Women Defend Rojava

- Helin DİRİK
165 görüntüleme

Türk devletinin Rojava’ya yönelik başlattığı saldırıların eşiğinde, Kongra STAR farklı dillerde yayınladığı bir çağrıda şu ifadelerle dünyanın tüm devrimci kadınlarına seslenmişti: “Rojava; toplumsal değerlerin, kadın özgürleşmesinin, öz yönetim ile ekolojik, özgürleşmiş bir toplumun ifadesidir. Devletin, ataerkilliğin ve kapitalizmin karşısında net bir alternatiftir. Hep birlikte kendi gücümüze ve dünya demokratik konfederalizminin mümkün olduğuna inanalım. Hep birlikte Rojava’daki kadın devrimini savunmak için elimizden geleni yapalım.”

Çağrının ardından Avrupa’nın birçok ülkesinde ‘Women Defend Rojava’ adı altında komiteler kuruldu. Almanya, İtalya, İsviçre, Fransa, Yunanistan, İspanya ve İngiltere’de kadınlar Rojava’ya yönelik saldırıları protesto etmek ve özellikle kadınlara yönelik işlenen suçlara dikkat çekmek için farklı eylemlerde bulundu.

Kadınlar neden Rojava’yı savunmalı konusunda Londra, Bern ve Atina’daki komitelerle konuştuk.

Çok yakınımızda olan bir devrimdir

Yunanistan’ın başkenti Atina’da, ilk komite Ekim ayında kuruldu. Komitede ağırlıklı olarak farklı aktivist ve feminist gruplardan gelen anarşist kadınlar yer alıyor. İlk defa 2 Kasım Dünya Rojava Direniş Günü’nde meydanlara çıkan komitenin bir sonraki eylemselliği ise 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde gerçekleşti. Rojava’ya yönelik saldırıların yoğunlaştığı dönemde, komite üyeleri Rojava kadın hareketinin yaptığı açıklamaları Yunancaya çevirip yayınladı. Atina Women Defend Rojava aktivistleri, şu ifadelerle Rojava devriminden ilham aldıklarını ve devrimi savunduklarını anlattı:

“Rojava devrimi, dünyadaki tüm kadınların devrimidir. Rojava kadınları, dünyada binlerce direnişçi kadınlara ilham ve umut verdi. Rojava kadın devrimi, toplumsal ve siyasal örgütlenmenin nasılına dair modern bir öneridir. Demokratik konfederalizm, burada ve şu anda var olan bir devrimdir, bizim çok yakınımızda olan bir devrimdir. İlan ettiği sloganları uyguluyor ve gerçekleştiriyor: Kadınların olmadığı bir devrim, devrim değildir. Kadın hareketi, kadın sorununu mücadelenin merkezine koyarak aslında tüm toplumsal sorunların bu binlerce yıllık cinsel kırımdan kaynaklı olduğunu gösteriyor.”

Komite üyeleri gelecek aylarda, kadınların daha yüksek katılmalarını sağlamayı ve Atina’daki Kürt kadınlarıyla daha yakın bir ilişkiye geçmeyi hedefliyorlar. Uzun vadeli perspektif olarak, dünya feminist hareketlerle bir araya gelmenin ve birleşmenin önemli olduğuna vurgu yapıyorlar.

Ataerkilliğe karşı savaşmak mümkün

İsviçre’nin başkenti Bern’de ise, Women Defend Rojava Komitesi 2020’nin Ocak ayında kuruldu. Komite kendini 8 Mart eylemsellikleri sürecinde tanıtmayı hedefliyor. Birinci aşama olarak bu ara süreci; komite üyeleri birbirlerini daha iyi tanımak ve jineoloji’ye ilişkin eğitim görmek için bir fırsat olarak değerlendireceklerini ifade ediyorlar. Platformun gerekliliği ve işlevine ilişkin ise şu ifadelere yer verdiler:

“Türk devletinin saldırıları bir felaket olarak görülüyor. Hem oradaki halkların hem de  kadınların kırımını hedefleyen bir operasyon. Rojava, bize askeri saldırılara ve ataerkilliğe karşı savaşmanın mümkün olduğunu gösterdi. Onun dışında, kadın devrimlerinin mümkün olabileceğini gösterdi. Burada gerçekleştirebileceğimiz en önemli görev, onların gücünden, iradelerinden, toplumsal bilinçliliğinden ve pratik çözümlerinden öğrendiklerimizi kendi tecrübelerimizle birleştirip ataerkil yapıları yok etmektir.”

