Tüm zamanlarda yeşeren Viyan’a…

- Sarya Onur*
325 görüntüleme

Yetişmek sana eylem güzeli, yetişmek bedenindeki ateşin gücüne. Sana ulaşmak, sende anlama, sende sevdaya, sende aşka erişmek…

Bir sığınak aradım gözlerinin anlam dolu renginde. Bir selam aradım kadın yüreğinin sıcaklığında. Tüm olguların anlamı ve derinliği bakışlarındaki uzaklıkta saklı. Bakışların, kendine has bir anlatıcı. O bakışlardan dünyaya bakmak ne güzel. İnsanları tanımak, onları anlamak için hep gözlerine bakmak ya da onların gözlerini okumak gerekirmiş. Gözler onlara yalanın en uzak yanı. Viyan’ın gözleri, tüm yüreklerin türküsünü söylerdi bana. Gözlerine ve yüreğine yerleşen suskunluk kendine yer bulacak bir an bekliyormuş demek ki… Sen şimdi Viyan, sen sadece Kürt halkının değil, özgürlük için yüreği çarpan herkesin çığlığı, dili ve yüreğindeki ateş oldun. Öyle ki gözlerindeki anlam dolu parıltıları hiçbir şairin kalemi anlatamaz. Bunu ancak bir gerilla anlatabilir, bir gerilla seslendirebilir yanık türkülerinde. Bir gerilla okuyabilir seni en dokunaklı şiirlerinde. Senin bakışlarındaki sırrı ancak bir gerilla anlayabilir.

Şimdi seni anlatmaya çalışıyorum. Ama öyle zor ki seni lal dilimle anlatmak… Kelimeleri ayaklandırmak, sana yakışırcasına onları yan yana dizmek öyle zor ki…

Viyan, ilk gördüğüm hızlı adımlarla özgürlüğe koşan bir Soran kızıydı. Beni duruşuyla çok şaşırtmıştı, unutulmayacak izler bıraktı. Olgun, sakin, asil duruşlu Soran kızı… Belki de bundan dolayı hep anımsayacağım izler bıraktı bende, geleceğin resimlerini çizdi yüreğime. Bir yanı olgun çözüm gücü olan, diğer yanı ise çocuk ve kadın saflığı… Yaşayan bir eylemci bugüne değil, her günde, her anda, her zamanda yüreğime girmişti. O yaşarken de eylemciydi, eylem güzelimizdi. Zorlu bir süreci yaşadık birlikte ama o hep güçlüydü, hep asiydi. İçimde ona derin bir hayranlık uyanırdı, ona benzemek, onun gibi olmak isterdim hep. Etkin bir kişiliğe sahipti. Savaşçıyken de, komutanken de hep aynı mütevazılığa sahipti. Birlikte yaşadığı arkadaşlarının yüreğinde yer edinmeyi biliyordu. Yaşarken yoldaşlarının yüreğinde taht kuran Soran kızı şimdi ise tüm halkların yüreğinde yer edindi.

Her sessizlikte bir eylem güzeli yatarmış. Her sessizlikte bir anlam güzeli gizliymiş. Özgürlük hayallerimizin güzeli, yüreklerimizin türküsü güzelliğin nasıl anlatılacağını, nasıl yazılacağını, nasıl dile getirileceğini gösterdi.

Sana söylediğimiz hangi türkü dillere karışır, eylemin hangisini sarar inadın?

Ey derinliğin, güzelliğin, sevginin, anlamın, öze dönüşün ve özgürlüğün sevdalı güzeli!

