Merkeziyetçi erkek yöneticiliğinden özgürlükçü kadın belediyeciliğine…

- Fatma ŞIK
404 görüntüleme

2014 Yerel Seçimleri birçok açıdan ilkleri barındırıyordu. Kürt siyasi iradesi, her seçimi bir örgütlenme ve ileriye dönük hamle fırsatına dönüştürmüştür. Bu seçimde ilk kez bazı kavramlar ve uygulamalar toplumsal yaşama kazandırılmıştır. Sayın Öcalan’ın perspektifleri doğrultusunda dünyada ilk kez yerel yönetimlerde eşbaşkanlık sistemi uygulanmıştır. Yine, siyasi ve toplumsal hayata köklü bir çözüm alternatifi olarak Özyönetim paradigmasının startı verilmiştir. Bu yönleriyle 2014 seçimleri, hem halkımız açısından hem de dünya çapında tarihi boyutları olan bir seçim olmuştur.

Bu perspektif ve “Kendimizi de kentimizi de biz yöneteceğiz” şiarıyla seçimlere giren partimiz BDP 3’ü Büyükşehir, 11 il, 68 ilçe ve 23 belde olmak üzere 102 belediye kazandı. 1999’da başlayan yerel yönetim mücadelesi, her seçimde nicelik ve nitelik kazanarak 2014 seçiminde en yüksek temsil oranına ulaştı. Tüm engelleme ve müdahalelere rağmen Kürdistan’ın tamamına yakınında başarı sağlanmıştır. 100 yıllık arka planı olan, 40 yılı aşkın süredir verilen mücadele, emek ve bedellerin bir sonucuydu bu başarı.

Dünyada bir ilk; eşbaşkanlık sistemi

Seçim öncesinde başlayan tartışmalar hem Kürtler’in çözüm perspektifini ifade etmesi hem de dünya çapında yeni bir kavram olan yerinden yönetimin yerelde uygulanmasına denk gelen Özyönetim anlayışı bu seçimin en öne çıkan başlığı oldu. Partinin programında yer alan ve konferanslarda karar altına alınan Özyönetim projesi yerel yönetimler eliyle ete kemiğe bürünüyordu.

Kürt Özgürlük Mücadelesi aynı zamanda bir kadın devrim mücadelesidir. Sayın Öcalan’ın ısrarlı ve uzun yıllara dayanan çabalarının sonucu Kürt Kadın Hareketi bugün dünya kadın mücadelesine öncülük etmekte. Türkiye siyaseti ve toplumu açısından da kadın temsiliyeti Kürt Özgürlük Mücadelesi sonucu ivme kazanmıştır. İster kurumlarda ister seçimlerde en yüksek kadın temsiliyetine ulaşılmış ve öncü rolü oynamıştır. 2014 Seçimleri’nde dünyada ilk kez eşbaşkanlık uygulaması bunun ulaştığı son noktadır. Yerelin demokratikleşmesi açısından çok önemli bir uygulama olmasının ötesinde, kadının eşit temsiliyeti açısından elzemdir.

Neredeyse bir coğrafyanın tamamında eşbaşkanlık uygulamasına geçilmesi sonuçları ileride daha iyi anlaşılacağı üzere bir devrim niteliğindedir. Nüfusu 2 binin altındaki bir beldede de, nüfusu 2 milyon olan bir büyükşehirde de eşbaşkanlığa geçilmesi dünyada bir ilktir. Yine meclis üyelerinin yarıya yakınının kadın olması da bu uygulamayı perçinlemiştir. 

Belediyelerde zihniyet değişimi

Hem eşbaşkanlık hem de Özyönetim, Kürtler’in çözüm arayışına ve yeni yaşam perspektifine dönük inancının ifadesidir aynı zamanda. Seçim öncesinde sıkça bu kavramlar tartışılmış, forumlar, paneller, halk toplantıları düzenlenmiş, tüm seçim mitinglerinde, ziyaretlerde, broşür el ilanı ve yayınlarda bu kavramlar dile getirilmiştir. Bu kavramların halk tarafından sahiplenilmesinde on yılların emeği kadar Rojava Devrimi’nin rüzgarı da etkili olmuştur elbette. Bu model uygulanmış ve başarılı sonuçlar üretmiştir. Farklı etnik köken, inanç, mezhep, anlayıştan gelen insanların birlikte yaşaması ve birlikte karar alması açısından katılımcılığı arttıran ve doğrudan demokrasiye en yakın model ortaya konmuştur.  

Seçimden sonra da bu tartışmalar sürdürülmüş, modelin oluşturulması ve pratikleştirilmesi için konferanslar, halk toplantıları, eğitim çalışmaları devam ettirilmiştir. Hazırlanan stratejik planlar da bu doğrultuda düzenlendi.

Eşbaşkan olarak seçildiğim Sur Belediyesi’nde eşbaşkanlar dahil 8’i kadın 1’i Êzidî ve 1’i Süryani olmak üzere 20 meclis üyesiyle seçimi kazandık. Eşbaşkanlıkla birlikte yerinden yönetim modelimizi pratik sahada uygulamaya koyulduk. Mahalli İdareler Kanunu ve Mevzuatta resmi birçok sorun yaşanmasına rağmen, fiili olarak yürüttüğümüz eşbaşkanlık sistemiyle ne kadar kararlı olduğumuzu gösterdik. Kadınların yönetim ve karar mekanizmalarında bulunması en eril ve erkek işi görülen belediyelerde bir zihniyet değişimini beraberinde getiriyordu. Bunun yansımaları Sur’da ve Sur Belediyesi’nde hemen görülmeye başlandı.

