Savaşın içinden fotoğraflar…

- Ruken Aras
220 görüntüleme

Tarihin bilinen enZIGGURAT eski sayfalarının toplumsal hafıza üzerindeki etkili resimlerinden biri herhalde M.Ö. 4000’lerde karşımıza çıkmaya başlayan Sümer şehir devletlerindeki o görüntüdür: Zigguratın tepesindeki başrahip, gelecek zamanlarda  etkinleşmeye başlayacak olan kral ve komutan… Ziggurat burada gökyüzüne doğru daralarak yükselen bir bina gibi görünse de devlet sisteminin somut bir bedene dönüşmüş halidir. Başrahip ise tanrıdan aldığı güç ve talimatlarla toplumu yönetmektedir. Kendisi en tepededir ve yakın adamları dışında kimse ona yaklaşamaz. Her şeyi o bilir ve her şeyi o yönetir. Tanrıyla bir tek o konuşabilir, tanrıyı bir tek o görebilir… Bir zamanlar kadınların bilgelikleriyle açığa çıkardığı öğretileri tanrı söylemi diye topluma aktarmakta; toplum da bu mucizeler karşısında ona hayranlık duymaktadır.Bu arada kadınlar ve köleler zigguratın en alt katındadır.

Şimdi resmi 21. yüzyıl Türkiye Cumhuriyetine çevirelim:

Bin yüz elli odalı sarayında bir cumhurbaşkanı… Devletin tüm mekanizmalarını ele geçirmiş. Bir tek başkanlık sistemini hayata geçirmek kalmış.

Bu arada kendi iktidarını sarsacak gelişmeler yaşanmakta…. Kürtler Rojava’da demokratik bir model geliştiriyor, kendi ülkesinde Kürtlerin öncülük ettiği bir parti barajı geçiyor ve meclise giriyor. Başkanlık hayallerini gerçekleştirmekte zorlanan o kişi, Rojava’daki devrimi zayıflatmak, HDP’yi baraj altına düşürmek ve kendi başkanlık sistemini kurmak için savaşı tekrar başlatıyor. Hem Kürt özgürlük mücadelesini yok etmek hem de milliyetçi oyları arttırmak istiyor.

Bin bir yalan, hile ile; Kuran ile, bayrak ile  ağzından köpükler saçarak savaşı başlatıyor.

ERDOGAN CENAZEBir asker cenazesinin resmi… Kendisi ortada, bir yanında diyanet, diğer yanında genelkurmay… Kendisi elinde mikrofonla yüksek bir yerden aşağıdaki halka sesleniyor. Şehitliğin çok yüce bir mertebe olduğunu ve bu ailelerin çok şanslı olduğunu belirtiyor.

(Kendi oğlu askere gitmezken) Tabi köleler yani emekçi ve yoksul kesim yine saraydan uzakta, kadınlar ise yaşamdan koparılmak istenmekte. Tıpkı zigguratta olduğu gibi…

Resimlerdeki kişiler, elbiseler, binalar değişse de değişmeyen bir şey var o da zihniyet!

1990’ların Kürdistan fotoğrafında köy boşaltmalar, orman yakmalar, gözaltı- tutuklama, sürgün, faili meçhuller ve gerilla cenazelerine yapı
lan insanlık dışı uygulamalar…

2015 Türkiye’sinde  aynı vahşeti yaşıyoruz. Suruç’ta 33 insanın katledilmesi, orman yangınları için uçaklardan ateş topu fırlatılması, bombalamalar, siyasi soykırım operasyonları, Varto, Lice, Silvan katliam provaları, Batı’da Kürtlere linç girişimleri, medyada algı operasyonları ve daha sayamayacağımız kadar özel savaş yöntemleri…

Bir fotoğraf, bir  kadın gerilla… Ekin Wan… Savaşta yaşamını yitirmiş bir taraf…

Ölen bir beden, bir kadın bedeni üzerinden erkek egemen devletçi akıl bir yandan kendi egolarını tatmin etmek için, bir yandan da Kürdistan özgürlük mücadelesine mesaj vermek için işkence uyguluyor. Bu da yetmiyor çıplak bedenini sosyal medyada yayınlıyor. Yayınlıyor ki Kürtler korksun, utansın, “namusumuz gitti “desin, Türk’ün gücünü görsün.

40 yıllık mücadele ile kadınları “namus” yapan zihniyetin paramparça edildiğini bilmiyorlardı tabii, namusun toplumsal ahlaka dönüştüğünden, Kürt kadınlarının bu alanda zihniyet devrimi yaratmaya çalıştığından habersizdiler.OZ SAVUNMA GENCLER

Ekin Wan’ın bedeni üzerindeki işkencenin ve teşhirin aslında Kürt kadın özgürlük mücadelesine yapılmak istenen saldırı olduğu anlaşılmaktadır. Görmek istediği Kürdistan’ı yani parçalanmış, yaralanmış, öldürülmüş bir coğrafya ve halkı Ekin Wan’ın bedeni üzerinden somutlaştırmak istemektedir. Oysa bedenler sadece biyolojik birer maddedir. O bedenlere yüklenen anlamlardır aslolan. Ekin Wan özgürlük mücadelesinin, hakikat arayışının, kadın gerçekliğinin bir sembolüdür. Ve düşmanı korkutan da budur, yok etmek istediği de bu özgürlük inancıdır.

Kürdistan’da yaşanan devlet vahşeti 90’ların uslanmaz bir versiyonu gibi devam etse de Kürt halkında direniş kültürü gelişmiş, HDP projesi ile halklar birbirini daha yakından takip etmiş, Rojava devrimiyle birçok önyargı kırılmış durumdadır. Kadın Özgürlük Mücadelesi Ortadoğu devrimine öncülük edecek düzeye gelmiştir.

Belki de son bir fotoğraf anlatılmak isteneni kısaca özetleyebilir: Bir yanda kümesteki güvercinleri kendine doğru çekmek için şemsiyesiyle onları  dürten T.C. cumhurbaşkanı Erdoğan; bir yanda ise omzuna, başına, dizlerine konmuş güvercinlerle sohbet eden Kürdistan Halk Önderi Öcalan…