Radio LoRa göğün yarısı için çabalıyor

- Rojda YILDIRIM
282 görüntüleme

lora-1Zürih’in oldukça işlek bir caddesinde bulunan Radyo LoRa eski bir binanın içinde çalışmalarını sürdürüyor. Binanın hemen yan tarafında bir çok feminist, sosyalist, anarşist grubun üye olduğu KASAMA var. Birbirini besleyen bir tarzda muhaliflerin, sistem karşıtlarının buluştuğu bir mekan biçiminde kurgulanmış. Radyo LoRa ağırlıkta kadın eksenli, çok renkli ve çok dilli bir yayın yapıyor. Zaten binadan içeriye girer girmez duvarlara çizilen resimlerden, renklerden, etrafa pozitif enerji saçan mimarisinden farkını hemen ortaya koyabiliyor. LoRa gerçekten de her bakımdan muhalif. İsviçreliler, Kürtler, Afrikalılar, Asyalılar… Birçok insanı bir araya getirmiş, muazzam bir kültürel renklilik yaratarak yayın çizgisine de yansıtmış. Radyo LoRa’da çalışan ve aynı zamanda program yapımcı olan Songül Çiftçi’yle radyo hakkında merak ettiklerimizi konuştuk.

Radyo LoRa ne zaman kuruldu? Genel olarak kuruluş mantığını ve radyonun yayın çizgisini nasıl tanımlayabilirsiniz?

Radio LoRa 1983’de Zürih’te alternatif yerel bir radyo olarak kuruldu. 14 Kasım 1983’de yayına girdi. Hiç bir ticari amaç içermeyen programlar yaparak hayatına başladı. Diğer radyolar gibi düzene hizmet etmez. Aksine alternatif yayın çizgisiyle birlikte tek düze yayın yapan radyoları da aşarak tüm ezilenlerin sesi olmayı amaçlar.

Birçok dilde yayın yapıyorsunuz. Genel olarak hitap etmek istediğiniz dinleyiciyi nasıl tarif edebilirsiniz?

İsviçre’de 36 yerel radio istasyonu bulunmaktadır. Radio LoRa’da 21 dilde yayın yapılmaktadır. Bizim hedef kitlemiz İsviçre’de yasayan mülteciler, alternatif çevrelerdir. Amacımız daha çok dilde, ulaşabildiğimiz çevrelere, geçmişten günümüze yaşananan sorunları, nedenlerini ve ne içinlerini toplumdan soyut bir şekilde değil de, onlarla birlikte, yani Radio LoRa sütüdyolarında ulaşabildiğimiz hedef kitlemizle birlikte yapabilmektir.

Sol ve muhalif bir çizginiz var. Tarihsel olarak radyoların halkların bilinçlenme ve aydınlanma süreçlerinde nasıl bir rol oynadığını düşünüyorsunuz?

songul-ciftci-2Radio LoRa, İsviçre’de 21 dilde program yapan tek radyodur. Demokratik alanı daha geniştir. Buna örnek vermek gerekirse çalışanlar arasında hiyerarşi sistemi yoktur. Kadın redaksiyonumuz vardır ve feminist çalışmalarımızı, kadın programlarımızı yürütmektedir. Ulaşabildiğimiz demokrat devrimci farklı ulus ve milliyetlerden emekçi arkadaşlara ulaşarak çalışmalar yürütmekteyiz. Bu anlamda bizi dinleyen her kesime daha devrimci bir bilinç vermeye çalışıyoruz. Bu anlamda radyoların önemli bir bilinçlenme alanı olduğunu düşünüyorum. Biz de yayın çizgimizle tüm ezilenlerin kendini ifade edeceği bir alan açtık. Biz de bu ezilmişlik sürecinin bir parçasıyız. Böyle katkı sunduğumuza inanıyoruz.

Kadına dönük feminist bir yayın çizginizin olduğunu biliyoruz. Genel olarak kadın politikanız ve bu konudaki anlayışınız hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Bizim hedefimiz kadınların haklarını tanıyarak, bu hakların korunması amacıyla eşitsizliklerin ortadan kaldırılması, temel eğitim, iş, çocuk bakımı gibi konularda eşit haklara sahip olmaktan, yasal kürtaj hakkından, kadın sağlığı konusunda ilerlemelere, tacizin ve tecavüzün engellenmesinden, eşcinsel hareketin haklarını savunmak, bu haklardan habersiz olan kadın arkadaşlara ulaşmak, bilgilendirmek, onları var olan mücadelenin bir parçası yapmaktır.

