Rojava’da Jineolojî: Kadın devrimi, hafıza ve özgür yaşamın inşası

18 yıllık serüven- 2. Bölüm

- Seval Balcı
24 views
 Jinwar’da kurulan yaşam, Şifajin’de yeniden üretilen bilgi ve Andrea Wolf Enstitüsü’nde geliştirilen bilinç, Jineolojî’nin teori ile pratiğinin bütünlüklü biçimde kurumsallaştığını ortaya koyuyor. Rojava’daki kadın devrimiyle gelişen bu deneyimler, alternatif yaşam ve bilgi üretiminin somut örnekleri olarak öne çıkıyor.

Jineolojî Akademi üyeleriyle yaptığımız söyleşinin bu bölümünde; Rojava’daki kurumsallaşma deneyimini, kadınların toplumsal dönüşümde üstlendiği rolü, karşılaşılan zorlukları ve geleceğe dair hedefleri konuştuk.

Rojava devrimi ve deneyimi Jineolojî’nin teorik ve kurumsal gelişimine nasıl yansıdı?

Rojava, Jineolojî’nin teorik çerçevesinin pratikte somutlaştığı en önemli alanlardan biri olarak öne çıkmakta. Kadın devriminin bilimi olarak tanımladığımız Jineolojî’nin, kadın devriminin gerçekleştiği mekandaki yolculuğu; onun karakterinin gelişiminde, bedenleşmesinde ve toplumsallaşmasında belirleyici olmuştur.
Jineolojî’nin kavramsallaşma, kuramsallaşma ve kurumsallaşma süreçleri, diğer Kürdistan parçalarındaki deneyimlerle etkileşim içerisinde şekillenmiştir.
Rojava’daki ilk aşamayı; okuma, araştırma ve tartışma faaliyetleri aracılığıyla Jineolojînin temel kavramlarına dönük yoğunlaşma süreci olarak değerlendirebiliriz. Bu süreçte egemen pozitivist ve erkek egemen bilim anlayışının Suriye’deki yansımaları ele alınmış, buna yönelik çözümlemeler geliştirilmiştir.
Kadın devriminin mekanında kadim tanrıçalık değerlerinin güncellenmesi temelinde kadın, toplum ve doğa arasındaki ilişkiler yeniden yorumlanmış; ahlaki-politik toplum değerlerinin izi sürülmüştür. Bu süreçte Jineolojî kendi yöntemlerini geliştirerek deneyime dayalı, kolektif ve etik bir bilgi üretimini esas almıştır. Böylece bilginin yalnızca teorik bir alan olmadığı, yaşamla doğrudan ilişkili olduğu ortaya konulmuştur.
2015 yılından itibaren akademileşme hedefi doğrultusunda çalışmalar yoğunlaşmış; bunun sonucu olarak 2017’den itibaren araştırma merkezleri, Jineolojî Fakültesi, Jinwar Kadın Köyü, Andrea Wolf Enstitüsü ve Şifajin gibi kurumlar oluşturulmuştur. Bu çalışmalar Jineolojî Akademisi çatısında bir araya gelmiştir. Eğitim faaliyetleri, halk eğitimleri, araştırma merkezleri, üniversite programları, Jineolojî kampları, köy projeleri ve yayın çalışmaları aracılığıyla Jineolojî toplumsallaşmıştır.
Akademi bünyesinde hazırlanan kitaplar, dergiler, raporlar, çalıştaylar aracılığıyla bilgi üretimi yaygınlaştırılmıştır. Uluslararası konferanslar ve seminerlerle Jineolojînin görünürlüğü artırılmıştır. Bu süreçte, düzenli eğitim devreleri ve araştırma çalışmalarıyla kolektif bilgiyi oluşturma ve yayma süreçlerinin sürekliliği sağlanmıştır. İhtiyaç dahilinde özgün ve genel akademi çalışmaları gelişim göstermiştir.

Jineolojî ile Özerk Yönetim sistemi arasında nasıl bir ilişki var?

