Tecrit karşıtı bir seçim süreci

359 görüntüleme

HDP ve üzerinde çekillendiği gelenek yıllarca kadın özgürlük mücadelesini ilerletmek ve bunu kalıcı kazanımlara dönüştürmek için kayda değer bir çaba içersinde oldu. Kadın komisyonlarından kadın kollarına ve kadın meclislerine gelininceye kadar ciddi emek harcandı. Bu kazanımlar bugün çok daha ileri bir aşamaya gelmiş durumda.

2012’de kurulan partimiz HDP’yi bir kadın partisi olarak tarifliyoruz. Sadece parti içinde değil, bulunduğumuz bütün kurumların kadın bakış açısı ile biçimlenmesi ve mücadelenin her aşamasının bu perspektif ile ilerletilmesi olmazsa olmazımız durumunda. Bu doğru sadece kağıt üzerinde değil bütün süreçlerde gözetilen ve işletilen temel ilke pozisyonunda. Yeniden bir yerel seçim süreci hazırlığı içersindeyiz. Aday belirleme süreçlerinde bu ilkeyi esas alan HDP, adaylarını belirlerken bu yaklaşımı temel alıyor. 

Eş Başkanlık, eşit temsil gereği her seçim çevresinde buna uygun belirlemeler  yapılıyor. HDP bu özelliği ile diğer bütün partilerden ayrışıyor. HDP dışında hiçbir partide kadın özgürlüğünü esas alan bir yaklaşımın olmadığını net bir ifadeyle belirtmek mümkün. Seçime katılan sistem partilerine baktığımızda kadınların adaylıkları ne yazık ki bir elin parmağını geçmeyecek oranda. Gösterilen adayların seçilme ihtimalinden ziyade ‘vitrinlik’ görüntüyü kurtarma yaklaşımı sonucu belirlendiklerini görüyoruz. Seçilen sınırlı sayıdaki kadın aday da yine erkekler tarafından belirleniyor. Genel başkanın neredeyse tek belirleyici olduğu, adayların ön seçim ya da eğilim yoklaması gibi demokratik yöntemlerden ziyade atama yöntemi ile belirlendiğini söylemek sanırım yanlış olmaz. Bu kadar üsttenci ve hiyerarşik aday belirleme yöntemi aslında demokrasiyi nasıl kavradıklarını açıkça ortaya koyuyor. Bu kavrayış en nihayetinde kadını özne görmeyen her durumda kadına ikincil bakan ve toplumsal cinsiyet rollerini benimseyip onu yeniden ve yeniden üreten bir politikayı da doğuruyor.

Faşizmin çözülmeye başladığı tarih olabilir

31 Mart seçimleri, güncel siyasi konjonktür gereği bir yerel seçim olmanın çok ötesinde anlamlar içeriyor. Faşizmin gittikçe kurumsallaştığı tek adam diktatörlüğünün başta kadınlar olmak üzere, Kürtleri, Alevileri, devrimci demokrat kesimleri ezmeye çalıştığı bir süreçte seçimler yapılıyor. Yine Kürdistan’da 102 DBP Belediyesi’nin 96’sına kayyum atandığı, Belediye Eş Başkanları’nın, belediye meclis üyelerinin tutuklandığı ve en temel demokratik hakların bile askıya alındığı bir atmosferde seçmen sandık başına gidecek. Bu nedenle bu seçimleri sadece bir yerel yönetim seçimi olarak değerlendiremeyiz.

16 Nisan referandumu ile başlayan 24 Haziran seçimleri ile uygulanmaya başlanan başkanlık sisteminin meşruluğunun sorgulandığı, AKP-MHP faşizminin çözülmeye başladığı tarihin başlangıcı olacak sonuçları açığa çıkarabilir. Bu sonuçlara ulaşmak için HDP’nin kurduğu Kürdistan’da kazanma, Türkiye’de faşist bloka kaybettirme stratejisi oldukça önemli.

