Toprak başına ol!

- KAKTÜS
219 görüntüleme

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü vesilesiyle bir kadın vakfı kamu spotu hazırlamış. Kamu spotunun ana sloganı, “Erkeksen Öfkeni Yen!” Diğer alt spotu ise “Herkese Karşı Her Türlü Şiddete SON VER!” şeklinde. Mantıklı ve çarpıcı. “Erkeksen Öfkeni Yen!” Hatta alımlı, albenili geliyor bu sözler. Hele görüntü insanda merak uyandırıyor. Sonra heyecanla kendine diyorsun; “işte bu! Erkeksen öfkeni yeneceksin, yenemiyorsan erkek değilsin… ?!? …” Birden ‘dınggg!’ diye sarsılıyorum. Sanki bir duvara toslar gibi.

Bu ne ya? Erkeği şiddete iten öfkesi mi? Ne yani, her öfkeli erkek sokağa çıkıp şiddet mi estirecek? Öfke, erkeğin bir parçası mı? Bunca yaşanılanın tek sebebi bu mu? Gün doğumundan, günbatımına, hatta uykuda bile kadını öldüren bu zihniyet gücünü, kudretini içinde beslediği öfkeden mi alıyor? Bu nasıl bir öfkedir ki, organize oluyor, kendini örgütlüyor ve planlı hareket ediyor? Üstelik de onca zaman öfkesinden bir gıdım bile eksilmiyor… Vay be; “bu ne öfke, bu ne cehalet ey öfkesini yenemeyen erkek!” demekten alamıyor insan kendini.

Soruyorum, ki genel de sorarım ve cevaplarım da çok azdır. Neden mi? Nedeni basit problemleri karmaşık hale getirenlere sorun. Evet ne diyordum, soruyorum; 5 bin yıldan fazla bir süredir, her gün işkence, ölüm hatta ölüm ötesi şeyler yaşayan kadınlar, sadece ‘öfkenin’ mi kurbanı.? Bu ne dinmek bilmeyen ‘öfkedir’ ya STAR! Peki neden erkekten erkeğe akan bu öfke dinmek bilmiyor? Yoksa bu bir öfke değil de bir intikam mı? Kadına işkence etmek, nefes alan bedenini parçalara ayırmak ve peşi sıra yakmak, gerçekten “öfkesine yenik düşmüş erkeğin marifeti” mi? Yani bunca öfkenin sebebi kadını görünce ‘kırmızı görmüş boğa’ olma durumu mu?

STAR aşkına, sizi böyle düşünmeye sevk eden ne? Size, erkekten gelen şiddetin öfkeyle alakalı olduğunu düşündüren ne? Hangi toplumsal manivelaya dayanarak bu düşünceyi ileri sürüyorsunuz? Erkeği öfkelendiren kadın mı? Kadın, erkeği öfkelendirmezse, erkek kadına tecavüz etmez, dövmez ve yakmaz mı? İştar aşkına, hiç tanımadığı bir kadına tekme-tokat girişen bir erkeğin ruh hali öfkeyle izah edilebilir mi?

Demem o ki canlar,  bacılar, öyle “Erkeksen Öfkeni Yen!” ile olmuyor bu işler. Biz kadınlar çıkıp böyle söylersek, erkek de kalkıp, “aha, aynen ondan…” “Çok öfkelendim, hem de çok…” “Eh, anlarsınız ya olan oldu. Ölenle ölünmüyor.” “Bir baktım ölmüş.” “Hep bu kontrolsüz öfkem yüzünden…” Yapmaya ya, daha az evvel kudretli yapından bahsediyordun. Ne oldu? Şimdi psikopata mı saracaksın? İşte böylesi durumlarda insan kızının asabiyet sınırı belirginlik kazanıyor. “Gel, çiğne sinirlerimi. Gel, bende insanlık sınırı kalmasın, gel…” diyesin geliyor. Ki nitekim erkekler, insan kızının o asabiyet sınırında geziyor belasını ararcasına…

“Öfkelendim.” “Bir anlık sinirime denk geldi.” “Kendimde değildim, gözlerimi bir açtım baktım ölmüş.” “Namusumu kirletti.” “Karşı koyunca tahrik oldum.” “Erkekliğime laf etti.” İşte tüm mesele bu: ERKEKLİK!.. Sahi erkeklik nedir? Bir anlık sinirine, yani öfkene yenik düşmek midir? Kendinde olmama hali midir? Namus bekçisi midir? Sürekli tahrik halinde gezen bir mahlukat mıdır? Eli kanlı, kendi cinsinin katili midir? Nedir gerçekten erkeklik? Nereden geliyor bu her şeyi sahiplenme hali? “Benim, benimsin, ben var oldukça … ”, “ya benimsin ya kara toprağın.” Hay toprak başına ola! Bir de o kendini üstün görmeler. Sahi seni üstün yapan ne? Aklın mı? Kıvrak zekan mı? Aklın ile duyguların arasında kurduğun denge mi? İyi niyetli, güzel fikirlerin mi? Yaşam şeklin mi? Nedir seni üstün kılan şey? “Her şeyi yapabilirim” düşüncesi mi? Tabii ya, tüm mesele bu. Bir erkek her şeyi yapabilir. Tanrı onu bun dünyaya hükmetsin diye göndermiştir. Onu üstün kılmıştır. Ve onun fıtratında kadına yer yoktur. Kadın onun malıdır. Kızıdır, kız  kardeşidir. Annesidir, eşidir. Teyzesi, halasıdır. Bunların dışında kalan her kadın ise onun için muhtemel “eş” adayıdır. Erkek için sahipsiz kadın yoktur. Henüz sahiplenilmemiş kadın vardır. Ve erkeğin erkeklikten doğan en önemli hakkı da bir ‘yiğit’ olarak malını meydana sürmektir. Zaten bu daha çocukken ona öğretilir. “Yiğidin malı” ile başlayan cümle kerhane ile biter. Namus adına kan dökülen yerde erkeğin ilk cinsel deneyimi bıyık altından “aferin aslan oğluma” denilerek ödüllendirilir. İlk kavgasından galip geldiyse sırtı sıvazlanır ve bir “aferin” daha alır. İlk kadın dövmeleri, “bir şey olmaz erkektir. Sever de döver de” ile geçiştirilir. Nasıl sevmekse bıçaklamak… Takdir sizin diyeceğim ama, bazı şeyler takdire bırakılmayacak kadar önemli. Hele de erkeğe hiç bırakılamaz. O yüzden ne biz kadınlara yaşatılanlar bir öfkenin sonucudur, ne de erkek yaşattığı öfkenin bir kurbanıdır. Şiddet köklü ve politiktir. Ne kölelik kendiliğinden doğmuştur, ne derebeylikler kendiliğinden oluşmuştur. Dünyaya sahip olma arzusu ile yola çıkanların kurduğu imparatorluklar, insanlığa devlet olarak geri dönmüştür. Ve artık her erkek iktidar ve her erkek yarattığı iktidarın kölesidir. İşte tüm mesele budur. Sorun balon gibi şişirilmiş egoist erkeğin öfkesini yenmesi değil, sorun yarattığı iktidarın kölesi olan erkeğin erkekliğini öldürmesi. Yani demem o ki, erkekliğini öldürürsen öfken diner. Yoksa dinmeyen öfkenin şiddetine kurban gidersin. Bunu bilmek için de kahin olmaya gerek yok. Hayat zaten sürprizlerle dolu. Bir varsın, bir yoksun. ‘Erkeksen’ ne demek istediğimi anlarsın!..