‘Yapım aşamasındaki devrim’

- Ülkem ZEREMYA
327 görüntüleme

Dünya çapında onlarca ülkeden 500’ü aşkın kadın mücadelesi aktivisti 6-7 Ekim tarihlerinde, “Yapım Aşamasındaki Devrim” (Revolution in the Making) Konferansı’nda buluştu.

Kadınlar Geleceği Örüyor (Women Weaving The Future) Ağı tarafından Frankfurt’ta gerçekleştirilen iki günlük konferansta kadınlar mücadele deneyimleri kadar, acı, sevinç, heyecan, umut ve duygularını da paylaşarak geleceğe dair ortak perspektifin esaslarını belirledi. Kürt kadınlarının yanı sıra bu anlamlı ve büyük buluşmada bir araya gelen Amazing’li kadınlardan Zapatistalar’a, Filipinler’deki Gabriela’dan, Latin Amerika’daki Abya Yala şemsiyesi altındaki Mapuçe gibi yerli halk örgütlenmesi, Honduras’daki çevre hareketleri ve Arjantin’deki Paňuelos en Rebeldia’ya, Tamilli kadınlardan Sudanlı kadınlara, “Dünya Kadın Yürüyüşü”nden Fransa’daki Femmes Solidares’e, Hindistan’daki VIMOCHANA’dan, ABD’deki “Black Lives Matter” hareketine, Mısır’lı kadınlardan, Afgan kadınlara, Rojava’dan Reqa’ya kadar dünyanın ucu-bucağından gelen kadınlar egemenler tarafından belirlenen sınırların anlamsızlığını bir kez daha göstermiş oldu.

İki günlük birliktelikte gözleri ve yürekleri birbirine değen kadınlar, coğrafyaların  yarattığı fiziki uzaklıktan ziyade fikri, ruhi ve duygu birliğinin önemini hissetti, anladı, anlattı. Konferans’ta hemfikir olunan can alıcı nokta ise; kadınların, halkların ve doğanın canına okuyan, kadın düşmanlığını an be an körükleyen, sömürgeci, kapitalist sisteme karşı ortak kadın ittifakının ihtiyacı. Ülkesini temsilen katılan her katılımcı, dünya kadın devriminin, kadınların mücadeleyi yerelden başlatarak evrenselleştirmesi oranında örülebileceğini vurguladı.

Konferansın tekabül ettiği anlam ve global kadın mücadelesinin nasılına dair yorum ve sözü konferans delegelerine bırakıyoruz:

‘Kürt kadınları ‘başka bir dünya’yı kurmakta’

MİRİAM MİRANDA/HONDURAS/OFRANEH 

Bu konferansın benim açımdan öncelikle şöyle bir anlamı var. Ortak düşünce, ortak duygu, ortak hislerin bir araya geldiği bir ortam. Kendimi çok mutlu hissediyorum. Kürt kadınları tarafından yapılan çağrı ile gerçekleştirilen bu konferansta bulunmam açımdan onur verici. Eğer Berta (Câceres) yaşamış olsaydı kesinlikle burda olacaktı. En önemlisi de şunu hissediyorum; bundan sonra ortak mücadelemizi büyüteceğiz. Bu konferans bize kapitalist dünyanın en iyi dünya olmadığını gösterdi. Çünkü patriyarkal sistem sadece kadınlara değil tüm insanlığa kötülük yapıyor. Biz kadınlar olarak cephelerdeyiz ve kapitalizme karşı mücadele yürütüyoruz, bu mücadeleyi birleştirmemiz gerekiyor.

Kürt kadınları şuan ‘başka bir dünya’yı kurmakta. Kürt kadınlarının inşa ettikleri, tüm dünya açısından bir etkilenmedir. Herşeyden önce kadınların kendine ait özgün alanları yaratması önemli. Düşüncede ortaklaşmamız gerekiyor. Farklı bir dünyayı inşa etmek için öncelikle zihniyet mücadelesi vermemiz ve çok örgütlenmemiz gerekiyor. Kürt kadınlarıyla bizim toprak ve doğaya bağlılığımız benzerdir. Mücadele ortaklığımızı daha da güçlendirmemiz gerekiyor.

‘Bizi birleştiren çok nokta var’

MERTXE GOMEZ/BASK BÖLGESİNDEN

Enternasyonal bir hareketten geliyorum. Kadın hareketinin sorunlarına çözüm ararken, Kürt Kadın Hareketi’nin bulduğu cevaplar bizim açımızdan çok önemli. Bizim için feminist ve devrimci bir bakışa sahip herhangi bir platformda yer almak çok  önemli. Hele de bunun gibi uluslararası düzeydeyse. Batılı kadınlar olarak bizim açımızdan dünyanın başka yerlerinden gelen devrimci süreçlerin sunduğu çözümleri dinleyebilmek önemli. Uluslararası düzeyde feminizmi, ortak kadın mücadelesini tartışıyoruz. Afrika, Ortadoğu, Latin Amerika’dan gelen feminist hareketleri görünür kılmak önemli.