HDP’nin kadın politikası

31 Mart seçimlerinde yürütülecek çalışmalar ikili karaktere sahip olacaktır. Hem AKP’nin kadın karşıtı politikalarının teşhir edilmesi, hem de kendi kadın bakış açımızı, kadın politikalarımızı kadınlara, halklarımıza anlatmak ve bunun pratikte görünürlüğünü sağlamamız gerekiyor. Özellikle Kürdistan’da kayyumlar eliyle yürütülen kadın karşıtı icraatların deşifrasyonunu yapmak kadar, kapanan kadın kurumlarının kadınların hayatlarını nasıl etkilediğini anlatacağız. DBP belediyelerine kayyum atanması ve OHAL/KHK’ler ile kadın kurumlarının kapatılmasının ardından  kadınların yaşadığı şiddetteki artışın (taciz, tecavüz, çocuk yaşta evlilik, fiziksel ve psikolojik şiddet) kadınların toplumsal yaşama katılımlarından tutalım diğer bütün alanlara yansımaları olduğunu bire bir anlatacağız. Kayyumlar eliyle yapılanlar ‘kadın kayyumlar’ raporu olarak ayrıca basın ile paylaşılacak.

Kadınların mücadele hattını büyütmek

Bu yılın 8 Mart’ı seçim takvimi ile iç içe geçmiş durumda. En yaygın şekilde sokağa çıkmak, kadınların eşit ve özgür yaşam taleplerini her yerde haykırmak, kadınları oy deposu olarak gören zihniyete karşı alanlardan kadın seçim tavrının görünür olmasını sağlamak için çalışacağız. 

8 Mart’ı tacize tecavüze karşı isyanımızı haykırdığımız, itirazımızı örgütlediğimiz ve seçime doğru kadın mücadele hattının derinleşmesini sağlayabileceğimiz bir süreç olarak ele alıyoruz. O anlamda 8 Mart kadın mitinglerinin en kitlesel şekilde örgütlenmesi ve kadınların taleplerinin görünür olması için çalışacağız. ‘Kadın özgür olmadan toplum özgür olamaz’ perspektifinden yola çıkarak ev ev, sokak sokak, mahalle mahalle dolaşarak kadınlara ulaşacağız. 

Kadın seçim büroları açmak, kadın adayların güçlendirilmesi, görünürlüklerinin sağlanması için eğitimler yapmak, yine kadın adaylar için özel bir kadın enformasyon ve kadın strateji birimi kurmak ilk elden yapacağımız öncelikler arasında.

Tecrit karşıtı bir seçim süreci

Geçmiş dönemde başlattığımız kadın mahalle meclislerini bu seçim döneminde kurmak da kısa vadeli hedeflerimiz arasında olacak. Bu meclislerin seçim sonrasına kalacak şekilde örgütlenmesi seçim sonrası kadın politikalarını belirlerken bu meclislerde tartışarak karara bağlamak istiyoruz. Bu sayede kadınların hem yerel yönetim birimlerinde hem de toplum içinde daha da güçlenmelerini hedefliyoruz. 

31 Mart Yerel Yönetimler Seçimi keza Açlık Grevi eylemlerinin devam ettiği sürece de denk geldi. Bu nedenle bir bütün seçim sürecinde tecrit politikalarının anlatılması ve DTK Eş Başkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven şahsında bütün Açlık Grevi eylemcilerinin taleplerinin sahiplenilmesi başat gündemimiz. Leyla arkadaşımız bu eylemi Sayın Abdullah Öcalan üzerindeki tecriti kırmak için başlattı. Ayrıca eylemin kadınlara uygulanan şiddet ve tecrit politikalarına karşı olduğunu da birçok defa ifade etti. Yani İmralı’da başlayan ve bir bütün yaşamın/ülkenin her alanına yayılan tecrite karşı hamlesel bir mücadele başlattı. 

Bu anlamda başta kadınlar olmak üzere bu seçim sürecini aynı zamanda Açlık Grevi eylemlerinin sahiplenildiği tecrit karşıtı bir süreç olarak da örgütlemek hepimizin temel sorumluluğu…