“Limit yok”

- KAKTÜS
18 görüntüleme
Her defasında diyorum, “Tamam, bu kez biz kadınların zaaflarını, zayıflıklarını yazacağım.” Ne de olsa erkek, erkeklik biraz bizim zayıflıklarımız ve zaaflarımız üzerinden yürüyor, yükseliyor ve zirveye tırmanıyor. O zirveye tırmandıkça biz altında eziliyor, büzülüyor, “fedakarlıktan” sırtımız iki büklüm oluyor. Zirve yaptığı zaman belimiz kırılıyor, tutamıyoruz adamı orada. Düşüyorlar. Düşmenin dibi yok tabi.

Ben diyeyim çukur, siz deyin çukurun dibi, öyle bir düşüş yani. Aç gözlülük, doyumsuzluk, şerefsizlik dizin üzerinde. Ben diyeyim boğaza kadar, siz deyin kafasıyla birlikte batmış. Tepesinde üç tel saç kalmış gözüken. Tutmuşuz o üç tel saçtan, çekiyoruz… Yani anlayacağınız erkeğin “namusu”nu, şerefini kurtarmak da yine bize düştü. Utanmadan bir de üstüne konuşuyorlar, sanki kadınlar mecburdur bunu yapmaya. Yapıyorsak iyi niyetimizden, kışkırtıcı insani duygularımızdan yapıyoruz. Hani erkeklerin o “aptal”, “salak” diye nitelendirdiği duygularımız var ya, aynen ondan dolayı. Ama doyumsuzluğu, aç gözlülüğü hiçbir şey doyuramaz, doyurmuyor. Doyurduğunu ne duydum, ne gördüm… (!?!) Sadece açlık değil, bedensel, ruhsal hatta cinsel olarak bir doyumsuzluk var ve bu doyumsuzluk ayyuka çıkmış vaziyette. Limit yok! Açlık, doyumsuzluk ve limitsizlik, artı üstüne arsızlık da eklenince iş zıvanadan çıktı. Baksanıza adamlar duygularını içinde tutamayıp, çevrilen dizilere doyurulamayan güdülerin “felsefesi”ni yedirmişler.

Duygu dolandırıcılığı

Bilmem ne dizinin kısaltılan repliğine bir bakın; “İnsanın kalbi sadece bir kişi için atmıyormuş. Evli olmak aşık olmaya engel değilmiş. İkisini aynı anda seviyorum ama başka türlü…”

“Başka türlü” derken?!? … Yine diziden; “İnsan aynı anda iki çocuğunu sevebiliyor aynı ölçüde. Niye iki kadını sevemesin?” Hay Allah senin canını ala yazar, sonra da oyuncu ve de yapımcının… Resmen ortalığı satiriasisin* götürüyor. Bu nasıl bir beyindir Ya Star!

İnsanı insan yapan temel özelliğinin düşünebilme, düşündüğünü politik ve özellikle de ahlaki yollardan uygulayabilme yeteneği olduğunu biliyoruz. Bu, insanı hayvandan ayıran özelliklerden biridir. Diğer bir boyutu da düşünebilen, ahlaki-politik değerler çerçevesinde yaşayan insanın bilinçli ve farkında olarak kendini değiştirip-dönüştürmesidir. Yani (bazı hayvanlar dışında) hayvanlarda olan çok eşlilik durumunun, düşünebilen hayvan olan insanın tek eşliliği farkında ve bilinçli olarak tercih etmesidir. Aksi durum farklı olanın ortadan kalkıp, tümden ilkel benlik olan hayvani duruma geçiştir. Kısacası; insan ile hayvan arasındaki ayrımın ortadan kalkmasıdır. Lakin düşünebilen beyin, ahlaki-politik değerden ahlakı çıkararak, durumu politik olarak yorumlayıp, satiriasisin gibi bir tanım getirmiş. Yani hayvana “hayvan” demiyorlar. Peki ne diyorlar? Satiriasis, hiperseksüalite gibi tanımlar getiriyorlar. Bunun bir alt grubu da var. Ama isimlendirip, işi çirkef hale getirmek istemiyorum. Seviye çok önemli. Lakin şunu da söylemeden edemeyeceğim; durum tam bir midesizlik hali… Özcesi; aşırı seks düşkünlüğü, yani belden aşağıya düşünmenin gerekçeli hali. Galiba anlatabildim. Yoksa iki kadını aynı anda ve birbirinden habersiz “sevme”, “aşık” olma hali hal değildir. O olsa olsa aldatma, kandırma, düşkünlüğüne ve onursuzluğuna, kılıf oluşturma halidir. Duygu dolandırıcılığıdır. “İkisini de aynı anda seviyorum, ama başka türlü seviyorum” deme sapkınlığı başka türlü nasıl anlatılabilir. Ma bu manzara mıdır, iki börtü-böcek midir? Bilemedin güzelliğine bakmaya doyum olmayan bir kelebek midir ki “ikisini sevdim” diyorsun. Bir de üstüne çocuk benzetmesi yapıyor, “İnsan aynı anda iki çocuğunu sevebiliyor aynı ölçüde. Niye iki kadını sevemesin?” Sapkın, iki kadın ile iki çocuk aynı şey midir? Yazanın da, bu rolü kabul eden oyuncunun da yapımcısının da ağzının ortasına iki tane çarpacağım, yıldırım aşkı çarptı sanacak düşkünler. Valla bunları alıp tükürük abidesi diye meydana dikmek lazım. Bu nasıl bir klozet yapısında düşünme biçimidir? İnsan hiç bu kadar kirli fikirli olabilir mi? Adama bak, aşırı cinsel saplantısına yol istiyor. Bırak yol istemeyi, pasaport istiyor.