Jineolojînin demokratik toplum perspektifiyle şekillenmiş olması, Rojava’daki Özerk Yönetim sistemiyle organik bir ilişki kurmasını sağlamıştır. Kadınların meclislerde, komünlerde ve yerel yönetim yapılarında aktif biçimde yer alması bunun en somut örneklerinden biridir. Kadın meclisleri aracılığıyla kadınlar karar alma süreçlerine doğrudan katılmakta ve toplumsal sorunlara çözüm üretmekte.
Jineolojî doğrudan bir yönetim organı olmamakla birlikte, bu yapıların ideolojik ve teorik zeminini oluşturan önemli bir referans noktası. Bu yönüyle karar alma mekanizmalarını etkileyen ve dönüştüren bir düşünsel güç olarak değerlendirilebilir. Örneğin meclislerden komünlere kadar verilen “özgür eş yaşam” ve “eşbaşkanlık” seminerleri, bu organik ilişkinin güçlenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Jineolojînin etkisinin en belirgin görüldüğü alanlardan biri de eğitimdir.
Üniversitelerde, okullarda ve akademilerde verilen Jineolojî dersleri, özellikle gençlerde sorgulama, derinleşme ve farklı perspektiflerden bakabilme yeteneğini geliştirmekte. Gençlik kampları ve çevrim içi seminerler aracılığıyla Jineolojî yalnızca akademik bir disiplin değil, aynı zamanda toplumsal bilinçlenmenin de bir aracı haline gelmiştir.

Jineolojî araştırma merkezleri toplumda nasıl bir karşılık buldu ve ne tür etkiler yarattı?

Jineolojî araştırma merkezleri, zaman içerisinde toplum nezdinde önemli bir meşruiyet kazanmıştır. Bu meşruiyetin temelinde, kadınların yaşadığı somut sorunlara çözüm üreten pratik mekanizmaların geliştirilmesi yer almaktadır.
Devrim mekanında kurulan Mala Jin gibi yapılarda, aile içi şiddet, zorla evlendirme ve toplumsal baskı gibi sorunlara çözüm aranırken Jineolojî perspektifinden yararlanılmaktadır.
Jineolojî, kadınlar açısından özgürleşme ve özneleşme aracı olurken, erkek açısından ise dönüşüm ve yeniden toplumsallaşma sürecinin yol göstericisi haline gelmiştir.
Jineolojî araştırma merkezleri tarafından yürütülen erkek değişim ve dönüşüm eğitimleri, erkek egemen zihniyet yapısının ve toplumsal cinsiyet ilişkilerinin sorgulanmasında ve yeniden yapılandırılmasında önemli bir rol oynamakta.
Bu eğitimler aracılığıyla alternatif bir toplumsal ilişkilenme felsefesi olarak “özgür eş yaşam” tartışılmakta, ailenin demokratikleşmesinin koşulları ve gerekliliği ele alınmaktadır. Her ne kadar geleneksel erkeklik anlayışından kaynaklı dirençler görülse de, eğitim süreçleri bu direncin aşılmasında etkili olmakta.
Kobani’de yapılan erkek eğitimine katılan bir erkeğin deyimiyle: “Kadından bir şeyler öğrenirsem kendimi eksik hissederdim, ama şimdi bilginin ve yaşamın kaynağının kadın olduğunu çocuklarıma öğretirken zevk alıyorum.” Bu söz, dönüşümün olumlu yansımalarına bir örnektir. Bu çalışmalar, aile içi ilişkilerden toplumsal yaşama kadar geniş bir alanda dönüşüm yaratmaktadır. Ayrıca Jineolojî araştırma merkezleri, savaşın zor koşullarında dahi rol oynamış ve bu perspektifle toplumun sorunlarına cevap olma arayışını sürdürmüştür.
Rojava’daki savaş, ambargo ve siyasi baskılar “bilim yapmanın” koşullarını zorlaştırmakla birlikte, aynı zamanda bu bilimin önemini artırmıştır. Kriz koşullarında Jineolojî Akademisi, Jineolojî perspektifiyle müdahil olabileceği hareket alanları oluşturarak, yeniden inşa süreçlerinde aktif rol üstlenme çabası içinde olmuştur.
Kadınların örgütlenmesini ve dayanışmasını güçlendirmesinde Jineolojî perspektifi önemli bir rol oynamıştır. Kadınların özsavunma, üretim ve örgütlenme konularında teoriyi pratik politikaya dönüştürecek düşünce gücünün geliştirilmesindeki rolü, Jineolojînin pratikteki en önemli katkılarından biri olmuştur.

Rojava’da Jineolojî’nin kurumsallaşması hangi çalışmalar üzerinden gelişti?

