Mücadelemizin özgür ruhu

- Fatma ADIR
273 görüntüleme

DSC_0091İkinci yıl dönümünü yaşadığımız Paris Katliamı’nın yüreklerimizdeki acısı ilk günkü ağırlığında. Dağlı kadınların yüreği acıyı tüm biçimlerinde yaşadılar ama bu öyle bir acı ki yüreğimizde acıdan dağ oluşturan cinsten. Acımız bu anlamda derin ve tanımsızdır. Bizlere bu acıyı yaşatanlardan hesap sorma tutumuyla öncelikle bu katliamı gerçekleştiren güçleri lanetliyorum. Yaşadığımız süreç boyunca bireysel ya da genel tarihimiz itibariyle bizlerde derin bir iz bırakan Paris Katliamı’nı doğru değerlendirmek önemlidir. Bu katliam ile amaçlanan neydi? Sakine yoldaşla birlikte Rojbin ve Leyla arkadaş şahsında neler hedeflendi? Bu ve benzeri sorulardan yola çıkararak bu katliamın öncelikle aydınlatılmasına ihtiyaç vardır.

Bir katliamın aydınlatılması, olayın failleri ve arkasındaki güçleri açığa çıkarmak için iki yıllık zaman dilimi yeter ve hatta artar. Ama her ne hikmetse halen olayın arkasındaki güçler ve işbirlikçileri, yine bu cinayete göz yumanlar, olayın faili ya da failleri netleştirilmiş ve kamuoyuna açıklanmış değildir. Bu durum, katliamı büyük bir bilinmezlik ve belirsizlik haline büründürerek, zamana bırakarak unutturma  görüntüsü vermektedir. Peki, bu unutturma çabasını neye yormak gerek? Belli ki nedenleri çok derindedir. Tarihi, siyasi ve ekonomik hesaplarla alakalıdır. Ulus devletlerin derin dehlizlerinde gizli olan pazarlıklar, kirli oyunlar ve hesaplar üzerinden yürüyen çelişki, çatışma ve al-ver meseleleri ile ilgilidir. Bu katliamı gerçekleştirenler ve katliamı aydınlatılmasını geciktiren ve engelleyenlerin birbirleri ile bağlantısının olasılığı her geçen büyümektedir. Katliamın aydınlatılmasının bu kadar geciktirilmesinin başka izahının olmadığı açıktır.  Fransa yetkilileri, istihbaratı ve yargısının katliamı netleştirmediğine ikna olmak akla ziyan bir durumdur. Katliamı planlayanlar, uygulamaya geçirenler ve tetiği çekenler biliniyor. Akla şu geliyor; ya katliamın arkasındaki güçlerin içindedirler ya da katliamı yapanlarla kirli pazarlıklar yürütüyorlar.

DSC_7806Paris Katliamı ile verilmek istenen mesaj

Paris Katliamı bilinçli hesaplanmış, üzerinde çalışılmış bir katliamdır. Bu saldırıyla hem verecekleri mesajlar yerine doğru ulaşmış olacaktı ve hem de Ortadoğu ve Kürdistan’daki çatışmalı süreci derinleştirici etkide bulunacaktı.

