Toplumsal sözleşme ile kültürel devrime

- Hêja ZERYA
523 görüntüleme

DAİŞ’in Rojava ve Kuzey Doğu Suriye topraklarında askeri olarak yenilgisini on binin üzerinde şehit, binlerce gazi YPG, YPJ ve QSD savaşçısının ve halklarımızın kutsal direnişi sağladı. Irak ve Şam’ı merkez alan bir İslam devleti kurmayı amaçlayan bu paravan çete örgütlenmesi en yoğun savaşını Kürt halkına karşı yürüttü. Yenilgiye uğratıldığı topraklarda, arkasına yaratıcısı ve destekçisi çete devletleri alarak varlığını sürdürme girişimi, oluşturulma stratejisiyle bağlantılıdır. Kürt halkı ve kadınları başta olmak üzere, bölge halkları ve kadınlarının omuz omuza direnişi, devrimle sonuçlandı.

19 Temmuz 2012’de gerçekleşen devrim, devamında Kobanê zaferi, Minbic, Tabqa, Rakka, Deyra Zor zaferleri, çağın Afrin direnişi dönüm noktaları olarak insanlığın tarihsel hafızasında yerini aldı. TC’nin Ezaz, Cerablus, Bab, son olarak Afrin işgali, özgürlük ve kardeşlik ortamını kendisi için tehdit gören, ulus-devlet güçlerinin kirli ittifakı olarak zihinlere kazındı. Musul’dan Rakka’ya getirilmiş Ezidi kadınlar ve çocukların kurtarılması, kara çarşafları yakan, yere çalan kadınların öfke görüntüleri unutulmayacak. Slava ve Arinler’den Avesta ve Rosyarlar’a uzanan, Rûbarlar’dan İlamlar’a ve Karkerler’e ulaşan, Ebû Leylalar’dan Selma Gulêler’e ismi yüreklerden, beyinlerden ve direniş destanlarından silinmeyecek binlerce kahraman tarih yazdı. Zulmün kalelerini bir bir yıkan, eşitlik, özgürlük, kardeşlik bağlarını ören, demokratik toplum inşasını askeri kazanımları tamamlayan soluk soluğa bir mücadele ile gerçekleştiren devrim emekçilerini, tüm insanlık yüreğine bastı.

Özgür eş yaşam alanlarının dayanağı

Soluksuz kalan kapitalist modernitenin maneviyatı, yaşamı ve insanı tüketen merkezlerinden nefes almak, yaşamak ve yaşatmak için en ön saflara koşan enternasyonal dayanışmanın mütevazı ve anlamlı mevzileri oluştu. Halkların ortak kaderinin, gerçekleşen halklar ve özgürlükler devriminin savunulmasından geçtiğini, direnen tüm insanlık hissetti. Umutlarını, dirençlerini, özgür gelecek özlemlerini ortak mevzilerde korumanın direniş ağlarını ördüler. Kobanê dayanışması ve 1 Kasım Dünya Kobanê Günü, Afrin direnişi etrafında kenetlenen kadınlar ve halklar tüm zalimlere, kolay kolay diz çökmeyeceklerinin dersini verdiler.

İyi, doğru ve güzel yaşamın çekim merkezi haline gelen, kadın özgürlük devrimi etrafında yükselen bu devrim, direnişin insanlaşma, güzelleşme, anlamlaşma ve kendi gerçeğiyle buluşmayı getirdiğini gösterdi. Amansız küresel bir savaşın yanıbaşında, direniş kalelerinden yükselen özgür halk ve kadın iradesinin yeni yaşamı adım adım nasıl örebileceğini, örgütleyebileceğini kanıtladı. Savaş, yıkım, katliamın yanıbaşında, fedaice direnişin yolaçtığı moral, maneviyat, özgür ve demokratik yaşam alanlarını örgütleme iradesi ve inancı demokratik özerk yönetim gücünü açığa çıkardı. Bu güç halklar, kadınlar, inançlar ve kültürlerin özgür iradelerini açığa çıkardı ve özgür eş yaşam alanlarını şekillendiren temel dayanağa dönüştü.

Direnen fedai bir halk ve kadın gerçekliği var

Şimdi DAİŞ’in yenilgisi ardından, özgürlük devrimini boğmanın küresel planları başka biçimlerde tecrit ve işgale yeni boyutlar kazandırılarak derinleştirilmek isteniyor. Üçüncü Dünya Savaşı olarak devam eden, Ortadoğu halklarının kaderini belirleyecek bu süreci, siyasi statüye, özgür ve özerk yaşam alanlarını korumaya kilitlenerek karşılayan, direnen fedai bir halk ve kadın gerçekliği var. Kadın devriminin esas rengini verdiği devrimin kazanımlarını, kültürel, bilimsel, felsefik ve estetik devrimlerle taçlandırmanın, tamamlamanın yoğunlaşmaları yaşanıyor.