Yine Demokratik Konfederalizm paradigmasını birleştirmek için burdayız. Bunun merkezinde kadınlar bulunuyor. Burası farklılıkları birleştiren bir şemsiye. Farklılıklarımız olsa da kadınlar olarak bizleri birleştiren çok fazla nokta var.

‘Farklı direnişlerimizin birbiri ile bağı var’

SİANA BANGURA/İNGİLTERE/SİYAHİ KADINLAR PLATFORMUNDAN

Can alıcı önemde bir konferans. Ortak ve farklı direnişlerimizi tartışabileceğimiz bir alan yaratı. Öte yandan her kadın kendi dilinde konuşuyor ve birbirimizi anlıyoruz. Bu farklı direnişlerin aslında birbiri ile bağı olduğunu gördük. Kadınların dünya ölçeğinde yaşadığı sorunları tartışabiliyor olmamız önemli. Yaşadığımız baskılar kadar direnişlerimiz de var. Bu konferansta ekolojik eşitsizlik ve kadınların yaşadığı baskı arasında bir bağ kurulmuş olması önemli. Doğa üzerinde kurulan tahakküm ve kadın üzerinde kurulan tahakkümün aynı zihniyetin ürünü olduğunu görmek önemli. Bu konferansın başka bir özelliği sınırları aşacak bir iletişimin aramızda kurulabiliyor olması. Farklı koşullardan, farklı hayatlardan kadınların konuşacak daha derin konuları var. Kürt kadınları başka hareketler ile buluştu. Birbirimizin tarihinden, direnişlerinden öğreniyoruz. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.

‘Bir ütopya hayata geçiyor’

SHERREN ABOU EL NAGA/KAHİRE ÜNİVERSİTESİ PROFESÖRÜ 

Mizojini, kapitalizm, neo-liberalizm bunlar aynı şeyin farklı anlamları. Devlet baskısı arttığı süreçlerde şiddet toplumun kendisine, içeriye dönüyor. Bu anlamda bu konferans kadınlar olarak doğru yolda olduğumuzun bir onayı. Çünkü burda deneyimlerimizi hem yayıyoruz hem de paylaşıyoruz. Kadının tarihini bilmemiz gerekiyor, çünkü bilgi güçlü bir hareketi kurmanın ilk adımı. Ve burda bunu yapıyoruz, birbirimizden öğreniyor, birbirimize öğretiyoruz. Bu buluşma, kadın dayanışmasını ve sınırları aşan uluslararası bir hareket haline geldiğimizi ifade ediyor. Dünya çapında kadına karşı geliştirilen şiddetin diğer adı neo-liberalizmdir. Buna karşı örgütlenmeler şekil alıyor. Bu konferans da bu örgütlenmelerden biridir. Burda yaptığımız bilgiyi paylaşmaktır. Ben eğer senin acının farkında olmazsam senin varlığının da farkında olamam.

Kürt kadınlarına bakıp öğrenebileceğimiz çok şey var. Bir ütopya hayata geçiyor. Kürt kadın mücadelesi yönelmemiz gereken doğru yolu gösteriyor. Ölüm onları durduramadı, yaşadıkları eziyetler onları durduramadı, ülkeleri devletler arasında bölüştürüldü, liderleri hapiste ve bu kadınlar durmuyorlar, hala mücadeleye devam ediyorlar, dönüp onlara bakalım.

‘Kurban değiliz, savaşıyoruz’

SELAY GHAFFAR/AFGANİSTAN DAYANIŞMA PARTİSİ’NDEN

Kadınların özgürlüğü kadar ülkenin özgürlüğü için de savaşıyoruz. El Kaide, DAIŞ gibi gücü elinde bulunduran köktenci gruplara karşı dünyadaki devrimci hareketler ile dayanışma içersindeyiz.