Paris Katliamı bu anlamda bugün Ortadoğu’da yaşanan gelişmelerden bağımsız ele alınamaz. Batı’nın, Fransa ve İngiltere öncülüğünde İkinci Paylaşım Savaşı sonrası Kürdistan’ın dört parçaya bölünmesi temelinde uygulamaya koyduğu proje iflas etmiş durumdadır. Bu konsept ile birlikte Ortadoğu’da halklar arası çelişki, çatışma ve savaş hali neredeyse günlük bir durum haline geldi. Halklar, toplumlar tüm katliam ve soykırım politikalarına rağmen çizilen suni sınırları kabul etmedi. Hem bu sınırlara ve hem de oluşturulan kukla devlet, rejim ve iktidarlara karşı hep bir mücadele içinde oldu. Lozan antlaşmasının 100. yılı henüz dolmadan etkisiz hale geldi. Lozan anlaşmasının etkisiz kılınmasında belirleyici rolü Kürdistan Özgürlük Mücadelesi oynadı. Önderliğimiz öncülüğünde gelişen özgürlük mücadelesi adını PKK olarak resmileştirdi. 1978’de gerçekleşen PKK’nin 1. Kuruluş Kongresi’nde Sakine Cansız yoldaş da yer almıştı. Sakine yoldaş kadın olarak PKK kurucusu üyesi sıfatını kazanmıştı. Sakine yoldaş tüm yaşamını Kürdistan’da PKK öncülüğünde gelişen özgürlük mücadelesine adadı. Diyarbakır zindan direnişçisi olarak Türk devletinin geliştirdiği insanlık dışı işkencelere karşı koyarak, tarihe büyük direnişçi kadın olarak adını yazdırdı. Sakine yoldaşa Diyarbakır zindanında işkence yapan Türk devletinin en büyük destekçisi Batı ülkeleri oldu. Türk devleti Kürt halkına ve PKK öncülüğünde gelişen mücadelenin öncü kadrolarına karşı işkence, saldırı ve katletme politikalarını Batı’ya dayanarak yürüttü.

 

PKK’de kadın mücadelesi egemen güçleri ürküttü

Sakine yoldaşın kurucusu olduğu PKK, Batı ülkelerinin desteği ile geliştirilen Kürt inkârına, asimilasyon ve soykırımına karşı mücadele başlatmıştı. PKK hareketi aynı zamanda bir devrimci tutum ve tavır hareketidir. PKK’nin kuruluş mantığında bu yan önemli bir yer tutar. Yani ahlaki yapısını güçlendiren bu yanıdır. Çünkü ahlak, tutum aldığın oranda varlık kazanır. İnsanı, yaşamı ve bir bütün toplumu yabancılaştıran her türlü düşünceye, politikaya karşı tutum almak ahlaklı olmanın en temel ilkesidir. PKK’yi toplumsal bir hareket haline getiren de bu yandır. PKK’nin bu geleneğinin en somut ve öğretici bir gerçekliği Sakine Cansız yoldaşta varlık bulmuştur. Sakine yoldaş; soykırım, sürgün ve katliam politikaları ile insansızlaştırılan bir coğrafya haline getirilen Dersimli bir kadın olarak PKK’nin kuruluşunda yer aldı. Dersim katliamı başta olmak üzere, Kürt halkına karşı geliştirilen inkâr, asimilasyon, katliam ve soykırım politikalarına karşı radikal bir mücadele ve direnişi geliştirme tavrına yöneldi. 1973 yılında Ankara Çubuk baraj toplantısı ile mayalanan özgürlük mücadelesi 1978’de PKK olarak partileşti. Sakine yoldaşın içinde yer aldığı özgürlük mücadelesi 40 yıllık direnişi ile Kürt halkına karşı yürütülen tüm saldırıları önemli oranda etkisizleştirdi. Sakine yoldaşı takip eden binlerce kadın PKK’ye katıldı. PKK mücadelesinin merkezine kadın özgürlüğünü aldı. Bu gelişmede Sakine arkadaşın Diyarbakır zindanında ortaya koyduğu direnişin rolü büyük oldu. Kadının özgürlük mücadelesinde öncü olarak iddialı konum kazanması yepyeni bir durumdu ve PKK’nin tüm benzerlerinden en büyük farkı olarak ortaya çıktı. PKK’nin özgürlük mücadelesinin öncülüğünü kadına vermesi, Türk devleti ve işbirlikçilerini ürküttü ve yeni saldırıların planlanmasına götürdü.

