Önderlikle özgürleşme zamanı

- Zerya GÜL
37 görüntüleme

Koma Civakên Kurdistan (KCK), “Tecride, Faşizme, İşgale Son; Özgürlüğü Sağlama Zamanı!” sloganıyla yeni bir hamle başlattı. Her hamle, stratejik amaç ve hedefleri içerir, yeni dönem perspektifini, mücadele tarzını ve atılım ruhunu belirler. 12 Eylül 1980 askeri-faşist darbenin yıldönümünde başlatılan direniş hamlesi, derinleşerek devam eden darbeci devlet sistemi ve faşizmini yenilgiye uğratmayı amaçlıyor. Başta Kürdistan olmak üzere, halkların devrimci iradelerini ve mücadelelerini tasfiye etmeyi; eşit, ortak ve kardeşçe bir arada yaşama umutlarını kırmayı amaçlayan TC devleti, halklara karşı bir özel savaş örgütüne dönüşmüş durumdadır. Geliştirilen hamle, bu özel savaş örgütlenmesini dağıtmak, halkların örgütlü iradesi ve mücadelesiyle işlediği insanlık suçlarını teşhir etmek, yargılatmak ve mahkum etmeyi hedeflemektedir.

Önder Apo etrafında yükseltilen tecrit duvarları, Kürdistan’ı işgal ve Ortadoğu’ya yayılma planıyla yeni bir aşamaya evrilmiştir. Hedeflenen; direnen halklar, kadınlar, tarihsel ve toplumsal değerlerdir. TC, 1. Dünya Savaşı sonucunda kurulmuş; direniş ve özgürlük eğilimi içinde olan halkları, kadınları imha ve sindirmeye ayarlanmış, ulus-devlet sisteminin bekçiliğini üstlenmiş bir devlet özelliğine sahiptir. Küresel hegemon devletlerin ve devletli uygarlık sisteminin Ortadoğu’daki koçbaşı konumundadır. AKP-MHP faşizmi ve “tek adam” sistemiyle ulaşılan yeni dizayn ile bu bekçilik rolünü en iyi oynayacak bir savaş merkezi ve yönetimi devrededir.

Yönetemeyen rejimin krizi

1980’le başlayan ve Önder Apo’nun uluslararası bir komplo ile İmralı’da tecrit altına alınması ile derinleştirilen Kuzey Kürdistan’ı yeniden işgal ve imha harekatı; günümüzde Rojava ve Güney Kürdistan’a, buradan Ortadoğu’ya ulaşmayı stratejik amaç olarak belirlemiştir. AKP-MHP devleti, yönetilemez duruma gelen siyasi, ekonomik krizini, küresel emperyalist güçlerden aldığı askeri-siyasi-ekonomik destek doğrultusunda, Kürdistan’da gelişen özgürlük mücadelesi ve halkların devrimci demokratik güçlerine açtığı savaşla aşmayı varlık biçimine dönüştürmüştür. Önderliğe dönük derinleştirilen tecrit; Kürt halkına dayatılan soykırım, halklara dayatılan köleleştirme ve hakimiyet altına alma, kadın kırımı, ekonomik-ekolojik talan ve yıkımla tamamlanmak istenmektedir.

Gerilla cenazelerine ve mezarlıklarına uygulanan şiddet, kadını eve kapatmaya dönük geliştirilmek istenen tecrit, taciz, tecavüz, katliam, tutuklama ve Kürt halkı ve kadınlarına uygulanan açık infazlar, siyasi tutsaklara saldırılar, ölüm orucunda katletme, kaçırma-katletme biçiminde işkence-şiddet-öldürme-kırımın her biçimi, savaş suçu olarak işlenmeye devam etmektedir. 3. Dünya Savaşı ile yüzyılın kaderi, Önderliğin tecriti, gerilla mücadelesinin tasfiyesi, Kürt halkının soykırıma uğratılması ile kadın kırımına bağlanmış durumdadır. Bu sağlandığı oranda, demokratik ulus çizgisinin halkların ortak yaşam kültürüne dönüşmesinin önü de alınmış olacaktır.

Küresel sömürgeciliğe karşı durmak

Saldırının kapsamı, direniş hamlesinin kapsamını belirlemekte, İmralı sistemini aşmak, bu sistem etrafında kurulan soykırım ve kadın kırımı kapanını parçalamanın merkezini oluşturmaktadır. Halklar ve kadınların kaderi, İmralı esaret sistemini kırmak, halkların ve kadınların özgürlük sistemini, Önderlikle özgür koşullarda gerçekleştirmekle özdeşleşmiştir. Faşizme, işgale karşı durmak, öncelikli İmralı sistemini, küresel sömürgeciliği ve kapitalizmi hedeflemekten geçmektedir. Bu eksende hem ulusal hem bölgesel hem ulusötesi kadın direniş ağlarını örmek, örgütlemek, eylemleştirmek öncelik taşıyor.

