Tek bir ‘HAYIR’ bu suyu akıtacaktır

- Müge TUZCUOĞLU
215 görüntüleme

Uzun zamandır şöyle güçlü bir “hayır” diyemiyoruz. Evet dediğimizden de değil tabii ama, hep bir ağızdan “hayır” diyememenin en ağır sonuçları yaşatılıyor. Hem öyle sadece ömründen almıyor bu dil tutulması, tüm geleceği çalıyor.

İşte rejim değişikliğini içeren öneri, Meclis’te harala gürele oy çokluğuyla geçti. Sokakta bir tedirginlik, tartışmalar, tartıp biçmeler. Olağanüstü Hal’de, olağanüstü bir şey olmazsa, yakında referandum var. Halk oylaması, rejim değişikliğini, en azından yasal olarak tamamlayacak noktayı koyacak.

Muhalefet partileri de şimdiden (ve nihayet), sokak çalışmasına başlamayı planlıyor. “Hayır” sloganıyla, rejimin değiştirilmesine karşı çıkıyor.

Bu evet mi, hayır mı oylaması; Türkiye halkları, işçi ve emekçileri, kadın ve çocukları ve memleket geleceği için çok farklı anlamlar da taşıyor. O çok sevilen “evet-hayır” yarışmasındaki yasak kelimeleri kullanmamak için verilen çaba, türlü korkular ve baskılar ile uzun zamandır hayatımızdan silinmişti. “Çocuk ölümlerine hayır” demenin tabiri caizse yasaklandığı bir zamanın dilimindeyiz. İşçi katliamlarından sokağa çıkma yasaklarına, kadına yönelik şiddetten eğitim hakkına kadar, herhangi bir insanın veya herhangi bir hayatın sonuna kadar zapturapt altına alındığı bir zaman…

Tüm bunlara “hayır” denemedi. O ses yükseltilemedi. Ortak bir çıkış yakalanamadı. Karşı çıkılamadı.

Evet de denmedi kuşkusuz! Bütün bu sonuçlarıyla birlikte bunlara evet demek değildi bu sessizlik.

İşte şimdi, “bu kadarını yaptık, hadi bir de adını koyalım” deniyor ve tek adam rejimliği getirilmeye çalışılıyor.

Herhangi bir insanın, herhangi bir hayatın bu kadar tedirgin, endişeli, kaygılı, tereddütlü olduğu bir zamanın, rejimin ismini değiştirmekle düzelmeyeceği ortada. Bu kadar çok kaygı ve korku, bir iktidarı korumak veya pekiştirmek uğruna bile yaratılsa; önünde hiçbir engel tanımadan, daha pervasızca akar.

Su yolunu bulur!

O yüzden böyle bir zamanın “hayır”ı çok daha güçlü olacaktır! Uzun zamandır “hayır” diyemeyerek, en yakınlarının canını, can’larının can’ını, en güzel yaşamları, en güzel zamanları, yıllardır verdikleri emekleri, uğraşları, çabaları yitiren insanların bu selini kimse durduramayacaktır. Tek bir “hayır”, tek bir çatlak, bu suyu akıtacaktır.

Bir tahmin olarak değil, doğanın bir kanunu olarak!

Mesele ne bir siyasi rekabet, ne de hesaplardır… Çok uzun zamandır “hayır” diyemeyen herkes’in, “hayır” diyemeyerek kaybettiği ne varsa, ona yeniden tutunma ve onu yeniden kazanma uğraşıdır. Yanı başında yine herhangi bir insanın ölmesine, öldürülmesine hayır diyememenin verdiği iç ağrısını, bu haykırışı büyüterek atmadıktan sonra, o insan olağan yaşamına asla dönemeyecektir. Yanı başında kentlerin yıkılışına karşı çıkamayanların, o ortak ruhu yeniden yakalaması için, hayır’lı bir ortak duruşa ihtiyacı vardır.

Öteki türlü yaşayamaz!

Tam da şu anda herkesin başına gelen gibi!

Tam da her şey olacak derken, öyle bir “hayır” patlar ki!

Tam da Diyarbakırlı belediye işçileri tulumlarına “Herşey çok güzel olacak” diye yazdırmışken ve buna inanmışken… Daha önce yapıldı! Yine yapabiliriz!

Çünkü o tulumun kumaşını üreten de, ipliğini üreten de, modelini çıkartan da, dikimini yapan da, ihalesini yapan da, üzerine giyen de buna inanmadıkça, her şey sizin istediğiniz gibi olmayacak! HAYIR, olmayacak!