlamda komployu boşa çıkarmak; “küresel demokrasi” güçlerinin dünya demokratik konfederalizmini, dünya demokratik kadın konfederalizmini temel mücadele gündemleri yapmasına bağlıdır. Komplo etrafında toplanan “küresel taarruz” güçleri, ancak böyle bir demokrasi ve özgürlük mücadelesi ile birlikte alt edilebilir. Kuantumik “kelebek etkisi”, her an patlamalı gelişmelere yol açma potansiyeli ve gücünü taşımaktadır.