Yitirilen bir oğulun ardından…

- Amara ROJBIN
240 görüntüleme

foto alti son

Bazen mutluluktan dolar gözlerimiz, bazen de acıdan; yüreğimizden hiç mi hiç elini çekmeyen acılar… Hele bir de Kürdistan’da anne olunca, hele bir de katliamların gölgesini üzerinde taşıyan Şengalli bir anne olunca… Çocuklarını yitirmenin tarife sığmayan sızısı, topraklarından kopmanın dehşet korkusu… Kan, ölüm, sürgün… Hepsi kara bir kabus gibi çöker üzerimize. Ama bu kabustan uyanmasını biliyoruz artık. Kaderimiz değil bu karanlık… Başımızı göğe kaldırıyor ve “yeter artık” diyoruz. Direnci yudumluyoruz, kutsal topraklarımızın değerlerini sımsıkı kucaklıyoruz. Evet, yine yitirdiğimiz evlatlarımız var, ama bu kez onurluca. Baş eğmiyoruz, biat etmiyoruz, korku bizi yok etmiyor artık.

72 defa gözlerimiz kuruyan bir ırmağa döndü. 72 defa kaybetmeyi kader bilerek gözyaşı döktük. Artık öyle değil, şu yanağımdan aşağı süzülen yaşlar başka bir ırmağa ait. Oğlumu yitirdim, güzel oğlumu, yiğit oğlumu… Topraklarımıza çöreklenen kara adamlara karşı, kaderine bayrak çekti oğlum. Benim en kıymetlim, gözümün feriydi. Kaçmadı, korkmadı, boyun eğmedi. Silahını alarak en öne yürüdü. Soframızdan ekmek, göğümüzden güneş eksik olmasın diye, öfkesini karanlığa haykırırken vuruldu. Her defasında katledilmiş bir yokluğa yasladım başımı ben, bu kez yokluk değil. Oğlum bana kızıl bir direniş bahşetti.

Şu gözlerimden akan yaşlarda acı var, yokluk var, özlem var. Ama bir şey daha var, beni ayakta tutan, beni dirençli kılan; o da yiğit oğlumundan bana yadigar kalan ONUR’dur. Gözyaşlarımın başka bir anlamı var artık.  Şengal direnişinde sonuna kadar mücadele eden oğluma ve oğullarıma ve daha nice kızlarıma dökeceğim gözyaşlarımı…

Amara ROJBIN/ Şengal