Duygu, fikir, ruh hırsızlığı

Düşünsenize bu sözü sübyancının biri tersinden söylemiş olsun, ne düşünürdünüz? Şimdi siz oturduğunuz yerde aklınızı muhafaza edebiliyor musunuz? Ben edemedim. Oldum olası çok eşliliğe karşıyım, kumalığı kabul eden zihniyete de karşıyım. Kumalığı, kız kardeşler birliği gibi tanımlayan zihniyete de karşıyım. Tükürsünler böyle zihniyetin kökenine!

Sevgili okuyucu, gerçek şu ki, ortada bir sevme olayı yoktur. Dizideki geniş repliklerde durum az çok anlaşılıyor. Adam birinde gençliği, hareketliliği, öbüründe geçmişi, olgunluğu falan-filan arıyor. Yani aşk-meşk havada uçuşan beleşten sözler. Adam birinden akıl, fikir ve olgunluğu, öbüründen ise gençliği, heyecanı çalıyor. Duygu hırsızı yani. Hırsızlık üzerinden ruhunu besliyor. Bu da bir çeşit vampirlik sayılır. Bir insanın kanını emmek ile ruhunu, fikrini, gençliğini emmek aynı şey. İkisi de doyumsuz, ikisi de öldürücü ve ikisi de tek taraflı tatmine dayalı. O yüzden bunları doyurmak mümkün değil. Böyle bir erkeğin ruhunu, duygusunu ve güdüsünü doyuramazsınız. Çünkü bunun limiti yok. Hem nasıl olsun ki? Hiperseksüel ya da satiriasis erkeklere ilişkin yapılan kişilik incelemesinde, narsist, kendine hayran, kendini olduğundan büyük görme, bağımlılık gibi temel özellikler bulunmuş. Bu tipler aynı zamanda çabuk demoralize olan, sıkıntıya gelemeyen tipler olarak tanımlanmış. En tipik yanları da karşısındaki insanı 15 dakikada göklere yükseltip, on gün sonra da yerin dibine geçirmeleriymiş. Hayata bakış açıları karamsar olduğu kadar kendini acındırmada da ustalarmış. Hemcinsleriyle araları ise pek iyi sayılmazmış. “mışlı, muşlu” konuşuyorum çünkü, bu tanımlar bana ait değil. Eğer ben incelemiş olsaydım muhtemelen bir yılanın dili gibi “çatallı” sözcüklerim olurdu. Ayrıca bu tip erkekler için kadının çekiciliği, fiziki yapısı, güzelliği önemli değildir. Önemli olan sonuçtur. Yani eylemidir. Çünkü bunun üzerinden böbürlenir, övünç duyar. Dikkat ettiyseniz bazı erkekler, “Tek bir çiçekle hayat geçmez” der. Sanırsınız bal arısıdır, tek bir çiçekle yetinemiyor. Canım ne biz çiçeğiz, ne de sen bir bal arısısın. O kadar dedik, “kadın kadındır, çiçek senin babandır”. De yürü git daha vakit varken. Neymiş, “Evli olmak aşık olmaya engel değilmiş.” Aşıksan boşan, ne baş ağrıtıyorsun. Ya da evliysen ne diye “eli işte gözü oynaşta” oluyorsun. Ama yok, illa işin b…. çıkaracak. “Allah sizi ıslah etsin” diyeceğim, olmayacak. Benim felsefemde Allah’a havale etmek yok.

Hema dileğim, limitsiz tükürükte boğulasınız inşallah! Star rahmetini sizden esirgesin emi!…

Satiriasisin*: Hiperseksüellik. Aşırı seks düşkünlüğü.