La Mimo’nun gülüşü

- Roni EYLEM
181 görüntüleme

Direniş heyecan vericidir. Umut doğurur, neşe saçar. 2019’un bitimine doğru dünyanın her bir yanında dansla sembolleşen kadın eylemleri bir kez daha karanlığı yırttı. Kadınlar faşist şeflere aldırmayarak, sokaklara ruh ve eyleyiş kattılar. Şili’de ‘kadınları değil katilleri durdurun’ diye haykırdılar. On bin gözü bantlı siyah giyinik kadın, sokaklarda tecavüzcü erkek ve devlete meydan okudu. Elbette kadınca söylemler, figürler, ezgiler ve beden dilleriyle…

Tecavüzcü ‘erk’ kadınların bedenlerine ruh katarak maskelerini düşürmelerine çok öfkeli. Çünkü tecavüzcülere göre kadınlar hep susmalı. Sesini duyurmamalı, haykırışları ruhunun çeperlerine çarpmalı, düşmeli, basılmalı. Bakmamalı/bakılmalı, ya örtmeli bedenini ya da sunmalı. Akarsa enerjisi tecavüzcü kaybolacak içinde. Işık onu yutacak. Duruluğun ve dinginliğin derinliği içinde kadınca yaşamın nüveleri boy verecek.

“Cholita”ların direnişi

O yüzden pandomin sanatçısı Şili’li Daniela Carrasco, Pedro Aguirre Cerda belediye binasının demirlerinde asılı halde bulundu. Sokaklarda insanları güldürdüğü için. Çirkin suratlı zorbalar La Mimo’nun gülüşlerini astılar. Yalancı ve zalim erkeklik kahkaha ve renklerin cümbüşüne dayanamaz. Asabiyet, demir soğukluğundaki ciddiyet tahakkümün cilası. O yüzden La Mimo’nun kırmızı burnuna boğa gibi saldırdılar.

La Mimo! Gülüşün hala sokaklarda, anadilin olan devrimi, renklerinle yaşatmayı sürdürecek kadınlar. Belediye binasının demirlerinde asılı duran bedeninin acısı, danslarımıza ezgi, öfkemize maya olacak.

Dünyanın her yerinde faşizm önce kadınları vuruyor. Bolivya’nın Vinto kasabasının belediye başkanı Patricia Arce’nin saçını zorla kestiler. Üzerini kırmızıya boyadılar. Sokaklarda yalın ayak yürüterek, zorla istifa mektubu imzalattılar. Yine aynı ülkede, darbenin aslında halkın kendisine karşı gerçekleştirildiğinin bilinciyle harekete geçen “cholita”lar (yerli köylü kadınlar) ise simgeleri olan uzun örgülü saçları ile boğularak katledildi.

Patriarka varlığını itaat üzerine kurar. El pençe durmazsan, rezil rüsva olursun. Hele kadınsan… Kadın biat etmeli, ettirmeli. Ne kadar nesneleşir ve nesneleştirirsen özne olan baba, devlet o kadar ilahileşir.

O saçlarından hiç utanmadık Patricia! Bedenindeki kırmızı boyalar isyanın al bayrağına dönüştü bizim için. Yalın ayaklarınla bastığın zulmü gördük. Tombul bedenin yüreklerimize kalkan olacak. Yüksek coğrafya “Cholita”larının uzun örgüleri ise Kürdistan’a uzanan bir direniş simgesi şimdi.

Erkek iktidara tekme atan kadınlar

Ayrı coğrafyalarda olsak da sürükleniyor, parçalanıyor bedenlerimiz. Ekin’in, Taybet Ana’nın, Hevrin’in katilleri tecavüzcü devlet ve çeteleri, tıpkı La Mimo’nun katilleri gibi.

Hayatı hak ediyoruz Bağdat’ın Tahrir Meydan’ında. Babil’in asma bahçelerine Aden’in elmalarını takıyor kadınlar. Kovboylara ve diktatörlere olan öfkelerini renkleriyle duvarlara nakşeden kadınlar, hayatın her alanında farklılıklarıyla varolmanın mücadelesini veriyorlar. Hegemon erkeklerin enerji ve iktidar savaşlarından dolayı harabeye dönen ülkelerinin viraneleri içinde şarkı söylüyorlar, gülüyorlar, resim yapıyorlar. Yabancı elleri bedenlerinin üzerinden atıyorlar. Anavatanlarının savaşlardan dolayı yorulmuş, çatlamış topraklarına yeniden umut ekiyorlar. Mezheplerin despotizmine karşı kadim kültürlerine nefes oluyorlar. Petrolle değil aşkla abdest alıyorlar.

Sudan’ın KANDAKA’sı, Irak’ın mendil satan kadını ve Lübnan’da iktidarın adamına tekme atan kadınları, Rojava’nın kadın yüzlü devriminden feyz aldılar. Mezopotamyalı kadınlar güneş gibi doğdular. Yıldızlar saçtılar dünyanın dört bir yanına. Silah kız kardeşleri kadınlara kahramanlıklarıyla özgüven ile cesareti aşılayıp örgütlülüğün başarının anahtarı olduğunu bahşettiler. Ne de olsa tanrıçaları Zilan, Beritan ve Sara’dan devr almışlardı cesareti, bilinci ve özgürlük tutkusunu.

Özgürlük tutkusu ve mücadelesi bulaşıcıdır. Rojava’da DAİŞ zorbalığına karşı ülkelerini ve kendilerini koruyan kadınlar, dünya kadınları için büyük bir feyz kaynağı. Bu daha başlangıç;  jinofobik politikalara karşı jineolojiyle, erkek şiddetine karşı öz savunmayla, ataerkil sisteme karşı özgür eş yaşamla cevap olacağız. Dünyayı dansla, renklerimizle güldüreceğiz. Doyasıya özgürce kahkaha atacağız. Durmayacağız, durduracağız. SARA gibi cellâdın yüzüne tüküreceğiz.