“Şiddeti gündemin dışına itmek değil, ortadan kaldırmak için mücadele!”

- Zeynep DERSİM
323 görüntüleme

Önemli dönüm noktalarına tanıklık eden 2018 yılını geride bırakırken, çok büyük bir direniş ve görkemli bir mücadele sürecini yaşadık, yaşamaya devam ediyoruz. Demokratik, özgür ve eşit yaşam ideallerini savunan mücadelemiz, zorluklara karşı büyük direnç, irade ve iddiayla, yine büyük bedeller vererek devam ediyor. 2018 yılı Avrupa Kürt Kadın Hareketi açısından örgütlenme, eylem ve toplumsal bilinçlenmeyi sağlama açısından önemli bir yıl oldu.

Özellikle “Sonda me ye: Emê Pergala Îmraliyê Perçe Bikin, Bi Rêber Apo re Azad Bijîn!” özgürlük hamlesi kapsamında önemli bir eylemsel süreç gerçekleşti. Yine Rêber Apo’nun düşüncelerini yaşamsallaştırma ve bir toplumsal sisteme dönüştürme noktasında önemli bir emeğin sahibi olundu. 20 Ocak’ta faşist Türk devletinin Efrîn’e dönük başlattığı işgal saldırılarına karşı başta kadınlar olmak üzere Avrupa’da yaşayan halkımız gece gündüz demeden alanlarda işgale-sömürgeciliğe karşı mücadele içinde oldu. Yine yıl içinde kadına dönük şiddet, kadın katliamlarına karşı mücadele temel bir gündemimizdi. Almanya başta olmak üzere birçok yerde gündemimize gelen toplumsal sorunlara dönük meclis ve komünlerimiz belli bir aktivite içinde olarak çözümler üretmeye çalıştılar. Bu anlamıyla önemli bir kadın emeğinden bahsetmek mümkün. Tabii bütün bu faaliyetlerin temelini toplumsal sistemimizi örme çalışmaları olmuştur.

40 yıllık bir mücadele mirasına sahibiz

Participants walk with a banner ‘Violence towards women is political’ as they take part in a rally in Paris on November 24, 2018, marking the International Day for the Elimination of Violence against Women. (Photo by – / AFP)

Avrupa Kürt Kadın Hareketi olarak Avrupa’nın birçok merkezinde yeniden yapılanma temelinde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Toplumsal cinsiyetçilik üzerinden gelişen tüm iktidar ideolojilerine karşı bir çıkış arayan Kürdistanlı kadınların demokratik konfederal sistemi olarak kendimizi örgütlemekteyiz. Ancak geldiğimiz nokta itibariyle sadece Kürdistanlı değil göçmen ve Avrupalı kadınlar da komün ve meclislerimiz içersinde yer almaya başladı. Tıkanan sosyal yaşamda, iktidar merkezli odaklara karşı yerelden örgütlenen komin ve meclislere dayanan sistemimizin birçok toplumsal soruna cevap olma niteliği taşımakta. Belli bir sistem oluşturmuş ve kadınları bu çatı altında buluşturuyor olsak da, akademik, kültürel, diplomatik alanı büyütme, toplumsal sorunlara dönük projeleri yaygınlaştırma noktalarında her geçen gün ihtiyaçların daha fazla arttığını görmekteyiz.

Avrupa Kürt Kadın Hareketi olarak 40 yıllık bir mücadele geçmişine, birikimine, güçlü bir altyapıya sahibiz. Örgütlü mücadeleyi her alanda yaygınlaştırma, sürekliliği sağlama ve kalıcı kurumlaşmalara gitme temel perspektifimiz. Bu perspektifi yaşamsallaştırmada her zamankinden daha avantajlı bir konumda olduğumuzu rahatlıkla belirtebiliriz.