‘Hepimiz özgürleşmeden hiçbirimiz özgür olamaz’

Britanya’da ise, 2019’un Ekim ayında Women Defend Rojava adı altında bir platform kuruldu. Daha önce farklı dayanışma ve aktivist gruplar içersinde yer alan kadınlar, Türk devletinin faşist ve ataerkil saldırılarına birlikte cevap olmak için bir araya geldiler. Bu saldırılar, Britanya’daki büyük üniversite emekçi protestoları, iklim protestoları ile parlamentonun geçici olarak durdurulması zamanına denk gelmişti. Bütün bunları birbirinden kopuk görmeyen komite aktivistleri böyle bir sonuca ulaştı:

“Women Defend Rojava kampanyası, farklı konuların arasındaki bağlantıları daha net görmemizi sağladı. Ekolojik mücadele, kapitalist modernitenin yıkımlarına rağmen ayakta kalma mücadelesi, kadınların direnişi ve bizim yerel ve küresel düzeydeki devrimci mücadelemizin arasındaki bağlantıları daha iyi anlamış olduk.”

Women Defend Rojava Britanya Platformu, 25 Kasım eylemlerinde ülkenin her yerinde dikkatleri Rojava’daki Türk işgaline çekmek için çabaladı. Yine kadınların  özgürlüğü için hayatını feda eden kadın şehitlerini andı. Üniversite’deki protestolara farklı belgeler ve kaynaklar hazırlayıp grev hatlarında dağıtarak katıldı. Britanya WDR Platformu, Rojava’yı savunmak için birçok nedenin olduğunu deklare etti:

“Kadınlar, sadece DAIŞ’ın dayattığı ataerkil faşizmine karşı savaşmadı. Aynı zamanda, her düzeyde kendi özgün yapılarını kurarak toplumu değiştirmenin ve toplumu ekolojik, demokratik bir eş yaşama doğru yönlendirmenin öncüleri oldular. Devrimci mücadelelerde yer alan kadınlar olarak, Rojava’ya yönelik saldırılara karşı çıkmak ve kadın devrimini savunmak bizim de sorumluluğumuzdur. Bilmeliyiz ki hepimiz özgürleşmeden hiçbirimiz özgür olamaz. Birçok kardeşimiz ve yoldaşımız bu mücadelede şehit düştü. Onların mücadelesini devam ettirmek bizim görevimizdir.”

Mücadeleler birbirini besler ve güçlendirir

Southall Black Sisters kadın örgütü üyesi ve Britanya Women Defend Rojava Platformunda yer alan aktivist ve yazar Rahila Gupta, 25 Kasım’da Londra’da yapılan eylemi şöyle anlatıyor: “Piccadilly meydanında, Eros heykelinin altında, yoldaşlarımızla birlikte pankartlarımızı gururla kaldırdık. Mor ve kırmızı renklerimiz ile  Londra’nın kapitalist merkezinin saçtığı neon ışıklarına meydan okumuş gibi olduk. Rojava kadın devrimini anlatan konuşmalar birçok insanın ilgisini çekti. Halay çekerek özgürlük mücadelesine neşe kattık ve eylemi öyle bitirdik.”

Southall Black Sisters grubu adına Kürt kadın hareketinin ataerkilliğe karşı olan demokrasi, eşitlik, kapsayıcı ve çoğulcu mücadelesini selamladığını söyleyen Rahila Gupta, Rojava devriminin neden hepimizi etkilediğini ve ilgilendirdiğini şu sözlerle anlattı: “Onların mücadelesi bizim de mücadelemizdir. İnsanların Rojava devrimi ile ilgili farkındalığında hala büyük eksiklikler var. Günümüzdeki en umut ve ilham verici gelişmedir. Bunun için Britanya feministlerine Rojava devrimini tanıtmak bizim vazifemizdir.”

Rahila’nın dediği gibi dünyanın her tarafında en güçlü, kararlı ve örgütlü şekilde yürütülen mücadele kadınların mücadelesidir. Sudan’dan Şili’ye, Lübnan’dan Hindistan’a, İran’dan Filistin’e kadar tüm toplumsal mücadelelerin öncüleri kadınlardır. Bu mücadeleler birbirini besler ve güçlendirir. Bu anlamda evet; “Rojava’yı savunmak aynı zamanda tüm kadın devrimlerini savunmaktır.”