ÜÇ KADIN…

- Rojda YILDIRIM
311 görüntüleme

Sana inanan kadınlara iyi davran

kibar ol,

göbek delikleri etrafında

şiir halkaları çizerek

kulaklarına halkın haysiyetini haykır.

çocuk parklarından

çaldığın büyük fantezileri

ve

büyümekten korkan çocukları anlat 

onlara.

anlatırken

rüzgarın yakasından tut

ve yağmurun dudaklarını öpmeyi öğret.

cennetin yasak meyvelerini

sür meme uçlarına,

sehpandaki kan lekelerini

bir polisiye romanında

işlenen postmodern cinayetlerin izi olduğuna

inandır onları.

sakın kendini ele verme,

yoksa kırbacının kalbi kırılır

şevki kırılır,

şakağında uyuyan salak şövalye

şahit yazılır tüm tecavüzlerine…

NURAY KOCANSon bir aydır farklı karelerde bizlere yansıyan onlarca kadından biri olan Nuray Koçan, Suruç’ta katledilmeden kısa bir süre önce kadın katliamlarına dair bu şiiri paylaşmıştı facebook sayfasında. Kadın ve çocuklar için öfke dolu paylaşımları vardı Nuray’ın. Sonra sayfasındaki fotoğraflara baktım. Sürekli gülen gözler, etrafa enerji veren anlamlı bakışlar. Bu güzel ve yiğit kadının tüm fotoğrafları bir şeyler anlatıyordu zaten. Kimisinde çocukça bir haşarılık, kimisinde inanılmaz bir olgunluk, kimisinde asi ruhlu bir kadın, kimisinde itirazları derin olan feminist bir kadın vardı fotoğraflarda.

Son paylaşımı ise  “nereye uçar turnalar” isimli şarkıydı. Klibi açıp dinledim. Bu klibi sayfasında paylaşırken neler hissettiğini düşünmeye çalıştım. Uzun bir yolculuğa çıkan turnalara ağıt gibiydi. Son mısrası ise “Ölenlerin adını unutma; türkülerin, meydanların. Bırakmasın onlar seni” diyordu.

Nuray Koçan katledildiğinde 22 yaşındaydı. Kocaeli üniversitesi hukuk fakültesi 3. Sınıf öğrencisiydi. Mudanya’da işçi bir ailenin ilk çocuğu olarak dünyaya gelmişti. Babasının “Kobanê’de ne işin var, gitme kızım” diyen ısrarlı uyarılarına rağmen “Kobanê’ye gidip kütüphane kuracağız” diye yanıt vermişti. Nuray da diğer arkadaşları gibi Kobanê’ye varmadan katledildi.

Nuray ve 30 arkadaşı dağ gibi bir miras bıraktılar bizlere… Tıpkı devrimin yol gösteren levhaları gibi…

VSURUC - ANNEe sonra Suruç katliamı üzerine çok sözler çok ağıtlar yakıldı. Hepsi de inanılmaz derecede yürek yaralayıcıydı. Ancak bir Kürt anasının Suruç şehitleri üzerine sarf ettiği sözler, gerçek anlamda sözün bittiği yerdi.

“Keşke o bomba bizim burada patlasaydı. Biz Kürtler alışığız ama batıdan gelen o çocuklar misafirimizdi. Keşke biz ölseydik. Şimdi ne diyeceğiz annelerine?” diyordu. Bu sözü okuduğumda ya da okuduğumuzda birçok insandan şunu duydum “ben senin gibi bir anaya kurban olurum”…

Bu sözün üstüne söz söylenir mi bilemiyorum ama ilk duyduğumda tarifi zor bir duygu yoğunluğu yaşadı çoğu insan. Hani insan çok farklı hisseder ya, ama anlatamaz… İşte o güzelim Kürt anasının sözleri de öyleydi. O yüzü acılı Kürt anasının dilinden dökülenler, insan olma erdeminin en doruk noktasıydı. İnsanlık tam da böyle bir şeydi. Bu sözler karşısında “başkaca da bir şey değil insanlık” demeliydi… Bu sözler sadece bir annenin ağzından çıkan yaralı sözler değil. Bu sözler aklın, vicdanın, yüreğin, tarihin, mücadelenin, savaşın ve binlerce yıllık insanlık serüveninin damıtılmış en yalın haliydi. Kürt anasının sözleri ezilen bir halkın acılı ama onurlu bir dile getirilişidir. “Sen değil ama benim canım yansın” diyen bir kadının mağrur duruşudur. İnsanlık tarihi üzerine binlerce kitap yazılmıştır belki. Ancak hiçbir insanlık tarifi bu kadar sade, bu kadar yerinde ve bu kadar zamanında söylenmiş olamaz.

CARSAFI ATAN KADINVe sonra başka bir kadın karesine takılıyor gözlerim. Bir fotoğrafa yansıyan o tarihi anlar. Siyah çarşaflı bir kadın. Fotoğrafın ikinci karesinde Gri Spî’de IŞİD’in elinde kurtulup YPG güçlerinin yanına varınca, üzerindeki çarşafı çıkarıp önce sallayan sonra yere fırlatan bir kadın var. Bu fotoğraf bir film karesi değil, hayatın içinden ve gerçek… İşte gözlerimizin önünde. IŞİD çetelerinden kurtulan kadınların özgürlük fotoğrafı…

Nuran Koçan, Kürt anası, çarşafı fırlatan kadın… Bu her üç kadın bizlere hem mücadelenin, hem de özgürlüğün zor ama bir o kadar da muazzam gücünü gösterdiler. Her kare bize özgürlüğe doğru nasıl yol almamız gerektiğini anlatmaktadır. Mudanyalı Nuran, Suruçlu ana, Gre Spî’li kadın… Her üçünüzün de güzel, özgür, asi ve insanlık dolu yüreğinizden öperiz.