Önderlikle hedeflenen, ulusal birliğin yurtseverlik çizgisi ve demokratik özerk sistem temelinde gelişmesine öncülük etmedir. Demokratik ve toplumsal öze dayandırılan ulusal birlik çizgisinin karşısına, devletli sistem çizgisi çıkarılmakta ve boşa çıkarmanın küresel oyunları, komploları geliştirilmektedir. Devletçi çizgiyi aşma ve demokratik-toplumsal çıkarlara dayalı ulusal birliği geliştirme hamlesinde kadınlar temel bir role sahiptir. Devletli çizginin, çeteleşen yüzüyle köleleştirme ve katletmede kadın kırımı, intikam politikaları gözönüne alındığında, bu rolün yaşamsallığı aşikardır. Kazanan ulusal birlik çizgisi, kazanan kadın özgürlük çizgisi anlamına gelmektedir.

Direnen kadınlar hedefte

Önderliğe saldırı, demokratik ulus çizgisi ve halkların demokratik birliği, kardeşliğine saldırıdır. Faşizmi, işgali durdurma ve özgürlüğü sağlama hamlesini demokratik ulus çizgisini sahiplenme, geliştirme, savaş ve soykırım politikalarını boşa çıkarma, sistem krizini çözmenin yegane seçeneği olarak örgütleme ve yaygınlaştırma hamlesine dönüştürebiliriz. Kuzey ve Doğu Suriye devrimine dönüşen Rojava devrimine dönük saldırı ve işgalin hedefi, halkların ve kadınların moral merkezine dönüşen, çözüm odaklı proje ve paradigmal yaklaşımları etkisizleştirme, ortadan kaldırmaktır. Kobanê ve Efrîn direnişi etrafında gelişen kadın ve halklar dayanışmasını kalıcı demokratik ittifaklara dönüştürme; örgütlü, eylemli dayanışma kültürünü canlandırma, dünya kadın ve halklar konfederalizmini adım adım örme hamlesini geliştirme zamanıdır.

Kadın özgürlük çizgisine saldırı, yüzyıl hesaplarının görüldüğü intikam saldırıları dünya savaşında özel bir yer tutuyor. Özbilinci, örgütlülüğü gelişen, direnen kadın, devletli uygarlık sisteminin temel hedefi konumunda. Kürdistan’dan Latin Amerika’ya bu saldırganlığa karşı geliştirilen eylemler, özsavunma bilinci ve örgütlülüğüne ihtiyacı ortaya koymaktadır. Önderliğe dönük komplonun, geliştirdiği kadın özgürlükçü paradigma ve mücadeleyle bağı biliniyor. Bu anlamda Kürdistan’da kadına karşı devlet şiddetine dönük kampanyanın, faşist saldırıları etkisizleştirme ve özgürlüğü sağlama hamlesiyle yakın bağı var. Ortak bir hamle ruhuyla karşılamak, Önderliğin özgürlüğü ile kadın özgürlüğü arasındaki bağın paradigmasal, ideolojik, felsefik, sosyolojik, politik boyutlarını eylemden etkinliğe, panelden konferansa ideolojik bir hamleyle işlemek, saldırıların teşhiri ve etkisizleştirilmesi açısından önem taşıyor.

Kadına saldırı, demokratik sosyalizm çizgisine, demokratik ulus ve toplum sistemine saldırı ve yok etme anlamına geliyor. Başta gerilla alanı olmak üzere, Kürdistan’da özgürlük mücadelesinin kazanımları olan eşbaşkanlık sistemine, kadın kurum ve örgütlenmelerine, örgütlü bireylere, halk temsilcilerine, öncülerine ve yurtsever kadınlara dönük saldırıların ortak noktası budur. Demokratik ekolojik kadın özgürlükçü paradigma, her boyutuyla hedeftir. Toplumsal örgütlülük ve demokratik sistem; Efrîn’den Hasankeyf’e doğa ve tarih; ev içi-dışı, şehir-dağ, zindan boyutu ile kadın katliamı sistematik bir karakter taşımaktadır.

Saldırının karakterine uygun, sistematik bir direniş ve toplumsal inşa ile cevap olmak mümkün. Önderliğin özgürlüğü etrafında örgütlenen hamle, bu sistematiği kurma, geliştirme ve sonuç alma hamlesidir. Her alanda, özörgütlülüğü, özsavunma sistemini güçlendirme ve yaygınlaştırma, toplumsal inşayı kadın devrimiyle sağlamlaştırma sorumluluğumuz var. Yerel ve ulusötesi ağları ideolojik, politik, eylemsel temelde örme, anlam zamanını yakalama, Önderlikle yaşama hamlesine dönüştürebiliriz.