Kadın özgürlüğü kilit nokta

Özgür toplumu hedefleyen her hareketin başlangıç noktası eş-yaşam ilişkilerini özgürleştirmek olmak zorundadır. Avrupa Kürt Kadın Hareketi olarak bizim de önceliklerimizden biri özgür eş yaşam konusudur. Kadın özgürlüğünü toplumsal sorunların aşılmasındaki kilit nokta olarak ele alıyoruz. Eş yaşamda özgürlük ilkesinin ihlaliyle gelişen sorunlar tüm topluma yayılmış ve toplumsal sorunların kaynağına dönüşmüş durumda. Mevcut toplumsal yapıyı değiştirmeden; iktidarcı, mülkiyetçi, cinsiyetçi ilişkiler aşılmadan özgür-eş yaşamı geliştirmek mümkün olamaz. Yaygın boşanmalar, kadına dönük şiddet, cinsel istismar, kadın katliamları bu kaosun dışa vurumudur. Tüm bunlardan yola çıkarak özgür-eş yaşam ilişkileri nasıl inşa edilir? sorusu bizim de odak noktamız. Zaten sistemimizi örerken temel çıkış noktamız toplumsal ilişkilerin yeniden tanımlanması ve özgür-eş yaşamın esasları olmaktadır. Özellikle eğitim çalışmalarımız, yine toplumsal bilinçlenmeye dönük aktivitelerimiz sadece kadını değil erkeği de kapsamakta. Karşılaştığımız toplumsal sorunlara yaklaşım ve çözüm yöntemleri bu perspektif üzerinden gelişmekte. Bazen yaşanan bir soruna geliştirdiğimiz bir çözüm toplumsal değişimde, erkeğin değişiminde daha fazla etkili olabilmekte. Git gide daha

cesaretli, alternatif çözüm yöntemlerini dayatan bir toplumsal gerçekliğin oluştuğunu görüyoruz. Erkeğin tahakkümcü, hegemonik yapıdan arınıp, özgür insan olma sorunu büyük bir ciddiyetle üzerinde durduğumuz bir konu. Özgür-eş yaşa

m tüm hegemonik yapılanmaların dışında özgür bireylerle mümkündür. Köklü değişim-dönüşüm hedeflenmeden, verili kadınlık ve erkeklik halleriyle mücadele etmeden özgür-eş yaşam geliştirilemez, özgür olunamaz.

Kapitalizmin özü kadın düşmanlığına dayanmakta

Almanya ve Avrupa ülkelerinde kadına karşı şiddet ve cinayetler neredeyse her gün katlanarak devam ediyor. Yapılan istatistiklere göre sadece Almanya’da geçtiğimiz yıl 139 bin kişi mevcut eşi veya eski partneri tarafından şiddete maruz kalmış. Yine istatistiklere göre Almanya’da geçtiğimiz yıl 147 kadın eski veya mevcut eşleri  tarafından katledilmiş. Bu tablo tabi ki ciddiyetle ele alınması gereken bir tablo. Kapitalizm en fazla kadın sömürüsü ve kadın kırımı üzerinden kendini var eden bir sistem. Kapitalist sistemin özü kadın düşmanlığına, sömürüsüne dayanır. Böyle bir sistemde bu sonuçlar belki de buz dağının sadece görünen yüzü. Bu durum yansımasını diasporada yaşayan Kürt toplumu içersinde de buluyor. Sonuçta eğer toplumsallık ahlaki ve politik değerler üzerinde kurulmazsa, kapitalizmin yarattığı insan gerçeği “hastalıklı” olmaktan kurtulamıyor. Bu nedenle bu durumu tehlikeli ve mutlak anlamda mücadele edilmesi gereken bir konu olarak görüyoruz.

Günümüzde kadınlar, erkek egemen sistemi, kendilerine reva görülen verili yaşamı sorguluyor. Kadınlar arayış içinde, bunun kavgası içinde. Bizler kadına dönük şiddeti ve kadın cinayetlerini, kadın düşmanı politikaların yansıması olarak görüyoruz. Yine kadınların küçük yaşta evlendirilmesi, çok eşlilik, kadınların eğitim ve sağlık haklarının sınırlı tutulması, kadın emeğinin sömürülmesi, analık emeğinin görmezden gelinmesi, kadınların ucuz emek gücü olarak kullanılması, fuhuş ve madde mağımlılığına sevk edilmesi, kadınların yaşam tarzına, ne giyeceğine müdahale edilmesi, kadın karşıtı medya politikaları vb. tüm bu uygulamaları da bunun bir parçası olarak ele alıyoruz.

