Yazmasını, yaşamasını, savaşmasını bilen kadınlar…

- Umut ŞERZAN
205 görüntüleme

IMG_152715 Eylül’de başlayan saldırıların ardından 134 gün boyunca süren direnişe adını yazdıran Kobanê’de tarihler 26 Ocak 2015’i gösterdiğinde yeni bir sayfa daha açıldı. Kobanê’de yoğun ve uzun süreli çatışmalarla yıkılan evler, beton yığınlarına dönüşen binalar arasından köylere ulaşan hat boyunca aynı manzara ile karşılaştım.

Yol sürdü, ben bakındım durdum.

Evlerin göğsünde açılan yaralar, bazı köylerde hala yerlerde serili olan paslı mermiler ‘unutmayın olan biteni’ der gibi.

İşte böylesi viraneye dönmüş evlerden biri de Geyde köyünde idi. Kobanê’den Sirin kasabasına giden yol üzerinde bulunan köydeki evler, hala direnişçilerin izlerini taşıyor.

‘Ayıp ve korku bastırılmış namus algısıdır’ sözünün not edildiği bir duvar ile karşılaştım yıkıntılar arasında gezindiğim evde.

Bana eşlik eden YPJ’li kadın arkadaşlara soruyorum, ‘kimler kaldı burada’ diye. Bu evde sadece YPJ savaşçılarının kaldığı ve DAİŞ çetelerinin Sirin tarafından saldırılara başladığında evdeki mevzilerin görkemli bir direniş sergilediğini belirtiyor. Evin karşındaki Sirin Buğday Ambarı’nda DAİŞ çetelerinin keskin nişancılarını konumlandırdığı için camlar paramparça olmuştu.

Ev delik deşik edilmiş durumda, duvarların iç tarafında soğuktan korunmak için yakılan ateşlerin sinen isleri duruyor. Bir kaç kırık bardak ve küçük bir çaydanlık duruyor ateş yakılan yerin hemen başında.

Kırmızı boyalı bir kalemle duvara yazılan yazının fotoğrafını çekerken, YPJ’nin katettiği mesafe ve kadınlar için sunduğu yeni yaşam felsefesini değerlendirince duraksıyorum.

DAİŞ çetelerinin, bir insanlık ayıbı olarak saldığı korku ile tutunmaya çalıştığı Kobanê’deki hesapları, bu yazılara denk yaşamlar süren kadınların eli ile yıkıldı.

Bu evin alt tarafında bulunan ve savaş sürecindeki yıkımdan payını fazlalasıyla almış olan yerlere yöneliyoruz. Kapı önünde çok sayıda çocuk, bizi görünce zafer işareti yapıyor. Hava soğuk mu soğuk, ikindi vaktini aşmanın da etkisiyle yüzleri kızarmış ama oyun keyfini bırakmayan çocuklara, anneleri sesleniyor.

Çocuklarla birlikte evlerine doğru  geçerken, annelerinin bir el arabasının içinde kürekle karıştırdığı çimentoyu görünce, hummalı bir onarım çalışmasının içine düştüğümüzü anlıyorum. Anne, çimento ile derme çatma pencerenin sağında solunda açılan koca delikleri  büyük bir ustalıkla kapatmaya başlıyor.

‘Nasıl gidiyor’ sorumu yanımdaki arkadaşım Arapça’ya tercüme ederek aktarıyor. Kadın, arkadaşımın üniformasını göstererek ‘herşeyi yapabileceğimizi sizden öğrendik’ diyor.

Onarım çalışması süren evin damındaki mevzilere çıkıyoruz. Çetelerin keskin nişancılarının menzilinde kalan evde kadın savaşçılar, evin odalarından birininin tabanından kazdıkları toprakları çuvallara doldurarak yapmışlar mevzileri. Sabah doldurulan çuvallar, geceleri özgür yaşam savaşını kazanmak için koruyan mevzilere dönüşmüş. Şimdi aynı çuvallardaki topraklar, başka bir kadının elinden yine yaşamı güzelleştirmek için kullanılıyor.

DAİŞ çetelerinin zulmü altındaki kadınlara namus adı altında çektirdikleri işkencelere, reva gördüğü katliamlara, amansız bir direnişin ortasında iken duvara yazılan bir cümlenin beton etkisi yaptığı görülüyor.

Bazen bir yazı, bir söz destana döner. Kadın savaşçıların yazdıkları 5 kelimelik cümle, verilen direnişe ve sonrasında inşa edilmeye başlanan yaşama öncülük sunar gibi. Kadınlar için mazur görülen kaba namus algısının ve adı kadınla anılır olan ayıplara karşı bir direniş bu. Cesaretin asilliğine yaraşır kadın özünün, nesilden nesile tüm farklılıkları bir kılarak vücut bulduğu ev burası.

Yazmasını, yaşamasını ve savaşmasını bilen kadınların elinden çıkmıştı yazı. Kobanê’de kadınların  toplumsal yaşamın her alanındaki varlığını ve gücüne tanık olduktan sonra yazının, pratize edildiğini görüyorum.

Yazılan yazı bir kez daha geliyor gözlerimin önüne, bu kez gülümsüyorum.