Sur’da direniş ve yerel yönetim

Kadın alanında daha önce başlayan çalışmalar daha sistemli bir hale getirildi. Kadın Politikaları Müdürlüğü kurularak; Şiddetle Mücadele Birimi, Eğitim ve Ekonomi birimleri kuruldu. Hemen çalışmalara başladık. Sur’da Amida Kadın Danışmanlık Merkeziyle eşgüdümlü çalışmalar yürütüldü. Sadece kadın birimiyle değil diğer birimlerde de çalışan kadın sayısı artırılarak, kadınlara pratik sahada çalışma imkanı yaratıldı. Bu da İmardan Zabıtaya, Fen İşlerine kadar bütün birimlerde kadınlar, halkla birlikte mahalle mahalle köy köy çalışma yürüttüler. Şengal ve Kobanê’den gelen halkımızla en büyük dayanışmayı da yine kadınlar gösterdi. Sur’daki direniş sırasında ve sonrasında can kaybı, yerinden edilme ve yıkımın getirdiği ağır sonuçları ve tahribatları gidermek, yaraları sarmak için yine kadınlar birçok çalışma yürüttüler.

Temmuz 2015’te Diyarbakır Surları ve Hevsel Bahçeleri’nin UNESCO dünya miras listesine alınması büyük bir başarıydı ve heyecan uyandırmıştı. Ancak sadece 2 ay sonrasında Sur’da bugün hala devam eden, tarihin en uzun sokağa çıkma yasağı uygulamasıyla, Sur içinin yarıya yakını yıkıldı. Tarihi ve Kültürel Mirasın yok olması yanında, kadın ve çocuklar en büyük mağduriyeti yaşadı. 

İlk yönelim belediyelere ve kadınlara oldu

Ağustos 2015’te ‘Özyönetim’ talebiyle birlikte devletin ilk yönelimi belediyelere ve özellikle kadınlara oldu. Birçok Belediye eşbaşkanı bu süreçte tutuklandı, görevden alındı ve coğrafyamızdan uzak batı illerindeki cezaevlerine gönderildi. Kuzey Kürdistan’da Sur, Cizre başta olmak üzere birçok kentimiz ablukaya alındı. Tankla topla, ağır silahlarla halkımıza saldırı başladı. Karşısında büyük bir direniş oldu.

Suriçi gibi küçük bir alana, 100 günü aşkın bir sürede, şehirlerde kullanımı yasak ağır silahlara rağmen girilemedi. Bunun acısını halkımızdan, kurumlarımızdan ve kadınlardan çıkarmaya çalıştılar. Halkın yaşam alanlarını yok ederek, belediyelere kayyum atayarak, kurumları tek tek kapatarak, insanları işten çıkararak, cezaevine atarak, sürgüne göndererek iradeyi teslim almak istediler.

9 Eylül 2016 tarihinde kayyum atanan belediyelerin başında Sur Belediyesi geliyordu. Öncesinde hakkımızda arama ve gözaltı kararı çıkartıldı ve Sur Belediyesi ablukaya alınarak kayyum gönderildi. Kayyum eliyle 17 yılda oluşturulan tüm kazanımlar pervasızca yerle bir edilmeye başlandı. İlk etapta Belediye bir karakola dönüştürülerek halkla bağı koparıldı. Ardından Kadın Kurumu kapatıldı, müdürlüğü fesh edildi. Anadilde faaliyet yürüten kreş, kültür çalışmaları durduruldu. Kadın çalışanlar işten çıkarıldı, projeler durduruldu. Kürtçe tabelalardan, kurum ve park isimlerine, Kürdî simgelerden, heykellere kadar her şey yok edilmeye başlandı. Kentin kimliğini, geçmişini ve Kürt hafızasını silmeye dönük politikalar devreye sokuldu. Yerine ‘Türk-İslam’ sentezi yerleştirilmeye başlandı. Bununla ‘kayyumun’ özünde derin bir devlet politikası olduğu görülmeye başlandı. Belediye encümeni ve meclisi bir daha toplanmadı, kayyum belediyede tek yetkili sayıldı ve adeta diktatörlüğün mahalli idarelerdeki yansıması haline geldi.

Halkımız iradesine sahip çıkacak

Bizim yerinden yönetim anlayışımızın tam tersi bir uygulamayla Kürt Özgürlük Hareketine, Kürt Kadın Hareketine yani totalde Kürt halkına, devletin ‘Özyönetimi’ pratikleştirmenin intikamını almaya çalışmasıdır bugün yaşananlar.

2019 Mart yerel seçimlerine giderken halkımızın tüm bu yaşananlara bir cevabı olacaktır. Haziran 2018’de her türlü hile ve baskıya rağmen nasıl geri adım attırılamadıysa

yine kazanan halkın direnişi olacaktır. Amed için kayyumun aday yapılması tarihi bir fırsat sunmakta. Kayyumla siyaset yapanların ve onların yüzsüz işbirlikçilerinin akıbeti kendilerinden öncekilerden farklı olmayacaktır. Halk iradesini tanımayan, şehirlerini, tarihini yok eden, katliamcı ve Kürde düşman bu anlayışı tanımadığını ve değerlerine, kazanımlarına ve mücadelesine sahip çıktığını gösterecektir.

Her şeye rağmen daha önce olduğu gibi halkımız iradesine ve mücadelesine sahip çıkacaktır. Hem kadın mücadelesi hem de kendini yönetme arayışı sonuç alıncaya dek kesintisiz sürecektir.

*Sur Belediye Eşbaşkanı