Afganistan rejimi dünyanın en mizojinist rejimlerinden. 1970’lerden beri mücahit, taliban rejimleri ve 2001’lerden itibaren Amerika/NATO’nun başlattığı savaşla beraber Afganistan çatışma bölgelerine dönüştürüldü. Bundan en çok etkilenen kadınlar oldu. Savaş ve adaletsizliğin ilk sonucunu yaşayanlar kadınlar. En temel haklarından yoksun kalıyor, taşlanarak öldürülüyor, toplu tecavüze uğruyor ve yakılarak öldürülüyorlar. Buna rağmen Afgan kadınları olarak kurban konumunda değiliz. Kadınların ve ülkenin özgürlüğü için savaşıyoruz. Evden eve dolaşarak kadınlarda özgürlükleri için ayağa kalkacakları bilinci yaratmak istiyoruz.

Bu konferans ilerici ve devrimci kadın hareketleri açısından çok önemli. Çünkü birbirimizin deneyimlerinden öğrenmek ve birbirimizi desteklemek için burdayız. Afganistan Dayanışma Partisi olarak döneminde Kobanê Direnişi’ni desteklemek için 7 şehirde işgal ve emperyalizme karşı eylemler düzenledik. Bu dayanışma çok önemli. Bu konferansta da aynı sorunları yaşayan kadınlar bir araya gelmiş bulunuyoruz. Elbette sadece konuşmak değil, bir direniş modeli olarak bunun görülmesi önemli. En önemlisi de herkesin diğer coğrafyalardaki direnişleri kendi ülkesinde yaymasıdır.

‘İnşanın başlangıcındayız’ 

KHAWLA AL ISSA ALHAMOUD/

REQA KADIN MECLİSİ SÖZCÜSÜ

Reqa’lı kadınlar adına bu konferansta bulunmak bizim açımızdan büyük bir anlam taşıyor. Bu konferans bana büyük güç verdi. DAIŞ zulmünden kurtarıldıktan sonra gücümüzün farkına vardık. Ve adım adım kendimizi iradi olarak geliştiriyoruz.

Reqa ve Reqa’lı kadınların özgürleştirilmesi için canı pahasına savaşan kadınlardan çok etkilendik. Bu etki bizde bir uyanışı ve örgütlülüğü sağladı. Kadınlar olarak mücadelemizde inşanın başlangıcındayız ve bu başlangıcı başarı ile taçlandırmak istiyoruz. Bu konferansın organizesinde yer alanlara teşekkür etmek istiyorum.

Biz güneşle kalkıp güneşle yatan halkız

AMERİKA GERERO/LATİN AMERİKA

Ben Mapuçe yerlilerindenim. Organik Feminizm Hareketi Üyesi’yim. Halk olarak Bolivya, Meksika, Şili, Gerero, Defe, Brezilya, Kolombiya, Şili, Madrid ve İsveç gibi ülkelerde yaşıyoruz. Geçmişten, kendi atalarımızdan gelen bilgiyi tekrar tazeleyerek bir ütopyayı gerçekleştirmeye çalışıyoruz.

Halklar tarih boyunca sömürülüp kırımdan geçirildi. Ama Mapuçe, Şili ve Arjantin’de olduğu gibi ayağa kalkıyorlar. Biz güneşle kalkıp güneşle yatan, toprağı kendi emeğiyle işleyen halkız. Avrupa’da bireysel haklar ön planda. Bizim için ise geleneksel bilgimizden gelen kolektif  örgütlenme esas. Doğanın, çocukların, kadınların herkesin bir arada olduğu bir örgütlenme. Batı feminizminin bunu öğrenmesinin önemli olduğunu düşünüyorum.

Kürt kadınlarının mücadelesi bize ilham veriyor. Bütün halkların özgürlük ağını örebilecek gücü yarattılar. Silah endüstrisi ve kapitalizme karşı durmak istiyorsak farkında olmamız gereken bir husus; içimizde, bedenimizde taşıdığımız baskıların farkına varmak. Patriyarkal, kolonyal ve kapital politikalara karşı beraber direnmeliyiz.

Hayatı savunmak için örgütlendik

CLAUDİA COROL/ARJANTİN’Lİ FEMİNİST YAZAR

Kadının gündelik yaşadığı şiddet maalesef devam ediyor. Bunun nedenlerinden biri Avrupa bilimlerinin, akademilerinin kadın bakışından yola çıkarak değil de, kendi durdukları noktadan kadının hayatını değerlendiriyor, belirliyor olmaları. Bu aslında kadına dönük şiddete çanak tutuyor. Çünkü kadının varlığı, hayatı değersizleştiriliyor.

Bizim kıtamızda toprağı, dereleri, ormanları, halkların topraklarını koruyan ve onlar için mücadele eden kadınlar öldürülüyor. Örneğin dereleri korumak için mücadele eden Şili’deki Macarena Valdês gibi, Honduras’lı Berta Caceres gibi, Bety Cariño, Marielle Franco gibi. Bu toprakları koruyan, halkların liderlerini öldürerek bu hareketleri de bitirebileceklerini düşünüyorlar.

