Sömürü çarkına karşı özgürlükçü emek

- Çarçel ENGİZEK
54 görüntüleme
Günümüz ulus devlet yapılanması her biçimde merkezi olarak örgütlenmektedir. İşçi-emekçileri aşan bu realite özelde kadınları, merkezi yapılanmalarda ciddi bir sömürüyle karşı karşıya bırakmaktadır. Yaşadığımız egemen sistemde çalışmak, sadece belli saatler karşılığında emek sarf etmeyi aşmış durumda. Kapitalist modernitenin geldiği düzey her kesimden ve her yaştan insanı sömürü çemberine almaktadır.

Olabildiğince ekonomik yapılanma üzerinden toplumu cendereye almıştır. Toplumlar yalnız karın tokluğuna çalıştırılmıyor. Emek sömürüsü ve zor koşullarda çalışmayla yaşamlarını dahi idame edememekteler. Bu sömürü çarkı sosyal yapılanmalarda ciddi erozyonlara neden olmaktadır. Özellikle aile sosyal yapılanmasında ciddi bir yıkıma neden olmakta.

Otoriter devlet ve modernitenin günümüzde el atmadığı hiçbir alan kalmamıştır. Olabildiğince atomize olmuş aile yapısını sömürünün en temel alanı haline getirmiştir. Emek sömürüsü ve bunun tamamlayıcılığı olarak biyo-iktidar durumu yaşanmakta. Aile, birey, topluluk, doğa, hepsi sömürüden nasibini almaktadır. Toplumun duygusuna kadar hükmetme istemi yaşamın anlamına dönük ciddi bir kaos ortaya çıkarıyor. Aileler sosyal ilişkilenme ve beraber zaman geçirme durumunu çoktan aşmışlar. Çocuklar ve anne babalar yaşamında sınırlı zaman aralığında anca ilişkilenme koşullarını bulmakta. Gün boyu tüketilen fiziksel ve düşünsel enerjinin neredeyse bir karşılığı yok denecek kadar az. Yabancılaşma durumu salt emek ve birey arasında yaşanmamakta. Toplumun bireyleri ve aile arasındaki bu sınırsız kopuk ilişkilenme durumu, toplumda ciddi hasarlar ortaya çıkarmaktadır.

Demokratik kooperatifler

Emek sömürüsüyle gelişen yabancılaşma toplumun tüm ilişkilerine ciddi hasar vermekte. İnsanları tek başına yaşamaya itmekte, birlikte yaşıyorsa da bireycileşmeye götürebilmektedir. “Herkes kendi başının çaresine baksın” dayatması ciddi olarak kolektif kültür ve demokratik birlikteliklere zarar vermektedir. Tüm bunlar, yaşamın mücadeleyle yeniden değerlendirmeye tabi tutulmasını zorunlu hale getirmektedir. Demokratik düşünce ve mücadelelerin ciddi bir ele alışını ve otoriter sömürgeci diktalara karşı bir duruşu dayatmaktadır…

Tüm otoriter yapılanma ve kültürel yozlaşmaların panzehiri kolektif üretim ve ortaklaşmadır. Ortak üretim ve ortak düşünce, ortak yaşam alanları ortaya koymak, başta toplumu ve demokratik ailenin sağlıklı yaşamasını getirir. Bugün, her şeyden çok özgürlükçü emek kültürü ortaya koymaya ihtiyacımız var. Özellikle Kürdistan’da yaşanan çok yönlü sömürü ve saldırıya karşı ortak emek ve ortak dayanışmayla mücadele etmeye, büyük bir bilinçle örgütlenmeye ihtiyaç var. Kolektif emeğin ve örgütlenmenin en güçlü yanı demokratik kooperatifler etrafında örgütlenmedir.

Ortak emeğe dayalı sosyal dayanışma

Demokratik, kolektif emek işbirliğinin gelişmesi salt bir maddi örgütlenme değildir. Toplulukların sosyal ve siyasal olarak kendilerini temsil etmesi, savunmasıdır aynı zamanda.

Kooperatif yoluyla toplumun ekonomik sorunlarını aşma, işsizliği ortadan kaldırma, devlet kar politikalarını boşa çıkarma gelişebilir. Halkın kendi ekonomik örgütlenmesi, ortaklaşma yoluyla kooperatiflerde ifadesini bulur. Demokratik kooperatifler, ulus devletin merkezi ekonomisine karşı, liberal küresel ekonomiye karşı, halkın gruplar biçiminde, topluluklar biçiminde emeğini ortaya koyacağı ve kolektif paydayı geliştireceği sistemdir. Toplumsallığını, ekolojisini, aile ve mahallesini, kolektif kültürle savunabilir. Geliştirilecek her kooperatifle halk, ortak emek üzerinden sosyal bir dayanışmaya da girmiş oluyor. Kendi toplumsal ihtiyacını devletin mekanizması dışında üretmek ve tüketiminde söz sahibi olmak,  toplum ve toplulukların sosyal ve siyasal olarak güçlü olmasını sağlar.