Kadınlara dönük yayınlarınızda kadın dinleyicilerin ilgisini nasıl buluyorsunuz? Dinleyicilerin size yansıyan enteresan diyebileceğimiz yaklaşımları oldu mu? Var mı bu konuda örnekler…

manset-1Kadın programlarını kadınlar kadar erkekler de çok dinliyorlar. Şimdiye kadar kadın dinleyicilerin ilgisini oldukça iyi buluyoruz. Tabii  gönül ister ki daha çok dinleyicimiz olsun. Hatalarımızı görüp bize yazsınlar ya da telefonla arasınlar ki bizler de kendimizi daha fazla geliştirelim, yanlışlarımızdan doğruları öğrenelim.

Tabii ki ilginç örneklerimiz var. Bunlardan bir tane verebiliriz. Düzen içi yayın yapan TV, radyoların gündeme getirmediği haberler oluyor genellikle. Radio LoRa program yapımcıları genelikle birebir kendi ülkelerinden ya da aynı dili konuşabilen ülkelerden arkadaşlarla bağlantı kurup stüdyodan canlı, doğru bilgi verebiliyoruz. Böylesi durumlarda ilginç tepkiler alıyoruz. Radyoyu arayıp daha detaylı bilgi almak isteyenler oluyor. İnsanlara doğru bilgi verilince teşekkür edenler oluyor.

Toplumsal cinsiyetçilik sorunlarıyla ve geriliklerle mücadelede radyo LoRa’nın nasıl bir rol oynadığını düşünüyorsunuz? 

Öncelikle çevremizde “ataerkil”  bir  cinsiyet  rejiminin  etkin  olduğu bir gerçektir. Erkeğin belirleyici kadının ikincil bir konumda olduğu bir soy ideolojisi hakimdir; diğer bir ifadeyle soyun erkekler aracılığıyla sürdürüldüğü anlayışı egemendir. Kadın ve erkek arasında iktidar ilişkisinin temelinide büyük oranda erkeği merkeze alan bu soy ideolojisi oluşturmaktadır.

Bu anlamda bölge kültürel yapısına göre bir toplumsal cinsiyet düzeni ve bu düzene uygun çeşitli mekanizmaların kadın cinselliği ve bedeni üzerinde etkili olduğu görülmektedir.

Kadının konumu büyük oranda geleneksel rol ve statüler tarafından belirlenmektedir. Cinsiyete dayalı iş bölümü temelinde büyük oranda “ev hanımı” ve annelik rollerini yerine getiren kadınların daha çok özel alana sıkıştırıldığı göradyo-lora-4rülmektedir.

Kaldı ki toplumsal cinsiyetçilik farklı kültürlerde, farklı coğrafyalarda ve farklı tarihsel zamanlarda kadınlara ve erkeklere toplumsal olarak yüklenen roller ve sorumluluklar bütününü ifade eder. Bu tanım, tipik olarak kadınlara ya da erkeklere ait özellikler ve beceriler ile değişik durumlarda kadın ve erkeklerden genellikle beklenen davranış biçimlerini de içerir. Her iki cinse ait bu tür özellikler; aile, arkadaşlar, söz sahibi kişiler, dini ve kültürel öğretilerin yani sıra okul, işyeri ve basın-yayın organlarının etkileri ile şekillenmektedir. Toplumsal cinsiyet kavramı; kadın ve erkeğin toplum içindeki farklı rollerini, sosyal konumlarını, ekonomik ve politik güçlerini yansıtır ve aynı zamanda tüm bunları etkiler.

Toplumsal cinsiyetçilik, kişinin kendisini bir oğlan çocuk/erkek veya kız çocuk/kadın konumunda göstermek için yaptığı ve söylediği şeylerin tümü olarak tanımlanmaktadır. Bireyler arasındaki biyolojik cinsiyet farkı toplumsal bir eşitsizlik yaratmamaktadır. Ancak, kadına ve erkeğe yüklenen toplumsal cinsiyet rolleri ve sorumlulukları bireyler arasında bir eşitsizlik ve ayrımcılığa sebep olmaktadır. Bu, ataerkil toplumdaki cinsiyetçi yaklaşımlardan kaynaklanmaktadır.

Tabii ki biz Radio LoRa olarak diyoruz ki kadınlar göğün yarısıdır. Kadın olmadan erkek kurtulamaz.