Bu şiddet ve cinayetlere karşı sokaklardayız. 2015’te “Ni Una Menos” (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz) kampanyasını başlattık. Ama 35 yıldır zaten yoğun kadın buluşmaları düzenliyoruz. Geçen yıl ücretsiz ve yasal kürtaj hakkı için örgütlendik ve toplumun genelinde kabul görmesini sağladık.

Kürt Kadın Hareketi’nin başlattığı devrimi kendi devrimimiz gibi üstlendik. Çünkü Kürt Kadın Hareketi devriminin başarıya ulaşması, tüm dünyadaki kadınların başarı ve özgürlüğe ulaşması anlamına geliyor. Ancak iki hususu belirtmek istiyorum; birincisi belki de duyduğumuz utanç; çünkü DAIŞ’e karşı, Efrîn’de yaşananlara karşı daha fazla tepki veremedik. Elbette ki örgütlendik, elçiliklerin önünde çeşitli yürüyüşler/eylemler gerçekleştirdik ama durdurmaya yetecek kadar örgütlenemedik. İkincisi ise; düzenlediğimiz seminerler ile Kürt kadınlarından öğrendik. Sakine Cansız’ın kitaplarını yaydık. Aslında teoride ortak bir derinleşmeyi sağladık. Pratikte ise ataerkil ve faşizme karşı hayatı ve özgürlüğü savunmak için örgütlendik. Bölünmüş olarak değil de, beraber hareket ediyoruz.

Bizim kıtamızda kadına dönük şiddeti sömürgeci sistem teşvik ediyor. Avrupa’nın kıtayı sömürgeleştirmesi ile beraber ataerkil aile kavramı da hayatımıza girdi. Böylelikle kadına dönük baskı daha da arttı. Halkların elinden topraklarını alan mantık ile kadın üzerinde baskı uygulayan mantık aynı mantık. O yüzden yapılması gereken ulus-devletlerin bölen, parçalayan bakışından sıyrılıp doğa ile iç içe farklı yaşama biçimlerini tartışıp eyleme geçirmek gerekiyor.

Kürt kadınlarının deneyimlerini duymuş olmak beni çok duygulandırdı. Bir araya gelmek, birbirimizi daha iyi tanıyabilmek ortak hareket etmenin de temelini oluşturuyor. Bu buluşmanın gerçekleşmesi dağlarda ve şehirlerde savaşan Kürt kadınları sayesinde oldu. Onların savaşı bizim de savaşımız ve onların her biri bizim mücadelemizde de yaşıyor.

‘Özgürlüğü istemenin sınırları yok’ 

MARY JOAN A. GUAN/FİLİPİN/ GABRİELA HAREKETİNDEN

Konferansa katılım çok etkileyici. Dünyanın birçok yerinden 500’ü aşkın kadın geldi. Bu katılım aslında her ülkede askeri baskılara, savaşa, yerinden edilmelere ve şiddete maruz kalan kadınlarla dayanışmak için önemliydi. Bu buluşmanın gelecekte de ortak mücadeleye dönüşmesini ve konferans bileşenleri olarak iletişimde kalıp kendi aramızdaki desteği sürdürmeyi umuyorum. Özgürlüğü istemenin ve destek vermenin sınırları olmamalı. Kadının gerçek özgürleşmesi ve toplumsal adalete ulaşabilmek için enternasyonal dayanışma çok önemli.

Bütün dünyanın kadınları burada

MARİE-THERESE MARTİNELLİ /DÜNYA KADIN YÜRÜYÜŞÜ TEMSİLCİSİ

Bu konferans benim açımdan çok önemli ve heyecanlı bir etkinlik. Çok kalabalığız. Benim için çok ayrıcalıklı bir an. Bütün dünyanın kadınları burada ve onlara dokunabileceğim kadar yakınlar. Konferans; zengin tecrübe, buluşma ve ortak reflekslerle dolu, bu atmosferi yaşamak önemli. Bunun için Kürt kadınlarını kutluyorum.

Kadınları bir araya getiren ortak sorun ve ortak reflekslerdir. Kadın ve toplumla ilgili bütün çalışmalar tabandan başlıyor. Lokalden, okullardan, mahallelerden başlıyor. Bence bütün kadın hareketleri toplumcu bir çalışmayı esas almalı. Bu eril-cinsiyetin değişimi çocuk eğitimi ile başlatılmalı. Küçük yaşta kız/erkek çocuklarını toplumsal cinsiyetçilikten uzak büyütmek, yetiştirmek gerekiyor.