Psikopatlığın Alemi Yok!

- KAKTÜS
219 görüntüleme

Felsefeye giriş yapanlara sorulur; “sen kimsin?” diye. Tabii bu sorunun asıl amacı kişinin hayattaki varlık nedenini sorgulamasıdır. “Kimim ben? Bu hayattaki amacım, varlık nedenim ne?” Özcesi, hayatın anlamına yöneliktir soru… Bu evrende bir var olma amacımız var ve o da ‘sana-bana’ göre değişmez.  Tabii doğada sapmalar olmuyor değil. Mesela bazı ‘insan’ların neden var olduğu tartışmalıdır, hatta belirsizdir diyebilirim.

Varlık nedenleri belirsiz olan bazılarına şu soruyu sorasım var: “Kimsin sen yaaa? Bu hayattaki amacın bahçedeki zararlı ottan öteye ne? Neden varlığın bu kadar manasız…”

İnanılır gibi değil! Hayatımızda ne çok anlamsız ve de kişiliği belirsiz şahsiyetler var. Sizi övdüğünde bile yeriyor mu anlayamazsınız. Böylelerini tutup, geresim var…

O da yetmiyor, bir de çıkıp kadınlar adına konuşuyorlar. Sanki kadınların ağzı yok konuşsun, avukatlık hakkını ona vermişler… Hop, hop! Kimsin sen? Hele kay az öteye. Nereden geliyor bu kadınlara hükmetme isteği? Psikopat mısın, nesin? Ya Star! O kadar çok yapışmış ki, yakanı silkeliyorsun düşmüyor. O derece yapışkan … Allah bu Japonları ne etsin, 404 misali, sırtımıza yapışmış sopası, sıpası ise hiç eksik olmuyor… Sanırsın bu veletleri bir kadın değil de makinemsi bir cisim doğurup, doğurup atıyor…

Az biraz, sol yanını dinleyen erkek vatandaşları dışında tutarak söylüyorum; erkeğin kadın karşısındaki duruşu tamamıyla psikopatça… “Ha, ho” dediğinizi duyar gibiyim. Lakin faydasız, çünkü uçurumun kenarındayız. Ya hep birlikte özgürlüğe kanat çırparız ya da kanatsız uçarsınız!?! Tercih sizin, önünüzü alırsak ya da sizin adınıza konuşursak ne olalım?!?

Şimdi değerli okuyucu, benzetme belki doğru olmayacak, ama mesele civciv-yumurta hikayesi… Adam var olmaktan gayet memnun. Buraya kadar bir sorun yok. Ama varlık nedeninden memnun değil. Varlık nedeni kim? Kadın, kadınlar…

Biri çıkıp diyor ki, “hamile kadının gündüz gözüyle dışarıda dolaşması ayıptır.” Öbürü diyor; “kadın kabından çıktı… Derhal kadına çeki düzen vermek gerekiyor, yoksa zeminimizi yitiriyoruz… Anneyi, eşi, bacıyı ve hanımefendiyi kaybediyoruz. Kadın kadına bırakılmayacak kadar önemlidir…”  Bu sözlerin sahibi kim? Hükmedici, iktidarcı ve yıkıcı güdülerin sahibi bir psikopat! Bunu yaparken de sadece kendi adına konuşmuyor, ‘tüm erkeklerin’ duygularına tercüme oluyormuşçasına konuşuyor.  Hatta bütün erkeklerin böyle düşünmesi gerektiğine inanarak yön veriyor erkekliğe…

Dikkat ettiniz mi? “Zeminimizi yitiriyoruz” diyor. Keşke zamanında ‘zeminsiz’ kalsaydın da varlığından haberdar olmasaydık, diyeceğim ama, bunu anlayacak kapasitesi yok. Gören de, bir kadının rahiminden değil de, alaturka bir tuvaletin zemininden fırlamış sanacak. O derece…

Kadın düşmanlığı bu kadarla da bitmiyor. Diyor ki; “kadını şimdi çıktığı ağaçtan veya erik ağacından nasıl indireceğiz? İnsanlık olarak şimdi en büyük sınav kadını yeniden toplumun bir parçası haline getirmek … Bunun yolu da galiba erkeğin erkek olmasından geçiyor.”

‘Kabından çıkan kadın’, ‘kadın kadına bırakılmayacak’, ‘erik ağacından nasıl indireceğiz’, ‘insanlık olarak kadını… ’,  ‘erkeğin, erkek olması…’

Kap, kadın, erik, insanlık ve erkeğin erkek olması… Aslında herşey ortada, fazla söz zihin bulanıklaştırır. Zaten amaç da budur. Zihin bulanıklaştırmak psikopatlığın ana esaslarındandır. Ve kadın gerçekliği tarihsel ve toplumsal olarak bulanıklaştırılıp, sisli bir dünyanın ardına itilmiştir. Kadın aydınlanmaya çalıştıkça, böylesi psikopatlarca aşağıya çekilmeye çalışılıyor. Dikkat ettiniz mi, ‘insanlık’ derken sadece erkeği kast ediyor.

Size kısadan hisse bir şey anlatayım. Bundan bir kaç yıl önce okuduğum bir haberde şöyle diyordu: “16 yıl boyunca beslediği yılan, sonunda onu sokak ortasında boğudu!” Çekilen fotograf karesinde ise yüzüstü yerde yatan bir adam ve etrafında dolanan bir yılan vardı. Adam tam 16 yıl boyunca bu dünyada özgürlüğünden taviz vermeyen ve evcilleşmeye karşı olan tek varlığı yani yılanı beslemişti… Sonunda yılana gına gelmiş ve onu boğmuştu. Düşünsenize, yılan bile özgürlüksüz ancak 16 yıl dayanabildi. Ula 5 bin yıldır sizi sırtımızda taşıyoruz be! Şuncacık eriği mi çok gördünüz? Gerçi ben erik de sevmem ya… Ama bu da psikopatlığın yan ürünlerinden. Erkeğin kadının kahkahasından rahatsızlığını çözümlemek kadar, çözümlenmeye muhtaçtır erik de…

Düşünsenize, 5 bin yıldır özgürlüğümüz elimizden alınmış, adam hala kadını köleleştirmenin sınavından bahsediyor.  Bunun için de erkeğin erkekliğini devreye koymasını istiyor. Sorasım var; hangi erkeklik? Bizim bildiğimiz bir tane erkeklik var o da insan olan kadında tiksinti uyandırıyor. Yoksa özgürlükten yana bir erkeklik oluştu da biz mi bilmiyoruz?!? Varsa açıklayın ve hayattaki varlık nedeninizi ortaya koyun. Çünkü bizim varlık nedenimiz özgürlük! Ve uçurumun sınırındayız… Ya hep birlikte kanatlanırız ya da kanatsız uçarsınız!.. Psikopatlığın alemi yok. Seçim sizin…