IMG_0023Amaç savaşı derinleştirmekti

2013 yılı özgürlük mücadelesinin 40. yılıydı. PKK direnişi 40. yılında önemli gelişmeler ortaya çıkarmıştı. Bu gelişmeler Kürt sorununun çözümü noktasında Türk devletinin Önderliğimizle diyaloga geçmesini sağlamıştı. Kürt sorunun diyalog ile çözülmesini istemeyen ve bunu çıkarlarına ters gören güçler harekete geçmişti. Türk devleti ile PKK arasındaki savaş ve çatışma halini çıkarına gören güçler harekete geçmişti. 9 Ocak 2013 tarihinde Türk devletinin derin yanını oluşturan gladyo ve uluslararası destekçileri Paris Katliamı’nı gerçekleştirdiler. Sakine Cansız yoldaşı katletmekle PKK’ye önemli bir darbe vurulacaktı. Bu katliamın arka planında var olan derin ilişkiler, pazarlıklar ve amaçlar henüz tüm boyutları ile açığa çıkmamış olsa da, gizli ve derin çıkarlar üzerinden geliştirildiği kesindir. Bu katliam ile hem Önderliğimiz ile olası gelişebilecek diyalogun önü alınmış olacak, aynı zamanda PKK’ye ağır bir darbe vurularak, PKK ile Türk devleti arasında savaşın derinleşmesi sağlanacaktı. Bu temelde Ortadoğu’nun yeniden dizaynını öngördükleri temelde uygulamaya koyacaklardı.

Bitimsiz bir kavgadır Sakine

Kadın Özgürlük Hareketimizin öncüsü olan Sakine yoldaş, özgür yaşamda ısrarın adı ve eylemcisi olmuştur. Büyük özgürlük tutkusu ve ruhuyla her koşul altında büyük var olma mücadelesini veren Sakine yoldaşın kişiliği ve mücadelesi Kadın Özgürlük Mücadelemizin kimliği haline gelmiştir. Erkek egemen sistemin tüm geriliklerine, yöntemlerine ve yaklaşımlarına karşı sürekli tavır sahibi olarak mücadele eden Sakine yoldaş, kadın bilinci ve inancıyla hareket etti. Bu anlamda Kadın Özgürlük Mücadelemizin “Özgürlük ruhunu” oluşturdu. Hiçbir dogmayı, geri-geleneksel yaklaşımı asla kabul etmeyen Sara yoldaş, geri-geleneksel anlayış ve yaklaşımlar karşısından sürekli isyan etti. O özgürlük ruhundan asla taviz vermedi. Tüm zaman ve mekânlarda hep özgürlük ruhuyla yol aldı. Özgürlük ruhuna sahip çıktı, besledi, büyüttü ve bu temelde arayışlarının takipçisi olarak onları yaşamsallaştırmada hep ısrar etti. Bu anlamda derin bilgiye, sarsılmaz inanca ve çelikten iradeye sahipti. Bir kavga insanı olarak, hayatını hep bu kavganın gücü üzerinden anlamlaştırdı. Kavgayı bilinci, inancı ve mücadelesi ile büyüttü. Bu kavgasını tüm kadınlara adadı. Bu açıdan gittiği her yerde tüm kadınlara ulaşabilmenin, ihtiyaç ve sorunlarını giderebilmenin bitimsiz çabasını büyük bir aşk ile gösterdi. Sakine yoldaşı kavgası kadar aşkı da büyüttü. İnsanı, yaşamı ve kavgayı aşkın bilinci ile ele alan Sakine yoldaş, belki de evrenin en temel ve en fazla etkileyen sevgi dilini de kendisinde yaşamsallaştırdı. Farklılıklara açık, tüm kesimleri kapsayan ve etkileyen birisi oldu. Her işe koşan, hiçbir işten bıkmayan, büyük bir aşkla çalışan ve üreten bir insan olarak büyük bir enerji ile yaşama aktı. Barış için en fazla mücadele eden ve barış mücadelesinin çok keskin olduğunu bilen biriydi. Barış için en ufak bir imkânı bile değerlendiren ve bu temelde Önderliğimizi en fazla anlayan ve uygulamaya çalışandı. Kendisi de bir barış kişiliğiydi. Sakine yoldaş, yıllardır erkek aklının kirli çıkar ilişlerine karşı ilkeli bir mücadele ve direnişin öncü kişiliği olarak öne çıkmıştı. Sakine Cansız yoldaş halkların, farklı inançların ve kadınların farklıklarını koruyarak birlikte yaşayabilecekleri yeni bir Ortadoğu’yu inşa etme iddiası içinde olan özgürlük mücadelesine öncülük ediyordu. Halklara, kadınlara inanıyordu. Milliyetçi, dinci ve cinsiyetçilik zehrini Kürdistan ve Ortadoğu’dan söküp atmanın amansız mücadelesini yürütüyordu. Kadın Özgürlük Mücadelemizin kimliği olan Sakine yoldaşın hedeflenmesi işte bu nedenledir. Şahsında varlık kazanan özgür insan ve özgür yaşam ısrarıdır. Sakine yoldaş şahsında asıl hedeflenen bu kimliktir. Çünkü bu kimliğin kendisi iktidarcı-devletçi ve cinsiyetçi zihniyete ve ona dayalı yapılanmalara karşı en büyük tehdittir. Sakine yoldaşın şahadeti ile hem süreç sabote edilecek hem de özgür yaşam için mücadele eden kadınların yüreğine korku tohumları ekilecekti. Darbe alan kadın hareketi tarihsel ve güncel görevlerine başarıyla yüklenemeyecekti. Kadını yenilgiye uğrayan, pes eden, geri çekilen bir hareketin de uzun soluklu olması beklenemezdi. Özgür kadın ve PKK düşmanlığını en derinden ve en pervasızca yaşayan katliamcı güçlerin hesapları böyleydi. Tarihsel ve güncel öfkeleri, intikamları o kadar derin ki bu nedenle unutamayacağımız bir acı yaşattılar. Ancak katliamcıların unuttuğu ya da yeterince hesaplayamadıkları bir şey vardır ki; Kürt kadını, Kürt Özgürlük Hareketi hiçbir saldırı, komplo ve katliam karşısında yenilmedi, geri adım atmadı ve pes etmedi. Aksine büyük hesap sorma tutumu içinde tüm saldırıları boşa çıkardı, komploları aydınlatarak aştı. Bugün de Kürt kadını ve Kürt Özgürlük Hareketimiz aynı tutum içindedir. Acımız kadar öfkemiz, öfkemiz kadar kavgamız da büyüktür.

