Mabedlerin dokunulmazlığı IŞİD ve AKP

- Rabia TAMER
218 görüntüleme

IŞİD’in din algısı kendisi gibi düşünmeyeni yok etme üzerine kuruludur. Bunun için sadece farklı inançlara değil aynı inanç geleneğinden gelen farklı mezhep, ekol ve düşüncelere de düşmanlık besler. Tekfir ettiği (kafir saydığı) tüm bu  grISID - TARIH YIKIMIupları  ‘kafirin katli vaciptir’  hükmüne yaslanarak öldürmeyi de meşru görür. Sadece insanlara değil, gittiği her yerin doğasına, kültürel ve tarihi mirasına da saldırmaktadır. Bunu da inançsal mücadelesinin bir parçası olarak görmektedir.  National Geographic’ te yer alan bir haber IŞİD’in yok ettiği yerleri şöyle özetliyor: uygarlığın beşiği olarak bilinen bölgedeki tarihi alanları yağmalamasının ve yok etmesinin önüne geçilemiyor. Örgüt, Şubat ayı sonunda militanlarının kazmalar ve balyozlarla, içindeki binlerce yıllık heykelleri parçalayıp devirerek Musul Müzesi’ni yerle bir ederken çekilmiş video görüntülerini yayımladı. Geçen hafta da Irak Turizm ve Tarihi Eserler Bakanlığı, IŞİD militanlarının geçmişi binlerce yıl önceye uzanan antik kentlerdeki harabeleri tahrip ettiğini duyurdu. Bunların arasında Asurlulardan kalma üç antik kent ve UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Roma dönemi metropollerinden Hatra da vardı.

Sadece tarihi-kültürel yerleri değil, dinleri en önemli kutsalları olan mabedleri de; cami, kilise ve türbeleri de bombalayarak yerle bir eden IŞİD, varlığına tehdit olarak gördüğü tüm farklılıkları yok etmeyi hedeflerinin başına koymuştur ve bu konuda en ufak bir sınır tanımamaktadır.

IŞİD’in tarihe ve kültüre bu düşmanlığının izlerini artık Kürdistan’da da görmekteyiz. AKP devletinin 7 Haziran seçimlerinden sonra inanılmaz bir hız ve biçimde arttırdığı saldırı, şiddet ve savaşının yöntem ve teknikleri IŞİD’i aratmayacak cinstendir.

KURSUNLU CAMI - AMED 2AKP devleti, Gezi Direnişi sürecinde Batı’da “camiye içkili ve ayakkabıyla girdiler” propagandasını güçlü bir şekilde yürütmüş ve halkın bu konudaki hassasiyetlerinden yararlanarak kendine meşru alanlar yaratmaya çalışmıştır. Bir yandan da görkemli, üstelik ihtiyaç dışı camiler inşa ettirerek toplumun değerlerine (!) hizmet ettiğini göstermektedir. Fakat madalyonun öteki yüzüne baktığımızda AKP devletinin inanç ve kutsal değerlere gösterdiği önemin kendi varlığını korumayla ve sürdürmeyle doğru orantılı olduğunu görmekteyiz. Çünkü  Kürdistan’da yürüttüğü kirli savaşta hiçbir değer, sınır, hak, hukuk tanımadan kutsala ve dini değerlere saldırdığını görüyoruz.

AKP devletinin, halkların en meşru, hem insani hem İslami taleplerinden biri olan öz yönetime karşı geliştirdiği savaş konsepti insan aklını zorlayacak korkunç boyutlara varmıştır/varmaktadır.

Diyarbakır’da hem tarihi hem dini ağırlığı büyük olan Kurşunlu Cami ve Dört Ayaklı Minareye yapılan saldırılar başka yerlerdeki camilere, cemevlerine ve kiliselere yapılan  bombalamalar gösteriyor ki söz konusu olan AKP devleti ise insanın da, doğanın da, kültürün de, tarihin de hatta dinin de bir ehemmiyeti yoktur. Kaldı ki bu din ve dini değerler tamamen kendilerinin de inandıklarını iddia ettikleri dindir. Yani AKP devleti kendi bekası için camiye değil ayakkabılarla girmek; bombalarla, kurşunlarla girmekte hiçbir sakınca görmemektedir. Bu fotoğraf AKP devletinin IŞİD zihniyetiyle birebir örtüştüğünün en net göstergesidir.