Bir tanım gerek yürekliliğine. Gözlerin bin yılık tarihimizin anlatıcısı, anlam ve derinliği… Düşünmek, seni tüm yürekliliğimizle, tüm tutkularımızla anlatmak, seni yaşamak… Ve sende yeniden hayat bulmak…

Yüreklerimizden nehirler çoğaltıyoruz. Yüreklerimizde nehirler büyütüyoruz. Dünya’ya yeniden gelmek, dünyayı yeniden yaşamak, dünya’ya yeniden sarılmak misali. Yüzümüz sana dönük, yüreğimiz sana tutkulu. Sınırsızlığımız, anlamımız kadın olmanın bilinci, eylemi, sesi, yüreği ve beyni Viyan’da. Onun iradeli, eylemci ruhunda… Özlem bitiren güzel yürüyüşünde…

Viyan hiçbir mekana bağlı kalmadı. Mekânların tutsağı olmadı. O tüm zamanlarda yer edindi, tüm zamanlarımızda yeşerdi ve yaşattı kendisini. Zamanların hepsinde yeşerdi, zamanların hepsine kök saldı. Sevinçlerimizin, hüzünlerimizin, acılarımızın ve mutluluklarımızın tümüne yerleşti. Tutkulu bir yürüyüştü Viyan. Yaşamını tereddütsüz adayacak tutkulu bir dava militanı… Viyan, yeri geldiğinde iyi bir asker, iyi bir komutan, iyi bir öncü, iyi bir savaşçı, yeri geldiğinde de iyi bir siyasetçi, iyi bir sanatçı ve iyi bir edebiyatçı olmasını bilendi. Duygu yüklüydü, adeta bir duygu çağlayanıydı. Gözlerinde tüm kadınlara dair taşıdığı anlam, yağmur damlaları gibi sürekli mevsimini bulduğunda akar, karışırdı yarımlıklarımıza.

Devrimciler zamanın tüm sırlarını göğüslemiş insanlardır… Viyan Soran da özgürlük mücadelesine gönül vermiş birçok arkadaşımız gibi kendisini bu kavgaya adamış ve dönemin kaygısızca yürüyen en iyi devrimcilerinden biri olduğunu kanıtlamıştır. Gittiği her yerde kendisine dair derin izler bırakıp yüreklerde taht kurdu. Tüm zamanların içinde zamanların çağlayanı gibiydi. Her zamana yetişebiliyor, her zamanda kendisini var edebiliyordu. Özgürlüğe ulaşmak için acele ediyordu. Hayatımızda boşa akıp giden zamanı durdurmak istercesine yürüyordu. Viyan’ın duruşundaki asalet, gözlerindeki tutkunun, başarma inadı ve azminin yoğunluğu onu farklı kılıyordu.

O tüm tutsak zamanları özgürleştirdi. Tutsaklıktan yana akan zamanların akışını özgürlük aşkından yana çevirdi. Hayatın her yüzünde yaşamın umudu, kavuşmanın heyecanı gibiydi. Özgürlük militanları özgürlük aşkına, özgürlüğün sevdasına gönül verenler tüm zamanlarda yeşermeyi başarmışlardı. İşte Viyan Soran da o devrimcilerden biriydi. Kimi zaman hayatı tüm ciddiyetiyle yaşarken, kimi zaman ise bir çocuk saflığında hayaller kurardı Viyan. Hayata bir çocuk sevinci ve masumiyetiyle bakardı.

Viyan yaralayan, öldüren insanı kendisine yabancı düşüren her olguya karşı bir çığlık oldu. Viyan isminin anlamı gibi iradeli, donmuş yürekleri sarsan ve beyinleri durduran bir eylemle tarihin gizine ismini yazdırdı.  Soran kızı Viyan, yaptığı bu eylemle donmuş yüreklere ve beyinlere ses oldu. Bizde kahramanlar yaşar ve asla unutulmazlar.  Çünkü taşıdıkları büyük yürekleriyle yaşamlarımıza yön veren gerçek kahramanlardır onlar, tıpkı Viyan Soran gibi…

 

* Viyan Soran anısına bu yazıyı kaleme alan Sarya Onur (Nurcan Demir) 23 Temmuz 2011 tarihinde,  İran ordusunun saldırılarına karşı bir karakola yönelik misilleme eyleminde üç arkadaşı ile birlikte yaşamını yitirdi.