Bir hakikat kadını olarak Sakine 

Kürt kadınında bir bellek oluşturan Paris Katliamı asla unutulmayacaktır. Ne unutacağız ne de unutturacağız. Bu katliamın failleri bulunup yargılanana kadar mücadelemizi her zaman ve mekânda yükselteceğiz. Kendi kimliğimize, tarihimize ve geleceğimize sahip çıkma bilinci ile özgürlük mücadelemizi her an ve her yerde sürdüreceğiz. Rojava ile başlayan kadın devrimini Ortadoğu’da yaygınlaştırarak, Kürt kadının öncülüğünde gelişen eşsiz Kobanê ve Şengal direnişiyle Sakine yoldaşların mirasına layık olacağız. Kürt kadının özgürlük mücadelesi bugün tüm dünyayı sarmıştır. Bu Sakine yoldaşta somutluk kazanan tarihsel birikimin sonucudur. Her geçen gün büyüyen ve toplumsallaşan Kadın Özgürlük Mücadelemiz katliamcılardan en güçlü hesap sorma tutumunu ortaya koymuştur. Sakine yoldaş şahsında özgür kadın kimliğimize, Rojbin yoldaş şahsında kadınların ve Kürt halkının özgür sesine, Leyla yoldaş şahsında gelecek umutlarımıza sahip çıkarak, mücadelemizi büyütmenin kararlılığıyla yol aldık, alacağız. Tüm kadınlar, Aleviler ve özelde Dersim, Güneybatı ve Êzîdî halkımız bu katliam karşısında büyük hesap sorma tutumunu ortaya koyabilmelidir. Dersim’den dünyaya yayılan özgürlük türküsüne kulak vererek ona akmalı ve onunla bütünleşmelidir. Sakine yoldaşta dile gelen hakikat kadının, yaşamın ve Dersim’in hakikatidir. Önemli olan bu hakikati anlamak ve ona yol almaktır. Yolu yolumuz, sözü sözümüzdür.