Mahkumiyete meslek icad etmişler

- KAKTÜS
23 görüntüleme
Bu hayatta en gıcık olduğum şey, herhangi bir iş diploması yok diye bir kadına, ‘ev kızı’ ya da ‘ev hanımı’ denilmesi. Acayip derece karşıdakine dalmak istiyorum. Bu nasıl bir meslektir ki, hiç emekliliği yok!?! Eğer bir şeyin emekliliği yoksa onu meslek olarak tanımlamak dolandırıcılık değil midir?

Hadi vazgeçtim, diyelim ki siz haklısınız, bu bir meslek. O zaman aynı şeyin erkekler için de geçerli olması gerekmez mi? Mesela ‘ev herifi’ ya da ‘ev erkeği’ veyahut ‘ev adamı’ da denilebilir. Kazma, öküz, kütük gibi sözler eve uygun olmadığı için şıklar arasına almıyoruz.  Ama tabi isteyen kullanabilir, sonuçta tercih meselesi!? Fakat burada sorun ne, erkeğin böyle bir derdinin olmaması. Siz hiç iş diploması yok diye bir erkeğe, ‘ev eri’ ya da ‘ev adamı’ denildiğini duydunuz mu? Duymazsınız, çünkü öyle bir şey yok. Erkeğin herhangi bir iş diploması yoksa, resmi olarak bir mesleğe sahip değilse, ona ‘Ev erkeği’ denilmiyor, ‘serbest meslek sahibi’ deniliyor. ‘Serbest meslek’ icad edilmiş bir başka kazık, dolandırıcılığın başka bir versiyonu. Öyle meslek mi olur? Serbest!!? Wııışşş, serbest mesleklere gelesiniz inşallah! Futbol topu gibi aut olup ofsaytlara düşesiniz emi!.. Gerçi hep ofsaytlardasınız zaten. Düdük çalmayınca kimse fark etmiyor sanıyorsunuz. Lakin öyle değil, ofsayta düştüğünüzde size düdük çalmıyorsak, size dalmak istemediğimizden. Yoksa ooo hoo..

Sosyal güvence ve iş sözleşmesi

Geçenlerde bir haberde rastladım, kadınlar kendilerine yakıştırılan ‘ev hanımı’ mesleği için sosyal güvence istiyorlardı. Sosyal güvence isteme hakları yok mu? Var! Madem ev temizlemek, yemek pişirmek, ütü yapmak, çamaşır yıkamak, bulaşık yıkamak, kayın valide, kayınbaba ve bilcümle tüm aileye bakmak, her türlü ihtiyaçlarını gidermek, üstüne hamile kalıp, çocuk doğurmak, çocuk büyütmek, boklarına kadar temizlemek, yedirmek ve içirmek bir meslek durumuysa bunun sosyal güvencesi niye yok? Bir kaza sigortasını o hödük niye yapmıyor? Nede olsa kocaman bir “serbest meslek” sahibi. O vakit yapsın sigortayı. Sosyal güvence ve iş sözleşmesi imzalasın. Sözleşmenin tarafları maddelerde anlaşmaya gitsin. Örneğin; “İşe alınan ‘ev hanımı.’ (!!!) Anne, baba, kayınvalide ile kayınbabaya bakar. Her türlü yeme, içme, temizlik ihtiyaçlarını giderir. Fakat dedikodu, çekiştirme, tarafları birbirine düşürme, ima yollu laf sokma, “duvar sana söylüyorum gelinim sen anla” gibi dolaylı olarak kışkırtma halinde kişinin özlük haklarına hakaretten tazminata, yeni eve çıkmaya kadar tüm hakları saklıdır” gibi bir madde sözleşmeye eklenebilir. Mesela; “Kadın, sözleşme gereği mesleğinin çocuk kısmını icra etmek zorunda değildir” gibi bir ibare konularak, “İcra etme zorunluluğu halinde, çocuk anneye aittir. Gece baba, gündüz anne bakar. Çocuk erişkin hale gelinceye kadar anne nüfusuna kayıtlıdır” maddesi konulabilir. Neden olmasın? Olayı işe bağlayacaksak ve annelik bir meslek olarak görülüp, çocuğun vesayeti babaya ait olup, babanın soyunu devam ettirecekse, kaçınılmaz olandan kaçılabilir mi? Hayır. Sonuçta her şeyi mekanikleştirirseniz, birini eve hapsedip, sanki güzel bir şeymiş gibi bir de üstüne “bu da bir meslek” derseniz, kişinin tüm özgür yaşam hakkını ‘ev hanımlığı’na bağlarsanız, iş buralara varır yani… Şimdi ‘serbest meslek’ sahibisiniz diye sizi bağlayan ipleriniz yok mu sanıyorsunuz? Ah ah, size ’serbest meslek’ gibi bir ip takmışlar, her yere koşturuyorlar. Üstelik siz de bunu gayet gönüllüce yapıyorsunuz. Tıpkı ‘ev hanımı’ mesleğine sahip olduğunu düşünen ve ‘meslek sahibiyim’ diyerek kendini avutan, sömürüye gönüllü ev işçisi gibi…

