Özgürlüğün resmini çizen kadınlar

- Rojda YILDIRIM
314 görüntüleme

COCUK CIZIMBabası siyasi bir tutsaktı. Ağırlaştırılmış cezaların verildiği bir zindanda kalıyordu. Küçük kız her hafta sonu babasını görmeye giderdi. Yine bir gün ziyarete giderken babası için bir resim çizmişti. Ancak resim cezaevi idaresi tarafından kabul edilmedi. Ve içeri sokulmadı. Gerekçeleri ise resimde özgürlüğü çağrıştıran çizimlerin oluşuydu. Özgürlükle ilgili hiçbir çağrışım ise zindana giremezdi. Bu çağrışım bir kuş resmiydi. Küçük kızın elinden alınan kuş resmi hızla yırtılmış, bir kenara fırlatılmıştı. Bu duruma çok üzülen küçük kız içeri girip yaşananları anlatınca babası onu teselli etmiş ve çizimlerine dikkat etmesini söylemişti. 
***
Diğer hafta ziyarete gelen küçük kız bir resim daha çizmişti. Bu sefer kuş yerine bir ağaç ve üzerinde siyah küçük noktalar vardı. Resim içeriye alındı. “Bu siyah noktalar da nedir” diyen babasına küçük kızın yanıtı şu olmuştu: “sessiz ol, o benekler, ağacın içinde saklanan kuşların gözleri…” demişti.

Evet, küçük kız özgürlüğün resmini böyle çizmişti. Tutsaklığın içine sığdırılmış bir özgürlük tarifiydi onunkisi. Ama en yalın, en saf ve en güzel haliyle anlatılmıştı küçük kızın özgürlük dünyası…
Ve sonra özgürlük kavramını düşünürken çoğumuzun zihninde ilk çağrışım yapan o ünlü söz gelir. Hani Nazım Hikmet’in “sen özgürlüğün resmini çizebilir misin Abidin Dino” diyen şiiridir bize çağrışım yapan. “Çizemem, çünkü o resimde sen yoksun” demişti Dino. Onun özgürlük anlayışında da dostluk, arkadaşlık, paylaşım vardı.
Ve bir süredir çoğumuzun kilitlendiği o harikulade resim… Üzerindeki siyah çarşafı sevinç çığlıkları içinde fırlatan kadının karelendiği fotoğraf bize özgürlüğün tarifsiz güzelliğini anlatır. DAİŞ zulmü altında zorla çarşaf giydirilen, evlere kapatılan, bir erkeğin haremine sokulan kadınların isyanıdır yansıyan…
Bu fotoğrafı anlatmaya kelimelerin gücü yetmese bile, yine de hayatı, iradesi, bedeni, cinselliği kördüğüm haline getirilmiş kadınların kölelik zincirlerini parçalarcasına kırdığı o tarihsel An’ın adıdır karelenen…
O resme bakarken kendisine giydirilmiş olan bir tutsaklığın, demir parmaklıkların, karartılmış kadın hayatlarının, tıpkı siyaha çalan cehennemi zihniyetin fırlatılmasıdır anlatılmak istenen…
Hayata tek renk giydirmek isteyenlerin, ya ak ya da karadan ibaret görenlerin, farklılığı düşmanca algılayanların, dünyayı bir renk körüne çevirmeye çalışanlara karşılık rengin isyanıdır fotoğrafa yansıyan…
Siyahın altında gizlenmeye, kapatılmaya ve yok edilmeye çalışılan o fotoğrafta açığa çıkan kırmızı bir elbise, çiçekli, nergizli, capcanlı bir özgürlük betimlemesidir…
Sadece bu da değil, ısrarla kadınlara, çocuklara, halklara mutsuzluğun resmini an be an çizdirmeye çalışanlara, hayatı kapkaranlık koyu bir dünyaya mahkûm edenlere, kadın şahsında insanlığın bitişine imza atmaya çalışanlara inat özgürlüğün resmini çizmeye çalışanların karelendiği andır çarşafın fırlatılması…

MANSETBir de fırlatırken atılan zılgıtın tınısına yansıyan o tarifsiz sevincin tüm evrene, doğaya, insanlığa armağan edildiği ve paylaşıldığı anın adıdır özgürlük…
Başka hangi resim YPG ve YPJ savaşçılarını gördüğünde özürlüğü bu kadar yansıtabilir ki? Özgürlük erkek egemenliğine, zulmüne, iktidar ve devlet anlayışına, yine dünyayı ve toplumları sınırlarla bölmeye çalışanlara inat YPJ’li kadınların bu zihniyetle dalga geçen gülümsemelerinde saklıdır.
Özgürlük mü? Minbic’e, Rakka’ya doğru ilerlerken Rojda Felat’ın “bütün kadınların hesabını soracağız” diyen dik duruşunun ve asil yürüyüşünün adıdır özgürlük…

Kürt kadınları, kapkara bir fotoğraf olarak sunulan köleliğe karşılık her gün özgürlüğün resmini çizmeye devam ediyor… Üstelik ağız dolusu kahkahalarıyla…