Ölümsüzlüğe yürüyen komutan

- Newaya Jin
336 görüntüleme

13 Kasım 2017’de Şirnex Bestler bölgesinde Türk ordusunun gerçekleştirdiği hava saldırısında şehit düşen YJA Star komutanı Delal Amed’in (Hülya Eroğlu) anısına…

****

MANSETÇoğu insan kendisinden ibarettir. Tarih onun doğumu ile başlayıp ölümüyle biter. Fakat kimi seçkin insanlar vardır ki zaman sınırının çok ötesine gider, tarihin izini sürer ve hakikati adilce tarifler. Örtük bütün günahlar, kilit ardı edilmiş gerçekler ve bütün bilinmezlikler bu seçkin insanların mütevazı marifetleri sayesinde dile gelir, ifşa olur. Geçmiş, şimdi ve gelecek arasında kendilerini köprü kılarlar. Kimileri “kelebek ömürlüler” der onlara. Her bir anlarına büyük anlamlar, her bir yıllarına bir asrı sığdırırlar. Bazen zamanı durdurur, bazen onunla yarışır bazen de onun ötesine geçerler. Delal Amed de zaman yarışında galip gelenlerden biri.

Başka bir dünyanın mümkünlüğüne inanarak mimarlık öğrenimini bırakıp dağ yollarına revan olur.  Dünyevi ‘nimetlerin’ hepsini elinin tersiyle itip, dağlı kavmi atalarının izini sürüp koşulları ağır mekanları mesken eylemişti.  Her özgür Kürt gibi o da dağların şifresini çözmüş; adil, koruyucu, özgürleştirici yanını görmüştü. Delal Amed keşfetmeye, aramaya, bulmaya, denemeye, kendi kararlarını almaya ve onlar için çarpışmaya gitmişti. Tüm bunlardan beslenmiş, beslemiş kocaman bir yürekti.

 

İştarların ardılı 

100_2955Söz konusu Delal olunca, akla moral ve sürekli akan enerji gelir. Çünkü O ruhun gıdası olan moral olgusunu yaratmasını beceren ve çevresini de bununla beslemesini bilenlerdendi. Moral, sıradan ve soyut bir kelimeden ibaret değildir. Ahlakı da içeren ruhsal güç, manevi güç, yürek gücü, yani maneviyatın toplamı demektir.

Maddi tüketim bilinmezliği içerisinde nereye varacağı kestirilemeyen bir uçuruma sürüklenen insanlık; maneviyatı sıfırlayarak her şeyde nesnelliği, maddi karşılığı arar oldu. Beton yığınları içerisine sıkıştırılmış koca dünya, dev hapishaneler gibi inşa edilmiş beton bloklarda maddiyata boğulmuş yaşamlar giderek hayallerden, umutlardan, sevinçlerden yoksun kalır oldu.

Oysa hayatın görebildiğimizden, dokunabildiğimizden, işitebildiğimizden çok daha fazlası olduğuna inanan ve bu inanca göre yaşayan, uğrunda çarpışan, zamanı geldi mi de canını ortaya koyan seçkin insanlar da var. İştar soyundan gelen Delal Amed misali.

Güçlü ve bilge bir kadın

Dağlı kadınların en belirgin özelliklerinden biri bilge oluşları ve bilgece yaşamalarıdır. Yürekle yoğrulur dağlı kadınların aklı. Yürekleri kocamandır; herkesi alıverir içlerine. İşte Delal Amed de böylesi bir kadındı. Hepimizi içine çeken yüreği hala canlı ve bizimle. Ölümsüzleşmiş ve kendisini çoğaltmaya devam eden bir kadındır işte. Dağın dışarıdan görünen çetin ve yıpratıcı koşullarına karşılık Delal Amed hep diri, genç ve güzel kalmayı başardı. Gerilla saflarına 17 yaşındayken katılmıştı. Aradan yıllar geçmesine rağmen bu 17 yaş heyecanını, dinamizmini, zindeliğini hiç kaybetmedi. Tanrıça erdemleri onun şahsında canlanırdı adeta. Güçlü ve bilge bir kadın olarak herkeste iz bıraktı. Bu gücünü de arayıp bulduğu toplumsallığından alıyordu. Çünkü yalnız ve çaresiz kadın güçsüz ve örgütsüz kadındır. Faşizmin bir araya gelen ve örgütlenen kadınlardan korkusu da bundandır.

Saraları yaşattı 

100_2951Delal Amed, kendini bilen, ne istediğinden emin, sorunlardan korkmayan, üstesinden gelme becerisine sahip örgütlü ve öncü bir kadın. Tarihe mal olmuş değerleri içselleştiren, geçmiş ve bugünün bilinciyle geleceğe uzanmasını bilen bir kadın… O sadece kendinden ibaret değildir. Sara, Zilan, Berivan ve Leyla Qasimlar onda yaşamaya, dile gelmeye devam eder. Ölümsüzlük de bu değil midir zaten? Unutmamak, unutturmamak, yaşatmaya devam etmek… Bu aynı zamanda köleliğe karşı da bir duruştur.