İslam dininde mabedlerin hangi inanca ait olursa olsun dokunulmaz oldukları hükmü vardır. ”İçinde Allah’ın adının anıldığı ve ibadet edildiği mabedlerde O’nun adının anılmasını engelleyen ve oraları yıkmaya çalışanlardan daha zalim kim olabilir?” (Bakara 114) Bu ayet sadece camiler için değil tüm inançların kutsal yerlerini harabeye çevirenlerin zalim olduklarını ve dünyada da ahirette de karşılığını bulacaklarını ifade eder. Ne ilginçtir ki Kur’an’a inandıklarını iddia eden IŞİD ve AKP devleti; Kur’an’da lanetlenen, hor görülen ne varsa; örneğin kutsal değerlerin yok eDORT AYAKLI MINAREdilmesi, savaş hukukunun gözetilmemesi, ölülere işkence, mezarlıkların ve doğanın tahrip edilmesi, insanların göçe zorlanması, kadınların ve çocukların zulümlere uğraması gibi eylemlerin hepsini üstelik din adına gerçekleştirmektedirler.

Savaşın, ve düşmana karşı duruşun da bir ahlakı olduğunu unutan AKP devleti, Kürdistan’daki mabetlere (cami, cemevi, kilise) ve şehitliklere saldırırken insanlık değerlerini de ayaklar altına almaktadır. Tabii ki AKP devleti, bu saldırıları yaparken bilinçli bir politika da gözetmektedir. Çünkü Kürdistan, İslam kültür ve medeniyetinin en önemli beşiklerinden biridir. Kürtlerin büyük çoğunluğu müslümandır ve bu medeniyetin izleri Kürdistan’ın her köşesinde görülmektedir. AKP devleti, Kürt halkına bu zulmü yaşatırken içine düştüğü çelişkilerden kurtulmak için öncelikle Kürtleri kimi zaman Zerdüştlükle kimi zaman dinsizlikle itham etmektedir. Çünkü ‘din kardeşine’ yaptığı zulmü bu şekilde meşrulaştırarak toplum nezdinde haklı çıkmaya ve onay almaya çalışmaktadır. Bir nevi IŞİD gibi tekfir edip arkasından saldırma politikası gütmektedir. Kürdistan’daki kutsal yerlere saldırarak bir toplumun hafızası ve  kökü olan tarihini yok etmeye çalışırken, bir yandan da  şehitliklere saldırarak “şehit ve kutsal ancak benim düşüncemde olana aittir” tavrını ortaya koymaktadır.   Şehitliği, ibadeti ve ibadethanSURP GRAGOS KILISESI - AMEDeleri bile kendi tekeline almaya çalışan bir zihniyetin zerre kadar İslam’la, Kur’an’la alakası yoktur ve bunların her alanda deşifre edilmeleri gerekmektedir. Kur’an’ın bu zihniyetin ellerine bırakılması Kur’an’a en büyük zulümdür. Hz. Hüseyin’i Kerbela’da katledenler de bunu din adına yaptıklarını söylemiş ve Kur’an’a yaslanmışlardır. Devletlerinin bekası için, saltanatlarının devamı için kutsal olan ne varsa kullanmaktan çekinmeyenler Yezid ve onun yolundan gelenlerdir.

İnsanlık tarihi, bu zihniyet ve zulümlere çokça sahne olmuştur ancak bu zihniyet ve devletlerin çok kısa sürede tarihin sahnesinden silindiklerine, adlarının zulümle anıldıklarına ve yok olup gittiklerine de sahne olmuştur ve bu durum hiç değişmemiştir/değişmeyecektir.