Bir yılı kapsayacak yeni bir kampanya

Şimdiye kadar dönemsel kampanyalar ile önemli bir farkındalık yaratıldı ve toplumsal değişim-dönüşümde bu girişimlerin etkisi oldu. Bazen söylenen doğru bir sözün, ya da yapılan doğru bir eylemin bir kadının hayatını özgürlük adına nasıl değiştirdiğine defalarca tanıklık eden bir hareketin aktivistleriyiz. Bugün de bu gerçeklikten yola çıkarak Avrupa Kürt Kadın Hareketi olarak 19 Kasım’dan itibaren bir yılı kapsayacak olan “Kadına dönük şiddet politiktir -O sen de olabilirdin!” şiarıyla yeni bir kampanyanın startını verdik. Kampanya boyunca kadına yönelik şiddetin kaynağı olan her türlü zihniyete ve bu zihniyet sahiplerine karşı aktif eylem ve tutum sahibi olmayı temel bir ilke olarak ele alıyoruz.

Üç aşamada yürütmeyi hedeflediğimiz kampanyanın birinci aşamasında; kadının sömürgeleştirilmesinin sistemle bağını ve iç içeliğini kavratmak amacıyla panel, seminer, eğitim ve bilinçlendirme faaliyetleri yürüteceğiz. Sürekli yaşanan, ancak gündemin dışına itilen sorunu, basın yayın ve sosyal medya yoluyla çözüme ulaşana kadar gündemde tutucağız. İkinci aşamada ise; eylemsel ayağın (miting, sokak gösterileri, yürüyüşler, serbest kürsüler, afiş ve bildiri dağıtımı gibi…) güçlendirilmesi ile kampanyanın hedefleri kamuoyunun gündemine taşınacak. Üçüncü aşama olarak da şiddeti önlemeye dönük kalıcı çözümler getirecek kurumlaşma ve örgütlülükler oluşturulacak. Meclis ve komünlerimizin bulunduğu şehirlerde farklı kadın örgütleri ve kurumlarıyla ortak platformlar kurma, bu platformlar bünyesinde danışma hatları oluşturma ve öz savunma gruplarını örgütlemeyi amaçlıyoruz. Tabi bu her üç aşamayı iç içe hayata geçirme ve pratikleştirme temel yaklaşımımız olacak.

Kadınların özgürlük hamlesi

2018’in sonuna gelirken, Kürtler ve kadınlar olarak karşı karşıya olduğumuz gündemlerden ve yönelimlerden yola çıkarak 2019’un önemli bir mücadele yılı olacağını öngörebiliriz. 21. Yüzyılın kadın yüzyılı olacağı gerçeği kendini her zamankinden daha fazla hissettiriyor. Bu anlamıyla demokratik, ekolojik ve kadın özgürlükçü paradigmamız temelinde bilinçlenen, örgütlenen ve eyleme geçen kadın toplumsallığını örmek, örgütsüz tek bir kadın bırakmama anlayışıyla kadın sistemini tüm boyutlarıyla oturtmak temel hedeflerimizdendir.

Bu örgütlü zemin üzerinden 2019 yılı öncelikle Önderliğimizin özgürlük hamlesi kapsamında bir mücadele yılı olacaktır. Biz kadınlar toplumsal öncülük görevlerimizin bilinciyle bu hamleyi aynı zamanda kadınların özgürlük hamlesine dönüştürme iddiasındayız. Çünkü bu her iki özgürlük olgusu birbirine sıkı bir bağla bağlıdır. Yine toplumsal sorunlara dönük olarak başlattığımız “Kadına dönük şiddet politiktir” kampanyasını büyütmek ve kadın özgürlük mücadelesinde hamlesel bir çıkışa dönüştürmek çalışmalarımızın öncelikleri arasında olacak. Kampanyamızın ana fikrini oluşturan çıkış noktalarından olan; “Şiddeti gündemin dışına itmek değil, ortadan kaldırmak için mücadele etmek” temel gayemiz. Bunun için de mücadeleyi büyüteceğiz. Avrupa Kürt Kadın Hareketi olarak tüm örgütlü yapılarımızın, meclis, komün, inisiyatif, bileşen ve kurumlarımızın bu mücadele yılına her zamankinden daha büyük bir sorumlulukla katılacağına inanıyoruz. Biz kadınların tek ve en güzel seçeneği bilinçlenmek, örgütlenmek, mücadele etmek ve eyleme geçmektir. Dolayısıyla bu durumda başarı da tek seçeneğimiz.