Devrimin kültürel ve zihniyet alanlarında yoğunlaşma ihtiyacı, kadının toplumsal sözleşmesiyle özgür toplumsallığın içeriğini donatma zamanı yakalanmış durumda. Özgür eş yaşamın, erkek egemen zihniyetin ürettiği kavram, kuram ve kurumları çözümlemekle, iktidarcı-devletçi anlayışları aşarak gerçekleştiğinin yakıcılığı daha derinden hissediliyor. Radikal demokrasiyi geliştirerek, özyönetim gücünü siyasetten, diplomasiye, ekonomiye derinleştirme zorunluluğu görülüyor. Sadece devletlere karşı değil, klasik, gerici gelenek ve yaşam alışkanlıklarına karşı bir mücadeleyi gerektirdiği gerçeği, özgürlükçü bir kültürün yaratılmasının zengin yol ve yöntemlerine dönük arayışı güçlendiriyor.

Devrimin ruhunu ve anlamını zenginleştirmek, derinleştirmek, yaşamsal kılmak anlamını taşıyan bu süreç, yoğun tartışmaları, sosyolojik çözümlemeleri gerektiriyor. Savaşın yıkımını direnişin özgürleştiren, güzelleştiren ve ahlaki-moral değerleri yükselten gücüne dönüştürmeye, özgür yaşam alanlarını örgütlemeye, demokratik otoriteyi geliştirmeye evriltmeyi içeriyor. Örgütlenen komün ve meclislerin birer demokratik ulus okulu, kadın özgürlük zemini, eş yaşam ve eşbaşkanlık sisteminin yaşam bulduğu, gerçek özgürlük alanlarına dönüşmesine hız veren açılımları dayatıyor.

Kürdistan devrimini yaymak

Tecridi ve soykırımı hedefleyen küresel saldırıları boşa çıkarmanın yolu, Kürdistan devrimini tüm parçalara yaymaktan ve Ortadoğu devrimine öncülük eden kadın özgürlük devrimini derinleştirmekten geçiyor. Bu anlamda yeni ana tanrıça kültürünü canlandıran, komünal, ekonomik, ekolojik, özgür yaşamı yaratmaya adanmış bir demokrasi militanlığını, yurtseverliğini, emekçiliğini şart kılıyor. Bugüne kadar demokratik ulus ve toplumsallaşma doğrultusunda atılan adımların hangi yol ve yöntemlerle gerçekleştirildiğini ve nasıl daha sonuç alıcı kılınacağını irdeleyen tartışmalar gündemde. Pratik sonuçlarının özgür toplumsallığa, kadın özgürlük adımlarına ne kadar hizmet ettiği, ne kadar iktidarı ürettiğini gözden geçirme ve yaşamsal düzeltmelere gitme zamanı.

Direniş kültürünün demokratik toplum kültürüne dönüştüğü, edebiyatından sanatına, estetiğinden ahlakına ve bilimine bir aydınlanma, düşünsel ve yaşamsal zenginliğe, üretkenliğe birbirini tamamlayan bir sosyal devrime evrilme süreci. Kapitalist modernitenin yaşam ve zihniyet kalıplarını kıran, doğal toplumun sade, emekçi, toplum ve birey bağını güçlü kuran, vicdani ve ahlaki sorumlulukla donatan özgür gerçekleşmelere ihtiyaç var. Bunu xwebûn olma, özsavunma gücünü geliştirme, anlamsal ve yapısal bütünlük içinde kültürleşme olarak tanımlamak mümkün.

Devrimin kazanımlarını, toplumsal özgürlük alanında yoğunlaştıracak, kültürel devrime, kadının toplumla sözleşmesine dönüştürecek bir arayış var. Özgür düşünme, yaşama ve yaratmanın önündeki bireyci ve iktidarcı engelleri kaldıracak, toplumsal ve yaşamsal düzenlemelerle güvenceye alacak sözleşme kültürü, yoğun bir iç mücadeleyi, dönüşümü gerektiriyor. Devrimin etik-estetik yönü bu adımlarla gelişebilir, kadın devriminin sosyal bilim dayanağı jineoloji ile bilimsel ve felsefik kılınabilir.