Kokuyoruz toplum olarak

Şimdi sevgili okuyucu, bu işin uç hali. Yani uçlaştırdığım boyut. İnsan bir şeyi uçlaştırmak istiyorsa önce içini boşaltır. Erezyona yol açmak istiyorsa da, içine nıçması yeterlidir. Başka bir deyişle içinde hazmedemediği organik maddeleri gaz vb eylemsel destek ile dışarı durumudur. Çok kurcalamayacağım, çünkü hakikatten kokuyor, kokuyoruz toplum olarak. Böyle neyidi belirsiz meslekler icat edip kadını ev işçiliğine mahkum etmenin, ‘ev hanımlığı’ ile ne alakası var. Bir kere hanım ne hanım?! Hanım olunca o meslek tatlı mı geliyor? ‘Hııımm, ben hanım oldum’ deyip elimizi çenemizin altında mı bağlıyoruz? Söyler misiniz anneliği ev işçiliğine alınca kadını vasıfsız bir işçi gibi ‘canım isteyince atar, canım isteyince döver, canım isteyince bilmem ne yapar, öldürürüm” deyip faşist, sömürgeci, emperyalist emellerinizi sürdürebileceğinizi mi düşündünüz? Vallah düşünmüşsünüzdür, sizden her şey beklerim.

Ev hanımı değil, ev işçisi’

Neyse durun, oklavamı getireyim, şu konuya bir açıklık getirek! Evet, konuşun! Bir şey yok mu? Tamam bir kere şu konuda anlaşalım, ev hanımı diye bir meslek yoktur. Bu meslek eril zihniyetin kadını el altında tutmak için keşfettiği bir icattır. Zaten o haberde kadınlar da diyor: ‘Biz ev hanımı değiliz, ev işçisiyiz’ diye.  Dolayısıyla ev işçilerinin sosyal güvence, sigorta vb hakları vardır. Kadın kendi evinde değil de başkasının evinde temizlik yaparsa ‘iş’, kendi evinde yaparsa ‘hanım’ demek dolandırıcılıktır. Fakat bir konu var ki, o bizim için tartışılmazdır. O da anneliktir. Hiç bir kadın anneliği bir iş olarak görmemelidir. Annelik bir hak da değildir. Annelik ne alınabilir, ne de bir mülk gibi devredilebilir. Satılamaz. Böyle yapmak ya da böyle bir duruma düşürülmek, zorlanmak veyahut itilmek annelikle ilgili bir durum değildir. Çocuğunu atan, bırakan, terk eden, onu kullanan ve kullandırtan, çocuğa el atılmasına izin veren kişi, anne olamaz. Bunun kadınlık duygusuyla, kadınlık düşüncesiyle, yaşamı ve rengiyle hiçbir bağı yoktur. Dolayısıyla günümüz dünyasında ev işine mahkum edilen kadınların da hayatını kolaylaştırma, iş yükünü azaltma hakkı vardır, olmalıdır. Aksi durumda bu size yemekten içmeye, zıkkımın kökü olarak geri dönecektir. Çorabını ortalığa atmaya karşı da bir çifte olarak dönmesi kaçınılmazdır. Ciddi diyom, beni zorlamayın. Yoksa ‘Ev eri’ aranıyor diye ilan veririm. Bilmem anlatabiliyor muyum?!?