Rojava’da Jineolojî; Jineolojî Fakültesi, Andrea Wolf Enstitüsü, Jinwar Kadın Köyü ve Şifajin çalışmaları gibi somut kurumlar üzerinden farklı alanlarda derinleşerek gelişmiştir. Bu kurumlar kadın özgürlüğünün günlük yaşamda nasıl inşa edilebileceğinin pratik örneklerini oluşturmuştur.
Kadınların eğitim, sağlık, ekonomi ve toplumsal yaşam alanlarında güçlenmesini hedefleyen bu yapılar, Jineolojînin “bilgi ile yaşamın birleşmesi” ilkesini somutlaştırmakta.
Jinwar, Jineolojînin en somut ve dönüştürücü adımlarından biridir. Sadece kadınların birlikte yaşadığı bir köy değil; erkek egemen sistemden kopuşun, alternatif toplumsallığın ve kadın merkezli yaşamın yeniden inşasının mekanıdır. Kadınların kendi emeğiyle üretime katıldığı, ekonomik bağımsızlık kazandığı ve kolektif yaşam içinde kendini yeniden var ettiği bir model geliştirilmiştir.
Köy bünyesindeki çocuk ve gençlik merkezleri bu dönüşümün sürekliliğini sağlamakta. Çocuklar hiyerarşik ve cinsiyetçi kalıplardan uzak bir eğitim anlayışıyla yetişirken, genç kadınlar da özgür yaşam bilinciyle eğitilmekte. Bu yönüyle Jinwar yalnızca bugünün değil, geleceğin özgür toplumunun da çekirdeği olarak değerlendirilmekte.

Şifajin ve Andrea Wolf Enstitüsü’nün özgün katkıları neler?

Şifajin, kadın bilgisinin yeniden üretildiği özgün alanlardan biridir. Modern tıp ile doğal tedavi yöntemlerini bir araya getirerek bütüncül bir sağlık anlayışı geliştirmekte.
Burada kadınlar doğayla yeniden bağ kurmakta, şifalı bitkileri tanımakta ve bu bilgiyi kolektif biçimde yeniden üretmekte.
Kapitalist modernitenin kadını doğadan koparan yaklaşımına karşılık Şifajin, kadınların hem doğayla hem de kendi bedenleriyle yeniden ilişki kurmalarına olanak sağlamakta. Bu yönüyle Jineolojînin temel epistemolojik hedeflerinden biri olan bilginin kadın eksenli yeniden inşasının somut örneklerinden biridir.
Andrea Wolf Enstitüsü ise sürecin teorik ve ideolojik derinliğini sağlayan önemli bir merkez. Farklı ülkelerden devrim alanlarına gelen kadınlar burada Jineolojînin temel kavramlarıyla, kadın devriminin tarihsel ve toplumsal arka planıyla ve özgür yaşam değerleriyle tanışmakta.
Eğitimler yalnızca bilgi aktarımını değil, öz bilinç kazanımını ve kişisel dönüşümü de hedeflemekte.
Birçok kadın için bu deneyim adeta bir ‘yeniden doğuş’ sürecine dönüşmekte. Kadın devriminin pratiğiyle buluşan katılımcılarda özgüven, kolektif bilinç ve mücadele kararlılığının belirgin biçimde güçlendiği gözlemlenmekte.

Sahada yürüttüğünüz Jineolojî çalışmalarından yola çıkarak, gelecek perspektifi nasıl şekillenebilir?

 Çalışmalarda edindiğimiz bilinç, birlikte ele alındığında Jineolojînin teori ve pratiğinin bütünlüklü biçimde kurumsallaştığı görülmekte.
Kadınların özgürleşmesi, alternatif bilgi üretimi ve kolektif yaşam pratiklerinin geliştirilmesi bu sürecin temel motivasyonlarını ya da ‘jinerjisini’ oluşturur. Ancak bu kurumların asıl önemi, yalnızca ihtiyaçlara cevap vermelerinde değil aynı zamanda yeni bir yaşam paradigmasını adım adım inşa etmelerinde yatar.
Rojava Kürdistanı’nda Jineolojî artık yalnızca teorik bir bilim değil; toplumsallaşmış ve eylemselleşmiş bir dönüşüm modeli haline gelmiştir.
Eğitimden yönetime, ekonomiden toplumsal ilişkilere kadar geniş bir alanda etkili olan bu yaklaşım, bilgi üretimini toplumsal dönüşümle birleştirmekte.
Önümüzdeki süreçte temel hedef, bu birikimi daha geniş coğrafyalara taşımak ve toplumsal sorunlara daha kapsamlı çözümler üretmektir. Bu da Jineolojînin hem teorik hem de pratik düzeyde gelişimini sürdürmesini gerekli kılmakta. 

    Röportajın 3. bölümü; Şengal, Rojava, Başûr ve Bakur Kürdistanı’ndaki Jineolojî çalışmalarını ele alarak devam edecek.