Komutasında bulunan savaşçılarına maddi hiçbir şey vadetmedi. Zira kendisinin de silahı, raxtı ve küçük bir sırt çantasından öte sahip olduğu özel bir şeyi yoktu. Ama o savaşçılarına umut, kazanılabilinecek özgür bir yaşam, ülke inancı ve bunlar uğruna savaşma iradesi, cesareti ve azmini öğretti. Bilinçlendirdi, geliştirdi, gösterdi ve tercihi onlara bıraktı. Kadın ordulaşması ve öz savunma bilincinin gelişmesinde en çok rolü olan komutanlardandı. Yakın tarihte Bakur ve Rojava başta olmak üzere Kürdistan’ın her karışında direnişle tarihe not düşen destanlarda O’nun rolünü teslim etmek gerekir. O bir kez inandı mı tereddütün kırıntılarına yer bırakmazdı. Doğrular uğruna mücadelede gözü kara, esen her rüzgarla savrulan değil, rüzgar olup esmeyi başarandı. En büyük fırtınaları da kendi içinde estirirdi.

Botan’a yürüyüş

DSC_0370Hakikat savaşçıları olan devrimciler tamamlanamayan, başarılamayan bir işin özeleştirisini önce kendisinde başlatır. Delal de bu hakikate sonuna kadar inananak, kendisindeki eksikliğe hoşgörülü yaklaşmaz, savaş açardı. Hakikat ve adalet savaşçılarının önünde kendilerinden başka bir engelin olmadığına inananlardandı. Kaç yıllık mücadele yaşamında yaşanan yetersizlikleri düşmanın güçlü ve örgütlü olmasıyla ya da koşulların aleyhte olmasıyla izah etme basitliğine hiç tenezzül etmedi. 2016 yılındaki bedeli ağır özyönetim direniş sürecinde “Botan halkı yapması gerekeni fazlasıyla yapmıştır” diyerek hem özeleştirisini hem de devrimci sorumluluğunu ortaya koydu. “Daha iyi bir hazırlık yapabilir, daha örgütlü olabilir, daha fazlasını yapabilirdik” dedi. Özyönetim direnişlerinin hemen ardından halkına karşı vefa borcu ve özeleştirinin getirdiği sorumlulukla yönünü Botan’a çevirdi. Botan’a yürüyüşü halkına bağlılık ve halkının emeklerine cevap olma yürüyüşü oldu. Kırkını aşmış bir kadının tereddütsüzce Botan dağlarına yol alışı sıradan bir adım değildir.

Yüzleşmekten korkmadı 

Delal Amed şahsında Kürdistan’da gelişenin özgürlükte ısrar eden kadın kimliği olduğunu görmek ve okumak önemlidir. Kimliksiz ve kişiliksiz bir yaşama mahkum edilmiş bir halk ve onun kadınları bugün bu eksiklikleri her yönüyle tamamlayıp yeni bir yaşama kucak açıyor. Bu gerçeklikle birlikte işgal, yağma, tecavüz, asimilasyon altında yok olmaya bırakılmış bir halkın evlatları özgürlüğe adım atıyor ve özgürlük fideleri boy veriyor.

Komutan Delal devletten de erkekten de asla korkmadı ve boyun eğmedi. Varsa da korkularıyla yüzleşmekten kaçınmadı. Bunun üzerine giderek kendisini yetiştirdi, eğitti, biledi. Kendi kişiliğini ve erkeği tanıyan bir kadının devleti de onun ordularını da tanıması, karşısına geçerek savaşması çok zor olmaz. Erkek ve devlet şiddetinin kendisini zorbaca dayattığı bugünlerde Delal Amed’den öğrenilecek çok şey var. Devletsiz ve erkeksiz yaşamak da mümkün, onların her türlü saldırısına karşı koyup geri püskürtmek de. Yeter ki kendimizi, yani kimliğimizi, özgür yaşam değerlerimizi ve toprağımızı koruyabilelim.

Değerleri savunma zamanı 

DSC_5112İlk kurşunun sıkıldığı, Kürt silahlı mücadelesinin başlangıcı için dönüm noktası olan 15 Ağustos’un yıldönümüne giriyoruz. Böylesi dönemlerde, Delal Amed bize her dönemden daha çok öz savunma savaşına ağırlık vermemiz gerektiğini göstermekte. Kürdistan halkları ve kadınları özgürlüğün şafak vaktinde daha elverişli koşullara sahip. En barbarca yöntemlerle bunun önünü almak için faşizm devreye konuldu. Özgürleşen kadının özgürleşen toplum ve özgür gelecekte tezahür ettiği gerçeğinden korkuyorlar. Planlı ve hazırlanmış dikta yönetimlerin başa getirildiğini bilerek kendimizi savunmanın ne denli yakıcı bir ihtiyaç olduğunu görmeliyiz. Bağımsızlaşan, gün be gün büyüyen, güçlenen kadın  öncülüğünde yükselen mücadele değerleri topluma mal edilmeli.

Faşizm bir korku imparatorluğudur. Korktuğu kadar korkutmaya da çalışır. Özgürleşen ve güçlenen kadından, kimliğine ve benliğine kavuşmuş bir halktan duyulan korkuyla her yere saldıran bir ruh hali içerisinde. Kadınlar ve halklar olarak bunun bilincinde olarak Delal Amedler gibi kendi değerlerimizi savunmanın ve o değerler uğruna savaşmanın zamanıdır.